
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
26 Nis
Ben pek tanımam kendisini. Ama Lost’un Divx altyazılarını yapan Doktor Jivago denince bildim. Zaman Gençlik‘ten Önder Deligöz kendisini bulmuş, röportajını yapmış. Ters Ninja tarafından bakınca eğlenceli ve ilginç, sinema sektörü tarafından bakınca epey trajikomik, çevirmenlik müessesi adına ise düşündürücü bir röportaj.
Doctor Jivago’ya Lost karakterleri kadar ün kazandıran altyazı çevirilerine başlama hikâyesini bir dinleyelim önce…
Benim çeviri yapmaya başlamam, www.divxplanet.com’un açılmasıyla oldu aslında. Daha önce çeviri yapsam bile başkalarıyla paylaşabileceğim bir ortam olmadığı için pek hevesli değildim. Divxplanet.com açıldıktan ve çevirileri başkalarıyla paylaşma imkânı doğduktan sonra hız verdim çeviri yapmaya. Çevirisini yaptığım ilk film, George Orwell‘in aynı isimli romanından uyarlanan 1984 filmiydi. Tabii o zaman İngilizcem şimdiki kadar iyi değildi ama ben çeviri yapmayı basit bir şey sandığım için ‘Madem İngilizce biliyorum, dur şu filmin altyazısını çevireyim’ demiş bulundum. Ama o çeviriyi bitirmem çok uzun sürdü. ‘Gerçekten çok meşakkatli bir işmiş’ dedim kendi kendime.
Lost çevirilerinden para almadığınızı biliyoruz. Lostseverler olarak elbette ki müteşekkiriz bu hayırseverliğiniz için. Peki bu işin sizdeki karşılığı ne? Manevi tatmin ya da on binlerce Lost izleyicisinden kaynaklı popülaritenin dayanılmazlığı mı?
Aslında en başta İngilizcemi geliştirmek maksatlı başlamıştım bu işe ama sonraları biraz egomu tatmin etmeye dönüştü. Kibirlilik olarak algılamayın lütfen, ancak, insanların teşekkürüne mazhar olmak herkes kadar benim de hoşuma gidiyor. Divx altyazı çevirilerinden para almıyorum ancak free-lance olarak piyasaya altyazı çevirmenliği yapıyorum. Divx altyazı çevirme özelinde konuşursak, bu işin karşılığı tamamen manevi. Hiçbir mecburiyetimiz olmamasına rağmen bir filmin ya da dizinin altyazısını çevirip izleyenlere sunuyoruz. Bu da bir itibar sağlıyor. Prestijiniz arttıkça popülerliğiniz de artıyor ve bu popülerliği kaybetmemek için sözünüze mümkün olduğu kadar sadık olmak zorunda kalıyorsunuz. Bir altyazıyı söz verdiğiniz halde çevirmezseniz itibarınız yavaş yavaş kaybolmaya başlıyor. Bu fedakârlığın arkasında yatan temel güdü, itibar kaybetme ihtimalinin verdiği kaygı olsa gerek. Ayrıca Lost’u kim çevirseydi o popüler olurdu. Yani keramet bende değil, Lost’ta.
Lost karakterleri kadar ünlüsünüz…
Yaklaşık beş yıldır çeviri yapıyorum. 100′den fazla Divx çevirdim para almadan. 50′nin üzerinde yasal DVD çevirdim. Tabii bunlardan para kazandım. Onlarca bölüm dizi altyazısı çevirdim ama Lost’u çevirmeye başlayana kadar beni sadece divxplanet.com üyeleri tanıyordu. Hani yıllarca tiyatroya emek verip adı bilinmeyen ama bir dizide oynayınca ünlü olan oyuncular olur ya, o hesap.
Ekip misiniz, çevirilerin kontrol mekanizması nasıl işliyor? Çevirilerdeki yanlışlar, anlatım bozuklukları… Süreç nasıl işliyor?
