Bir önceki listemizde kabaca ‘cameo’ kavramını açıklamaya çalışmış, kendi filminde görünen 10 yönetmeni sırlamıştık. Bu listemizdeyse sinema tarihinin dikkat çeken ’10 femme fatale’ına göz atacağız. Fransızca ‘öldüren kadın’ anlamına gelen femme fatale, film-noir’in en önemli öğelerinden, belki de en önemlisi. İkili oynayan, cinselliğini kullanarak her türlü hile hurdayı çevirebilen bu karakter türü, kurbanını kötücül zekâsının da katkısıyla arapsaçına dönen olay suç örgüsünün ortasına bırakır, kendisi arkasını dönüp uzaklaşır, kıs kıs gülümseyerek hem de! Sizce sinema tarihinin en ‘gözü kara’ femme fatale’ı, aşağıdakilerden hangisidir?

Ercan Dalkılıç

10- Mia Wallace (Uma Thurman, Pulp Fiction, 1994)

Tarantino’nun, bir grup gangsterin hikâyesini, sinema tarihinde daha önce eşi benzeri görülmemiş bir biçimde, unlineer olarak anlattığı Ucuz Roman’ın (Pulp Fiction) Mia Wallace’ı, mafya babası Marsellus’un karısıdır. Amma velâkin, o ‘meşum akşam’ babamızın onunla ilgilenecek pek vakti yoktur. Mia ile ilgilenme görevi de, Hollanda’dan yeni dönmüş taze elaman Vincent Vega’ya verilir. Tahmin edileceği üzere, işler Mia’nın, Vega’nın paltosunun cebindeki beyazı burnuna çekmesiyle birlikte çığırından çıkacaktır! Ucuz Roman, safkan bir kafa-film olmasa da, Mia Wallace benzerlerine taş çıkartacak cinsten bir femme fatale olarak kayıtlara geçer. Zira onunla bir akşam yemeği, size çok pahalıya mal olabilir!

9- Lynn Bracken (L.A. Confidential, Kim Basinger, 1997)

Los Angeles Sırları’nın (L.A. Confidential) Lynn Bracken’ın çoklu oynamada üstüne yoktur herhalde! O, hem sokağa düşmüş kadınları estetikle film yıldızlarına çeviren bir örgüte ön ayak oluyor, hem de L. A. polis teşkilatıyla adeta iç içe yaşıyor. Serkeş polis memuru Bud White’yı severken, Teğmen Exley ile de mercimeği fırına verebiliyor! Üstelik bunları yaparken oldukça diplomatik bir ağ trafiğini başarıyla yönetebiliyor. Lynn Bracken, modern kara filmin en tehlikeli femme fatale’lerinden biri sonuç olarak.

8- Brigid O’Shaughnessy (Mary Astor, The Maltese Falcon, 1941)

Sıra benim en sevdiğim femme fatale’a geldi. John Huston’ın 1941 tarihli, kimi otoritelerce kara-filmin başlangıcı olarak kabul edilen Malta Şahini’nin (The Maltese Falcon) üçkâğıtçılarından biri kendisi. Brigid O’Shaughnessy, yalan konusunda ihtisas yapmış olan, gerektiğinde adam öldürmekten çekinmeyen melek yüzlü bir şeytan aslında. Maddi değeri hayli yüksek olan şahin heykeli için elinden geleni ardına koymayan Brigid O’Shaughnessy, kafa-film tarihinin de ilk femme fatale’larından biri aynı zamanda.

7- Irene Walker (Kathleen Turner, Prizzi’s Honor, 1985)

Serbest bir cinayet erbabı olan Irene Walker, son işinde güçlü bir mafyatik ailenin, Prizzi’lerin bir işini üstleniyor. Fakat Irene, Prizzi’lerin ortadan kaldırmasını istediği tetikçiyi yok etmek yerine, ona aşık gibi olunca işler biraz karışıyor haliyle. Irene,  tipik femme fatale olarak ne yapıyor dersiniz, “aşk da neymiş be” –sonuçta bu bir melodram değil!- diyerek, kendini mevcut sarmaldan kurtarmaya bakıyor. Listemizdeki ikinci John Huston filmi Prizzi’nin Gururu’nun (Prizzi’s Honor) Poker suratı Irene Walker, sinema tarihinin uzak durulası, en kötücül femme fatale’lerinden kısaca.

