Pek Yakındakonuk Ninja
Uzakdoğu sinemasının son dönemde yaptığı çıkıştan memnunum, keşke imkan olsa da bütün dünyanın sinemasına aşinalığımız artsa. Ancak Uzakdoğu, özellikle korku türünde kendi klişelerini yaratmaya başladı. Buna bir de Amerikan sinemasının klişelerini eklediğinde vasatlığa iyice demir atma yolunda.

Deniz AkhanDeniz Akhan

Kastettiğim sadece kötü ruh, hayalet öykülerinin sonunun geldiği değil; sinema tarihi bu tür önermelerin boşa çıktığı filmlerle dolu. Benim gördüğüm sorun, Uzakdoğulu korku sinemacılarının açtıkları alanı derinleştirmekten ziyade, trendin ekmeğini yemeyi tercih etmeleri. Kendi ülkelerindeki gişe hasılatına ve korku türünün bütün dünyadaki tutkulu seyircilerinin talebine mazhar olmalarının üstüne, film haklarını Amerikalılara satmaları da ekmeklerine yağ sürüyor (gerçi bu yeniden çekimler orijinal filmi izlemiş tür seyircisini nadiren memnun ediyor, ama dünyayı sadece kendi ülkelerinden ibaret sanan genel Amerikan seyircisinin umrunda değil bu). Oysa karakter gelişimini yansıtmaya müsait aksak ritmi (zaman zaman heyecana boğulan durgun anlatım) psikolojik derinlik katarak sürdürmeyi başaran bir ekol olmayı çoktan başardılar. Ama mistizmlerini korkutmak için bir bahane olmanın ötesine taşıyamazlarsa geriye tek çare olarak kendi türünün parodisini yapmak kalacak.

Pek Yakında

Şimdiye kadar ortaya çıkan şablon şu: Bir şekilde bir hayalet ya da kötü ruh filmin kahraman(lar)ına musallat olur. Kahraman(lar)ımız hayaletin neden celallendiğini öğrenmeye çalışır. İlk varsayım genelde yanlıştır, doğrusunu öğrenir(ler). Hayaleti yatıştırmak için öldüğü yere gider(ler), cesedini bulur(lar), bir şekilde onu huzura kavuşturur(lar), ama filmin sonunda bir sürprizle hayalet eski tas eski hamam, gıcıklıklarına devam edeceğini gösterir. Tayland’dan gelen ve bu hafta vizyona giren Coming Soon da bu şablonun dışına pek çıkmıyor.

Pek Yakında

Filmin kahramanı sinema kompleksinde projektör olarak çalışan Shane ve kendisini ilaç bağımlılığı yüzünden terk eden, aynı işyerinde çalışan Som. Shane kendini affettirmek için ilaç almayı bırakmış, ama daha önce ilaç temin etmek uğruna rehine verdiği Som’un saatini geri almak için paraya ihtiyacı var. Bu yüzden Som’un erkek kardeşinin aklına uyup sinemaya gelen filmleri korsan piyasası için gizlice videoya çekmeyi kabul ediyor. Seçtikleri film, çocuklarını kaybettikten sonra delirerek köyün diğer çocuklarını kaçırıp gözlerini oyan ve yakalanınca asılan bir kadının gerçek hikâyesine dayanıyor. Sinema salonu boşalıp gerekli techizatı (bildiğimiz el kamerası) kuran kafadarlardan ilk kurban Som’un erkek kardeşi oluyor. Shane ve Som da filmden çıkan bu hayaletten kurtulmak için zorlu bir maceraya giriyorlar.

Pek Yakında

Aslında filmin çok orijinal olmasa da (Freddy Krueger‘ın 7. filmini anımsayın) iş yapacak bir konusu var. Efektler basit de olsa göze batmıyor. Böylesi filmlerde muhteşem oyunculuklar falan da beklemiyorsunuz. Sorun senaryoda ve yönetmenlikte: Senaryo buluşunu derinleştirmekten kaçarak kolay tüketen seyirciye yöneliyor. Yönetmen kamerasını fena kullanmıyor olsa da tempoda çuvallıyor; ne hızlı ve heyecanlı ne de dingin ve insanı geren bir tempo söz konusu. Filmin sonundaki seyirciye takla attırma çabası da hem bilindik hem de acizane.

Eğer korku türünün iflah olmaz seyircilerinden biriyseniz seyretmenizde bir zarar yok, ama ancak vasatın üstünde yapımlardan keyif alan seçici bir seyirciyseniz zamanınızı harcamayın.

Pek YakındaPek Yakında
Coming Soon (2008)
Yönetmen: Sopon Sukdapisit
Senaryo: Sophon Sakdaphisit
Oyuncular: Chantavit Dhanasevi, Worakarn Rojanawatchra