Tek başıma çalışıyorum. Ancak divxplanet.com’da müşterek çevrilen altyazılar da var. Son tahlilde serbest bir iş olduğu için belli bir çalışma tarzı ya da plan dahilinde yapmıyorum çeviriyi. Ekranın bir yanında altyazı, diğer yanında da filmi açıyorum. Bir taraftan filmi izlerken bir taraftan altyazıyı çeviriyorum. Bittikten sonra kendim kontrol ediyorum ama zaman zaman gözden kaçan yazım hataları olabiliyor. Altyazıyı indirenlerin ikazları sonucunda da düzeltmeler yaptığım oluyor. Çevirdiğim altyazıyla daha sonra filmi izlerken ‘keşke şuraya şöyle deseymişim’ dediğim de oluyor.
Bir bölümü çevirmek ne kadar vakit alıyor?
Çeviriyi mümkün olduğu kadar hızlı yapmaya çalışıyorum. Çünkü on binlerce kişi bekliyor. Ama aslında bu sağlıklı bir çeviri şekli değil. Ben elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum ama bir altyazının sağlıklı olması için en az 2-3 günlük bir çeviri-kontrol süreci gerekir. Çevireceksiniz, sonra okuyacaksınız ve yazım hatalarını gidereceksiniz, sonra bu altyazıyla filmi baştan sona izleyeceksiniz, gözünüze takılan hataları düzeltecek, içinize sinmeyen yerleri değiştireceksiniz… Ama benim maalesef bu kadar zamanım yok. Saatler içinde çeviriyi bitirip yüklemek zorundayım.
Arkadaş çevreniz Lost çevirisi yaptığınızı ilk andan beri biliyor mu? “Aaa ‘doctor jivago iyi seyirler diler’ diyen sen misin gerçekten” türünden şaşkınlıkların sergilendiği anılarınız var mı?
Pek çok kez geldi başıma. Eşimin iş arkadaşı koyu bir Lost hayranıymış. Sohbet ederlerken konusu açıldığında benim Doctor Jivago olduğumu öğrenince inanmamış. Tanışmak istediğini söylemiş. Doğrudan benim de başıma geliyor zaman zaman.
5. sezon başlıyor. Eh artık geçmiş bölümleri en iyi bilen biri olarak ‘karşımıza neler çıkar’ desek…
Ne söylerseniz söyleyin, yapımcılar tam tersini çıkardığı için herhangi bir tahminde bulunmak beni aşar.
Yabancı biri olsaydınız Türkiye’den hangi diziyi İngilizceye çevirmek isterdiniz?
TV’de izlediğim tek yerli dizi var, Avrupa Yakası. Sanırım onu çevirmek isterdim.
İyi bir altyazı çevirmeni olmanın sırrı nedir? İngilizce bilen herkes iyi çevirmen olamaz herhalde…
Bu kadar çevirinin ardından öğrendiğim bir şey var ki, çeviri yapmak için kesinlikle Türkçeye çok hakim olmak gerekiyor. Çok basit bir örnek vereyim: ‘Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.’ atasözünün İngilizce karşılığı “Duvarın öbür tarafındaki çimler daha yeşildir” şeklinde. Siz bunun İngilizce karşılığını bilir ama Türkçede bunu karşılayan atasözünü bilmezseniz o, çeviri olmaz. Temelde, çevirdiğim cümleyi günlük hayatta kurup kurmayacağıma bakıyorum. Eğer ‘Tamam, ben böyle bir cümle kurarım’ diyorsam o çeviri bana göre doğrudur.
"Gerçek bir “korsan”la röportaj: Lost’un altyazıcısı Doktor Jivago.." için 13 Yanıt
"Gerçek bir korsan" demişsiniz. Doktor jivagonun korsan olduğunu nereden çıkardınız?
Doktor jivago'nun korsanlığıyla ilgili ileri sürdüğünüz şeyler röportajla çelişiyor. Lost'un çevirisinden para kazanmadığını, para kazandığı film çevirilerinin ise zaten yasal DVDler olduğunu belirtmiş. Bir de çeviri müessesine ait olmak için çevirmenlik diplomasının yeterli olmadığı herkesçe malumdur.
