Lost dizisi

Ben pek tanımam kendisini. Ama Lost’un Divx altyazılarını yapan Doktor Jivago denince bildim. Zaman Gençlik‘ten Önder Deligöz kendisini bulmuş, röportajını yapmış. Ters Ninja tarafından bakınca eğlenceli ve ilginç, sinema sektörü tarafından bakınca epey trajikomik, çevirmenlik müessesi adına ise düşündürücü bir röportaj.

Doctor Jivago’ya Lost karakterleri kadar ün kazandıran altyazı çevirilerine başlama hikâyesini bir dinleyelim önce…

Benim çeviri yapmaya başlamam, www.divxplanet.com’un açılmasıyla oldu aslında. Daha önce çeviri yapsam bile başkalarıyla paylaşabileceğim bir ortam olmadığı için pek hevesli değildim. Divxplanet.com açıldıktan ve çevirileri başkalarıyla paylaşma imkânı doğduktan sonra hız verdim çeviri yapmaya. Çevirisini yaptığım ilk film, George Orwell‘in aynı isimli romanından uyarlanan 1984 filmiydi. Tabii o zaman İngilizcem şimdiki kadar iyi değildi ama ben çeviri yapmayı basit bir şey sandığım için ‘Madem İngilizce biliyorum, dur şu filmin altyazısını çevireyim’ demiş bulundum. Ama o çeviriyi bitirmem çok uzun sürdü. ‘Gerçekten çok meşakkatli bir işmiş’ dedim kendi kendime.

Lost çevirilerinden para almadığınızı biliyoruz. Lostseverler olarak elbette ki müteşekkiriz bu hayırseverliğiniz için. Peki bu işin sizdeki karşılığı ne? Manevi tatmin ya da on binlerce Lost izleyicisinden kaynaklı popülaritenin dayanılmazlığı mı?

Aslında en başta İngilizcemi geliştirmek maksatlı başlamıştım bu işe ama sonraları biraz egomu tatmin etmeye dönüştü. Kibirlilik olarak algılamayın lütfen, ancak, insanların teşekkürüne mazhar olmak herkes kadar benim de hoşuma gidiyor. Divx altyazı çevirilerinden para almıyorum ancak free-lance olarak piyasaya altyazı çevirmenliği yapıyorum. Divx altyazı çevirme özelinde konuşursak, bu işin karşılığı tamamen manevi. Hiçbir mecburiyetimiz olmamasına rağmen bir filmin ya da dizinin altyazısını çevirip izleyenlere sunuyoruz. Bu da bir itibar sağlıyor. Prestijiniz arttıkça popülerliğiniz de artıyor ve bu popülerliği kaybetmemek için sözünüze mümkün olduğu kadar sadık olmak zorunda kalıyorsunuz. Bir altyazıyı söz verdiğiniz halde çevirmezseniz itibarınız yavaş yavaş kaybolmaya başlıyor. Bu fedakârlığın arkasında yatan temel güdü, itibar kaybetme ihtimalinin verdiği kaygı olsa gerek. Ayrıca Lost’u kim çevirseydi o popüler olurdu. Yani keramet bende değil, Lost’ta.

Lost karakterleri kadar ünlüsünüz…

Yaklaşık beş yıldır çeviri yapıyorum. 100′den fazla Divx çevirdim para almadan. 50′nin üzerinde yasal DVD çevirdim. Tabii bunlardan para kazandım. Onlarca bölüm dizi altyazısı çevirdim ama Lost’u çevirmeye başlayana kadar beni sadece divxplanet.com üyeleri tanıyordu. Hani yıllarca tiyatroya emek verip adı bilinmeyen ama bir dizide oynayınca ünlü olan oyuncular olur ya, o hesap.

Ekip misiniz, çevirilerin kontrol mekanizması nasıl işliyor? Çevirilerdeki yanlışlar, anlatım bozuklukları… Süreç nasıl işliyor?

Tek başıma çalışıyorum. Ancak divxplanet.com’da müşterek çevrilen altyazılar da var. Son tahlilde serbest bir iş olduğu için belli bir çalışma tarzı ya da plan dahilinde yapmıyorum çeviriyi. Ekranın bir yanında altyazı, diğer yanında da filmi açıyorum. Bir taraftan filmi izlerken bir taraftan altyazıyı çeviriyorum. Bittikten sonra kendim kontrol ediyorum ama zaman zaman gözden kaçan yazım hataları olabiliyor. Altyazıyı indirenlerin ikazları sonucunda da düzeltmeler yaptığım oluyor. Çevirdiğim altyazıyla daha sonra filmi izlerken ‘keşke şuraya şöyle deseymişim’ dediğim de oluyor.

Bir bölümü çevirmek ne kadar vakit alıyor?

Çeviriyi mümkün olduğu kadar hızlı yapmaya çalışıyorum. Çünkü on binlerce kişi bekliyor. Ama aslında bu sağlıklı bir çeviri şekli değil. Ben elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum ama bir altyazının sağlıklı olması için en az 2-3 günlük bir çeviri-kontrol süreci gerekir. Çevireceksiniz, sonra okuyacaksınız ve yazım hatalarını gidereceksiniz, sonra bu altyazıyla filmi baştan sona izleyeceksiniz, gözünüze takılan hataları düzeltecek, içinize sinmeyen yerleri değiştireceksiniz… Ama benim maalesef bu kadar zamanım yok. Saatler içinde çeviriyi bitirip yüklemek zorundayım.

Arkadaş çevreniz Lost çevirisi yaptığınızı ilk andan beri biliyor mu? “Aaa ‘doctor jivago iyi seyirler diler’ diyen sen misin gerçekten” türünden şaşkınlıkların sergilendiği anılarınız var mı?

Pek çok kez geldi başıma. Eşimin iş arkadaşı koyu bir Lost hayranıymış. Sohbet ederlerken konusu açıldığında benim Doctor Jivago olduğumu öğrenince inanmamış. Tanışmak istediğini söylemiş. Doğrudan benim de başıma geliyor zaman zaman.

5. sezon başlıyor. Eh artık geçmiş bölümleri en iyi bilen biri olarak ‘karşımıza neler çıkar’ desek…

Ne söylerseniz söyleyin, yapımcılar tam tersini çıkardığı için herhangi bir tahminde bulunmak beni aşar.

Yabancı biri olsaydınız Türkiye’den hangi diziyi İngilizceye çevirmek isterdiniz?

TV’de izlediğim tek yerli dizi var, Avrupa Yakası. Sanırım onu çevirmek isterdim.

İyi bir altyazı çevirmeni olmanın sırrı nedir? İngilizce bilen herkes iyi çevirmen olamaz herhalde…

Bu kadar çevirinin ardından öğrendiğim bir şey var ki, çeviri yapmak için kesinlikle Türkçeye çok hakim olmak gerekiyor. Çok basit bir örnek vereyim: ‘Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.’ atasözünün İngilizce karşılığı “Duvarın öbür tarafındaki çimler daha yeşildir” şeklinde. Siz bunun İngilizce karşılığını bilir ama Türkçede bunu karşılayan atasözünü bilmezseniz o, çeviri olmaz. Temelde, çevirdiğim cümleyi günlük hayatta kurup kurmayacağıma bakıyorum. Eğer ‘Tamam, ben böyle bir cümle kurarım’ diyorsam o çeviri bana göre doğrudur.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir