Top TenCenk Büker

Evimde gece yarısından sonra bu albümleri dinleyip coşarken bir büyük rakı daha hayatımdan geçti –önceden Kayınpeder az içmiş-. Seçerken hayvan gibi zorlandığıma mı yanayım, kesin biriniz çıkıp “Abi niye şu albümü koymadın?” diyeceksiniz ve ben de Arrgh! diye Jawa’layacağım ona mı yanayım? Ya ben ne edeyim? İşte hayatımdaki hevai fişekleri patlatan ilk 10 –in no fakin’ orda!

Konuk NinjaCenk Büker

Not: Eşim listeyi görünce “çok kozmopolit olmuş” dedi. Ben de kendisine “O nasıl be?” diye karşılık verdim. Bakalım siz ne düşüneceksiniz?

1. Ünlü, Son Defa (Polygram-Raks 1996)

Ünlü, Son Defa
Bir albümde bir tane mi idareten şarkı olmaz arkadaş? Tam bir bomba! Özgün ve harika besteler, süpersonik ve had safhada enerjik coverlar. Zaten albümü dnlerken yerinde durmak pek mümkün değil, topukları kıçına vurarak koşturası geliyor insanın. Bu kadar kaliteli düzenlemeler bu kadar kaliteli kayıt; cam gibi cam…

Türkiye’de yabancı albüm statüsünde satışa sunulmuş ve bittikten sonra da bir daha bulunamamıştır. En bunları çekemeyenler bile etkilenmiş –malum, sanatçımız çalışıp bir şey yapmak yerine eleştirmeyi tercih eder-, özellikle Achim Gschwend’in davul performansı karşısında su muhallebisi gibi kalmışlardır.

2. Yeni Türkü, Koleksiyon (DMC)

Fazla söze gerek yok. Yeni bir mecra açmış ve burada birbiri peşi sıra birbirinden değerli albümler döktürmüş bir fenomen. Eski albümlerini bulamayacak veya eksiklerini giderecek, yahut da yeni tanışacaklar için oldukça iyi bir seçkiden oluşan doyurucu bir külliyat. Bazı dinleyicinin yaşı kadar bir maziyi aktarmaya çalışan 54 parçalık bir derleme.

3. MFÖ, Ele Güne Karşı Yapayalnız (Balet, 1984)

MFÖ, Ele Güne Karşı Yapayalnız

13 yaşından beri her albümlerini evire çevire dinleyip hâlâ çok büyük ve her seferinde yeni yeni hazlar aldığım takıntım. Bir beyanlarında “Sanıyoruz gençlere doğru müzik yapmayı aktarabilmişizdir” demişlerdi. Modern Türk müziğinin tartışmasız köşe taşları. Bir çok ilkin babaları; Sufi müziğini ilk popülerleştiren, ilk reggae (Deli Deli), ilk popüler rap (Ali Desidero)… Bu albüm özelinde söylenebilecek şeylerden biri de Erkan Oğur üstadın Güllerin İçinden’deki yakıcı perdesiz bas solosu. Moğollar’ın basçısı Taner Öngür mandolin desteğinde. Yalçın Ateş, Asım Ekren, Garo Mafyan ve Onno Tunç ekibin devamı.

Kayıt ve yapımı için bin türlü meşakkatle uğraşılan –kitap olur- tek kanallı ortamlarda kaydedilen müthiş bir klasik. Yine grup beyanlarından hatırladığım; artık kayıt bitmiş, kablolar toplanırken Alanson’un “Yahu şunu da çalalım diye” yanılmıyorsam Güllerin İçinden’i önermesi…

4. Doğan Canku, Sonsuza Dek / Ayrılık (Ada, 1990)

Doğan Canku, Sonsuza Dek
“Hani insanı kendinden alıp götüren şeyler vardır ya” diye konuşan fön kafalı sarışın sunucu edasıyla söylemek istemezdim ama hakikaten alır ve götürür. Geri getirme garantisi de yoktur. Hiçbir şeyin derdinde olmadan hikâyelerini anlatan çok derin bir albüm. Güftelerde Ahmet Muhip Dranas da var, Bülent Ecevit de. Gitarın aletsel büyüklüğü şaşırtıcı. Sonsuza Dek ve Gecelerim ağlatır…

5. Pentagram 1987, 20.yıl konser albümü (Sony-BMG)

Türk Rock Musıkisi’nin medar-ı iftiharları. Her zaman ve her albümde ve her detayda kalite, kalite, kalite. Biraz da albüm seçememe gafletinden bu 24 parçalık seçkiyle kolaya kaçayım dedim. Başladıklarında 20 yıl sonra hâlâ 15-16 yaşlarında bir dolu fan’ı olan kaç Türk grubu biliyorsunuz? Bu tür karşılaştırmaları sevmem ama Amerikalının biri çıkıp bizde Metallica var, sizde ne var diye sorsa cevabım hazır. Hem de derin doğu müziği hamuruyla… Bir büyük helâl olsun!