Birincisi korsan tabirini kötülemek için kullanmadım. Varolan paraya ve güce dayalı sistemi aşmak için daha çok korsan ve gerillaya ihtiyaç var. Biz de bir nevi korsanız zaten…
İkincisi, kendisinin para kazanmaması onun korsanlık şaptığı gerçeğini değiştirmez, o işten yeterince para kazanan var.
Çevirmenlik müessesi konusunda nispeten haklısınız… Ama yine de herkesin herşeyi yaptığı, ya da yapabildiğini düşündüğü bir zamanda yaşamaktan ben hoşnut değilim. Emek vermiş insanların hakkı yeniyor bu şekilde. Tabi bunu da Dr. Jivago ile alakalı söylemiyorum pek. Zira kendisinin çevirilerini pek bilmiyorum. Ama piyasada çeviri yaptığını sanıp hem İngilizceyi hek Türkçeyi katledenler var. Bakınız misal….
http://www.tersninja.com/cevirinin-gerisine-su-ka…
Merhaba Landlord;
öncelikle şu "korsanlık" meselesine açıklık getirmek gerekiyor kanımca. Özel mülkiyetin kutsallığına sonuna kadar inanan biri olduğum için "korsan" nitelemesini ağır buluyorum. Görünüşte (divx özelinde konuşuyorum) telif haklarıyla korunan bir eserin bir kısmını (yani altyazıyı) değiştirdiğimiz için, yaptığımız iş korsan sayılabilir. Ama Ali Aydan'ın da dediği gibi, bu çeviriler karşılığı para almadığımız, dolayısıyla başkasının özel mülkü/malı üzerinden haksız kazanç sağlamadığımız için "korsan" ifadesini kullanmadan önce biraz durup düşünmek lazım. Divxplanet forumunu inceleme fırsatınız olursa korsana karşı duruşumun ne olduğunu görebilirsiniz. Öte yandan anlı şanlı DVD firmaları ve TV kanallarına iş yapan çevirmenler benim ve pek çok divx altyazısı çevirmeninin çevirilerini alenen çalmaktadır. Bu hırsızlığın birinci sorumlusu, o altyazıyı çalan kişi ise, ikinci sorumlusu DVD firması ve TV kanalıdır. Emeğin bu şekilde hoyratça kullanılmasından rahatsız olduğunuzu ifade ettiğinize göre, bunu da düşünmenizi rica ediyorum. İki doğru bir yanlış etmez elbette ama bunu şu yüzden söyledim; şimdi biz altyazıyı çevirerek korsan sayılıyoruz ya, aynısını (hatta daha beterini) DVD firmaları ve TV kanalları yapıyor. Biz birilerinin emeğini görece yiyor isek, koskoca şirketler bizim hakkımızı hamuduyla götürüyor. Biz de “korsan” olarak görüldüğümüz için hakkımızı arayamıyoruz. Zaten işin hukuki yönü bu bağlamda açık ve net değil. İşte bu yüzden kişileri "korsan" diye nitelemeden önce bunları düşünmek lazım.
Röportajda da söylediğim gibi, aynı zamanda piyasaya da yasal olarak çeviri yapıyorum ve çevirmenlerin haklarını temsil etmek ve geliştirmek üzere kurulmuş olan “Altyazı ve Dublaj Çevirmenleri Meslek Birliği”nin (ADME) kurucu üyesiyim. Yani boğazıma kadar korsana batmış değilim; bir yandan da altyazı ve dublaj çevirmenlerinin sömürülen ve orta malı gibi kullanılan hakları için mücadele ediyorum. “Çevirmenlik müessesesi adına düşündürücü bir röportaj” demişsiniz ya; ben işte o müessesenin tam da göbeğindeyim.