6- Catherine Tramell (Sharon Stone, Basic Instinct, 1992)

Alın size bir yalan ustası daha! Bu seferki yalan makinesini dahi alt edebiliyor! Saplantılı yazar Catherine Tramell, önce yazıyor, sonra da yazdıklarını hayata geçirmek için harekete geçiyor. Elinde buz kıracağı muhtemel maktulunu arayan, sorguda ‘açık frikik’ veren, uyuşturucu dahil her türlü uyumsuzluğu bünyesinde barındıran, sonunda da polis dedektifi Nick Curan’ı da kafakola alan Catherine, 90’ların ben büyük femme fatale’si olması süpriz değil elbette. Sizce de öyle değil mi?

5- Evelyn Mulwray (Faye Dunaway, Chinatown, 1974)

Evelyn Mulwray’ın babası polis teşkilatını dahi kontrol altında bulunduran bir örgütlenmenin başı durumunda. Bu onu zaten yeteri kadar tehlikeli kılmıyor zaten. Ama geçmişindeki sır perdesi Evelyn’i daha da bir karanlık hale getiriyor. Jake Gittes’i gitgide içine çeken bu kara deliğin kıyısından kenarından dahi geçmemelisiniz! Roman Polanski’nin kara-başyapıtı Çin Mahallesi’nin (Chinatown) Evelyn’i, listemizin en gizemli femme fatale’ı olarak öne çıkıyor.

4- Vivian Rutledge (Lauren Bacall, The Big Sleep, 1946)

Philip Marlowe, bu sefer sert kayaya tosluyor; güçlü bir generalin kızı olan Vivian Rutledge’e göz kulak olması gereken Marlowe’un, iflah olmaz kumar tutkusunun yanı sıra ne idüğü belirsiz adamlarla garip bağlantıları olan bu güzel kadınla başa çıkması zor gibi. 1946 yapımı, bizde zamanında Birleşen Kalpler ismiyle gösterilen The Big Sleep’in femme fatale’ı Vivian, şeytana pabucunu ters giydirecek cinsten deyim yerindeyse.

3- Phyllis Dietrichson (Barbara Stanwyck, Double Indemnity, 1944)

Phyllis Dietrichson’ın kendince çok iyi bir planı vardır; kocasından kurtulup kaza tazminatını afiyetle yemek. Bunun için de, ilkin sigortacı Walter Neff’i kendine aşık eder. Sonrasında da, kocasını kendi hazırladığı bir planla Walter’a öldürtür. Özetle, Çifte Tazminat’ın (Double Indemnity) Phyllis Dietrichson’ı gibi kadın düşman başına a dostlar!

2- Laura Hunt (Gene Tierney, Laura, 1944)

 Otto Preminger’in pek adı sanı anılmayan yapıtlarından Laura’nın eksen karakteri Laura Hunt’ın fitili yaktığı hikâye pek anlatılacak gibi değil aslında. Filmin girişinde Laura’nın öldürüldüğünü öğreniyoruz hep birlikte. Ardından da ölenin o olmadığını. Daha sonra da, kimliği belirsiz kurbanı Laura’nın öldürmüş olabileceğini… Bir aşk cinayeti etrafında şekillenen Laura’nın femme fatale’ı Laura Hunt, bu dillere destan tekinsizliğiyle listemize üçüncü sıradan giriş yapmaya hak kazanıyor.

1- Madeleine Elster / Judy Barton (Kim Novak, Vertigo, 1958)

 Ve bir numara! İki/yüzlü, nevrotik, intihara meyilli… Büyük büyükannesinin hayaletinin içinde yaşadığını düşünen ve ölmesi gerektiğine hükmeden femme fatale’mızın peşine kocası dedektif John Ferguson’u takıyor. Fakat, ne gariptir ki, her kara-filmde olduğu gibi, John kadınımıza aşık oluyor! Madeleine/Judy bir şekilde kendini yok etmeyi başarsa da, sonradan ölmediği, aslında Madeleine / Judy’nin de, gerçek Madeleine / Judy olmadığı ortaya çıkıyor. Alfred Hitchcock imzalı sinema tarihinin en çapraşık film-noirlerinden biri olan Vertigo’nun Madeleine Elster / Judy Barton’ı bildiğiniz femme fatale’lerden değil! Sinemanın en güzel kadınlarından birinin, Kim Novak’ın canlandırdığı bu ‘entrika kraliçesi’, listemizin de birinci sırasında olmayı sonuna dek hak ediyor bizce.

Paylaş

HENÜZ YORUM YOK