6. Hakan Kurşun, Kaos (Raks, 1996)

Hakan Kurşun, Kaos

Yine olmaz be kardeşim dedirtecek bir albüm. Yine ilk baskısı tükenmiş ve de bulunamayacak bir arşiv eseri. 20 yıl sonra kızınıza oğlunuza gönül rahatlığıyla dinletip, benim zamanda işte böyle avangart işler de var diyebileceğiniz dopdolu bir eser. Alabildiğine özgün ve kaygısız. Sanırım gerçek sanatın ilk şartlarından biri de bu olsa gerek.

Hem bas hem gitar çalıp diğer enstrümanlardan da bayağı anlayan komple bir müzisyenin eseri de böyle her tınısı ve frekansıyla uğraşılmış rafine bir tat bırakıyor. Kurşun’un oldukça farklı vokal tarzı hâlâ tartışılıyor… Öte yandan ikinci albüm de yine bir o kadar rafine. Monitörde ayrı kulaklıkta ayrı hazlar veriyor. Bu tarz ulvi müzikleri başka müziklerle karşılaştırmak gelmiyor içimden. İllâ karşılaştıracaksam Ayasofya’yla, gün batımında Avanos Vadisi’yle karşılaştırayım bari…

7. Levent Yüksel, Med Cezir (Tempa-Foneks, 1993)

Levent Yüksel, Med Cezir

Sen kalk, müzik dinleyicisi ve endüstrisinin Tarkan taklitçileriyle uğraştığı bir dönemde bambaşka bir şey yap. Sözümüz tabii ki, dans hocasından aranjörüne ekip çalışmasını çok iyi uygulamış Tarkan’a değil. Zaten albümleri toplamda neredeyse 15 milyon satmış bir adamın nesini tartışacağız. Söylemek istediğim Yüksel’in farklılığı. Her şarkısıyla sanat eseri bir albüm. Farkı yalnızca güfte ve besteler de değil, asıl onların işlenme biçimi, prozodi dokusu gibi ayrıntılarda. Yine eskimeyecek bir köşe taşı. Benzersiz –hatta bir daha sanatçının kendisinin bile benzetemediği veya belki istemediği- bir doku.

8. Serdar Ateşer, Avdet Seyri (Kalan, 1998)

Serdar Ateşer, Avdet Seyri

Ah müzik sen nelere kadirsin. Bir albüm bu kadar mı geniş olur, bu kadar mı akar… Sıra dışılığın, kalıpsızlığın elebaşısı. Akıllara ziyan bir müzisyen kadrosu. Banço mu arasın zurna mı, ney mi istersin trompet mi? Bir de bunları bir potada nasıl erittin böyle be arkadaş? Dünyanın neresinde bir prodüktöre götürseniz, kimdir bu müziği yapan yahu diye meraklandıracak bir usta. Albüm; foto, çizim ve yazılarıyla da ayrı bir vurucu, sesten bağımsız ayrı bir eser niteliğinde. Dinlemeyenlerin Türk müziğinin ufukları hakkında ahkâm kesmesini engelleyecek güçte bir vampirsavar.

Kendisini, az sayıdaki ipucunu takip ederek –ortak tanıdıklarımız ve Ekşisözlük sağolsun- Ayvalık’ta bulup saygımı ifade etmem de bu yüzdendir. Diyalog da aynen şöyleydi:

-  Merhaba, Serdar Ateşer misiniz?

- Evet benim, nereden tanışıyoruz?

- Henüz tanışmıyoruz, şimdi tanışacağız…

Ataşer’in maalesef çok fazla işi yok. İlkini kendi dağıttığı üç albümden başka bildiklerim iki yıl önce enstalasyon tarzı bir çalışmaya yazdıkları ve Filler ve Çimen ile Selamsız Bandosu müzikleri.

9. Sezen Aksu 88 (Sizce kaç yılında çıkmıştır :)

Yazının girişindeki rakının müsebbiplerini açıklıyorum: Geçer, El Gibi, Unut, Kavaklar ve Hasret. Yalnız bu beşini dinleyerek bir ufağı unufak, kafanızı da dupduman edebilirsiniz. Bilmem bunda albüm tarihinde, bıyıkları henüz terlemiş melankolik bir genç oluşumun payı nedir? Yine Garo Mafyan yine Onno Tunç. Kalite rastlantısal değildir bayanlar baylar.

10. Kurban, Kurban (Raks-Tempo, 1999)

Kurban, Kurban

İşte boş yok dedirten bir albüm daha. Harikulade ancak bu tür eserler için kullanılmak üzere sotede marine edilen bir lâf olmalı. Besteler, sözler, yahu her şeyiyle müthiş. Vokal, Türk rock gruplarındaki eksikliğin tersine çok iyi! Hem renk hem yorum olarak sıradışı ve heyecanlandırıcı. Müziği taşımak bir yana iyice ateşliyor. Kadro zaten akıllara zarar ama davulcu Burak Gürpınar’ı da çok ayrı bir yere koyuyorum. Cem Aksel ve Neil Peart’la birlikte beni en çok “abi abi”lettiren bir davulcu bu. Ama olmaz ki, böyle de çalınmaz ki. İyi ki varsınız…

Bu yazılar da ilginizi çekebilir