Altyazı çevirilerim hakkında bilgi sahibi olmadığınızı söylemişsiniz; tabii ki herkesin bilgi sahibi olması mümkün değil. Buradan hareketle söylediklerinizde haklısınız; ben de altyazı çevirdiğini zannedenlerin, mesleğimizin adını lekelemelerinden son derece rahatsızım. Eskiden film başına alınan çeviri ücreti gayet hatırı sayılır bir miktar iken, son yıllarda üç kelime İngilizce, on kelime Türkçe bilen sözde çevirmenler yüzünden hem çeviri piyasası, hem de çeviri kalitesi yerlerde sürünüyor. Son tahlilde, çevirinin kalitesi DVD firmasının umurunda bile değil. Onlar için, ekranın altında Türkçe bir takım yazılar yazması yeterli. Ama olan bize oluyor.
Son olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, linkini verdiğiniz karikatürdeki tarzda bir çevirmen değilim. Ama bu asla hata yapmadığım anlamına gelmiyor. Eski çevirilerimde çok fazla hata yaptığım da (hem de çok aleni hatalar) olmuştur. Kendimi hiçbir zaman tam anlamıyla “olmuş” bir çevirmen gibi görmedim. Zaten teknik olarak öyle olmam mümkün değil, çünkü bu iş sürekli deveran halinde olan bir süreç. Bugün A dediğiniz bir ifadeye yarın daha uygun bir karşılık bulabilirsiniz.
Sevgiler…
Bir de ricam olacak;
hiç değilse yazının başındaki o korsan bayrağını kaldırabilir misiniz? :) Gerçekten kendime hiç konduramıyorum…
Sevgiler…
Çok anlamamakla beraber bir soru da ben size sorayım. Başka bir gazeteye ait röportajı yayınlarken izin aldınız mı? Buna kanunen gerek yok mu?
Yoksa siz de korsan yayıncılık mı yapıyorsunuz?
Ay yakalandık, napçaz şimdi?
Kardeş, ne demişim bak…
"Birincisi korsan tabirini kötülemek için kullanmadım. Varolan paraya ve güce dayalı sistemi aşmak için daha çok korsan ve gerillaya ihtiyaç var."
Ayrıca bizim yaptığımıza yayıncılıkta "alıntı" adı veriliyor. İşin sırrı alıntıyı kimden ve nereden yaptığınızı açıkça belirtmek… Ki Ters Ninja'da bu asla atlanmaz. Yine de bazı çevirilere ve telif ödemeden fotoğraflara yer veriyoruz, aslında onların korsan olduğunu rahatlıkla söylenebilir.
Korsanlık yapıyor muyuz? Biz de internet denen uçsuz bucaksız denizde bir nevi korsanlık yapıyoruz. Tek fark ganimeti kendimize saklamıyor, herkesle paylaşıyoruz.
Bencede korsan kelimesi çok sevimli bir ifadeyle kullanılıyor. Dr Jivagoyu seviyoruz. Lostun yeni bölümlerinde de onun ismini görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. Dr jivago ailemizin korsanı :)
Sevgili Landlord
Korsan tanımlamasını bende pek uygun bulmadım. Çünkü korsan tabiri biraz kendine pay ayırandır. Korsanın sevimli bir yönü olduğuna ise katılmıyorum.. Jack Sparrowun bile :D
Robin Hood bir korsan değildi. Belki dük için korsandı ama halk için değildi. Aslında sinema sektöründen baktığınızda belkide korsan olarak nitelendirebilecekler olabilir ancak birşey üzerinden maddi kazanç sağlanmıyorsa o şeyin korsan olarak nitelendirmesine politika olarak karşıyım.
Micheal Moore'un bir roportajında dediği gibi bir arkadaşınıza bir sevdiğiniz bir kaseti dinlemesi için veriseniz bu korsan değildir. Bugün iletişim çağında daha çok insana veriyoruz ama satmıyoruz…
Tesadüfen ek$i' de dolanırken gördüm burayı. Biraz geç olacak gibi ama yazılanları okuyunca bende yazayım dedim.
doctor_jivago' nun bu tavırlarını komik buluyorum açıkcası…
Lost'u 3.sezon sonunda izlemeyi bıraktım. Kendisi 4.sezondan sonra çevirmeye başlamış ve "ünlenmiş". Daha önceki çevirmenlere hiç atıf yapılmazken jivago'ya olan ilgi nedir acaba böyle? Kaldıki kendisinin savunmaya çalıştığı şeyler bile bana tuhaf geliyor. Çoğu çevirilerini ingilizce altyazılar ile yapmamışmıdır acaba kendisi? Bu ingilizce altyazılar göktenmi iniyor? İngilizce altyazıları hazırlayan kişilerin imzalarını silinerek türkçeye çevirerek kendisi ile çelişiyor. Ama tabi 4.sezonda Lost'u anca farkeden kitle, ingilizce altyazıların gökten indiğini sanabilir.
Korsan denen şeyin tanımları konusunda da sorunlar var gibi. Ticari bir kazanç elde edildiği noktada iş korsan diye adlandırmamalı. Çünkü asıl "korsan ruhu" o değil…
Ali İnan Bey;
çok geç olsa da cevap hakkımı kullanıyorum. Bana gösterilmiş olan ilginin nedeninin tamamen LOST olduğunu daha önce pek çok yerde söyledim. Hatta dedim ki, "keramet tamamen Lost'tadır. Lost'u ben değil başkası çevirseydi o tanınacaktı." Nitekim benim ismim unutulmuşken (ki sizin de söylediğiniz gibi son derece basit bir şey yüzünden "ünlenmekten" çok rahatsız olduğum için bunu ben istedim), diziyi şu anda çeviren Pınar Batum'un ismi divx camiasının gündemindedir. Aslında bu kadar geç cevap vermem, bu gerçeğin daha rahat görülmesi açısından iyi olmuştur.
İngilizce altyazı konusuna gelince; olayın teknik boyutuna vakıf olmadığınızı anlıyorum, çünkü kaynak olarak kullandığımız İngilizce altyazılarda isim yazmaz. Dilerseniz -örneğin- dvxplanet'teki İngilizce altyazılardan bir kaçına göz atabilirsiniz. O yüzden kaynak altyazıdan kimsenin adını siliyor değiliz. Bırakın İngilizce altyazıyı, yasal olarak yaptığım çevirilerde bile ismim çevirmen ismi yazmıyor. Kim bilir, belki de çevirisini benim yaptığım DVD'leri izlemişsinizdir ama altyazının sonunda ismimin olmaması hiç dikkatinizi çekmemiştir. Sahi hiç merak ettiniz mi TV'de izlediğiniz dizilerin ya da satın aldığınız DVD'lerin altyazılarını kimin çevirdiğini?
Son olarak, hangi tavrımı komik bulduğunuzu ve savunmaya çalıştığım hangi şeylerin size tuhaf geldiğini de merak ettiğimi söylemeliyim.
Selam Doktor Jivago. Eline sağlık tüm cevirilerin için. Tüm fikirlerini destekliyorum. İyi Çalışmalar.
doctor_jivago,
“….bu çeviriler karşılığı para almadığımız, dolayısıyla başkasının özel mülkü/malı üzerinden haksız kazanç sağlamadığımız için “korsan” ifadesini kullanmadan önce biraz durup düşünmek lazım. ” bu düşünce baştan aşağı yanlış. Bir kişinin korsan sıfatı alması için kazanç elde etmesi ya da elde etmemesi önemli değil ki. Sonuçta sen telif hakkı korunan bir filmi , diziyi indirip onun çevirilerini yapıyorsun. O filmi izliyorsun ve izlediğin film için para ödemiyorsun. O filmin orjinalini satın alıp izlemediğin için doğal 15-20 TL cebinde kalıyor. Yani korsan sıfatını almak için o indirilen filmi çevirip sonra da satmak gerekmiyor ki. Sende korsan kullanımına çevirilerinle yataklık ediyorsun. İndirenler de ” aa çevirisi de varmış o zaman bende indirip izleyeyim” diyor.
Yorum Yazın