
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
1 Eki
Deniz Akhan daha önce İngilizce olarak yayınladığımız röportajı Tersninja için Türkçelestirdi. Tersninja’nın gönüllü çevirmenlere yaptığı çağrıya ilk kulak veren Deniz oldu. Kendisine teşekkür ediyor, bu hevesinin ve katılımcı ruhunun İngilizce bilen diğer ninjalara da sirayet etmesini temenni ediyoruz.
Guilermo, selam. Filmin için tebrikler. Hellboy diğer süper kahramanlar gibi değil. O bir çatlak, kişisel sorunları var. Sana onu sevdiren bu mu ve izleyiciler kendilerini onunla neden özdeşleştirebilir?
Evet. O benim olmak istediğim benliğin ideal bir versiyonu. Asil bir vahşi hayvan. Küçükken büyüdüğümde Örümcek Adam ya da Süpermen olmak isterdim. Şimdi Hellboy olmak istiyorum. O benim kahramanım.
Hellboy’da senden bir şeyler var mı?
Evet, var. Tamamen otobiyografik biri. Hellboy’un başından geçenlerin hepsi benim başımdan geçti. Tabii hepsi değil. Onun Liz’le olan ilişkisi benim karımla olan ilişkime benzeşiyor. Dişlerimi fırçalamaktansa karım için ölmeyi tercih ederim. Bu sana bir çelişki gibi gelebilir -yaklaşık 25 yıldır evliyim- ve bilirsin, birisi için ölmek onun için yaşamaktan daha kolaydır. Günlük hayat, çöpleri dışarı atmak, çocuklara bakmak… Bunlar günlük işler. Kahramanlık kolaydır. Hellboy bunu biliyor. Onun için kendisinden dört kat daha uzun canavarların peşinden gitmek kolay, ama karısının kendisine kızgın olması ona daha zor geliyor. Endişeli oluyor.
İlk film ile ikincisi arasında dört yıl var. Neden bu kadar uzun zaman aldı?
Senaryoyu yazmak tek başına iki buçuk yıl sürdü.
Filmdeki karakterler senin kişiliğinin değişik yanlarını mı gösteriyor?
Çizgiromanda olduğu gibi. Onlar Mike Mignola’nın kişiliğinin değişik yanları, çünkü karakterlerin asıl yaratıcısı o. Fakat onları filme alınca, Mike’ın olanca çaresizliğiyle, başka karakterlere dönüştüler (gülüşmeler). Benim parçalarım haline geldiler.
Mike bu konuda ne hissediyor?
Eminim çelişkileri var, ama yine eminim ki filmi takdir ediyor. Büyük bir fikir adamı ve yaratıcı olarak çok yardımcı oldu. Zaten aynı zamanda dinlediğim tek kişi. Geri kalan herkes cehenneme gidebilir (gülüşmeler).
Senden yapılan bir alıntıda haşarata, mekanik canavarlara ve doğmamış şeylere dair fetişin olduğunu okudum, bu doğru mu?
Doğru. Bence benliğimiz hayatımızın ilk 11 ya da 12 yılında şekillenir. Geri kalan hayatımız onu idare etmekten ibarettir. İlk 11 ya da 12 yılımız kim olduğumuzu belirler. Değişmek mümkündür, ama esas özellikler hayatımızın sonuna kadar kalır. Ben hepsine maruz kaldım: mekanik canavarlara, haşerata, doğmamış şeylere…
Doğmamış şeylere?
Evet. Mutlu bir anı değil, ama maruz kaldım (gülüşmeler).
Gençken yönetmen olmak istiyor muydun?
Hayır, tam tersi. Yönetmenlerin ne yaptığını keşfettiğimde ben zaten yönetmenlik yapıyordum. Kendi küçük ürkütücü süper 8 mm.lik filmlerimi yaparken insanlar şöyle diyordu: “Neden vaktini fantezi ve korku ile harcıyorsun? Bu janrlarda büyük filmler yapan Meksikalı yönetmen yok ki”. Birkaç istisna vardı, ama sanat filmleri çevresindeydiler. Kendi kendime düşünmeye başladım, “Neden büyük filmler yapan yok?” İmkânsızla yüzleşmenin tek yolunun onu kabullenmemek olduğunu düşündüm. Bir ejderhayı doğramaya giderken “Ama ejderha çok büyük, kılıcımsa çok küçük” diye düşünmek bir kavgaya girişmek için kötü bir yoldur. İnatçıydım. Cronos (1993) ile The Devil’s Backbone (Şeytanın Belkemiği, 2001) arasında berbat bir on yıl geçirdim. Berbattı. Şimdi, ejderhayı biraz paralamışım gibi görünüyor. Henüz kazanmadım, ama hala ejderhaya kılıçla karşı koyuyorum.
Kendine biraz fazla yükleniyor gibisin, bu doğru mu?
Evet. Berbat biriyim. Beraber yaşanacak en kötü adamım.
Ama, Pan’s Labyrinth (Pan’ın Labirenti) ya da Hellboy filmlerini seyrederken kendinle gurur duyuyorsun.
Evet, öyle. Hellboy II’ye bakarken ne düşündüm, biliyor musun? Filmin isminde “II” olması için ne kadar ısrar ettiğimi ve boğuştuğumu düşündüm. İkincisini çektiğim için kendimle gurur duyuyorum. On yıl önce Ron Pearlman’ın iki dev stüdyo filminde baş rolde olacağını söyleseydiniz kimse size inanmazdı. Ron Pearlman bile bunu düşünmezdi.
Sen Ron’da başkalarının göremediği neyi gördün -çünkü onunla ilk Hellboy filminden önce de çalıştın.
Evet, Cronos’ta. Bence şu zamanlarda, Ron Pearlman ve Clive Owen dışında, başrol erkekleri aslında başrol çocukları. Lee Marvinler, Steve McQueenler, Charles Bronsonlar, Kames Coburnler yok. Bu adamların hiçbiri yok. Herkes hoş, sevimli, GQ tipi çocuklar. Erkekler hakkında film yok. Bu tiplerin çoğunun gerçek bir hayatı olduğuna inanmıyorum. Aksiyon filmleri izlediğimde, bence Harrison Ford ve kuşkulu da olsa Will Smith istisnadır, kan ve ter makyajlarına rağmen asistanlarının ellerinde Evian suyu ve cep telefonlarıyla kameraların arkasında onları beklediğini görebiliyorum. Bence Ron o sert, hırçın, mavi yakalı günlük adam kişiliğine sahip. Soylu, iki yumruklu erkeği temsil ediyor. Ron klasik bir yakışıklı değil, ama bence baş rol oyuncusu. O bambaşka..
Hellboy II çekilecek mi?
Tanrı bilir. Ben çekmek isterim.
Hellboy II’de çekimi en zor sahne hangisiydi?
Filmin sonundaki Hellboy ile Prens ve muhafızlarının Altın Ordu salonundaki döğüşüydü. Döğüş epey zordu çünkü çekimi yaklaşık dokuz günümüzü aldı. Trambolin kullandık. Tel kullanmadık. İnsanlar tel kullandığımızı düşündü, ama karakterler gerçekten de havada uçuyorlar.
Neden tel kullanmadın?
Tellerin görünüşünden bıktım. Bence böyle daha iyi görünüyor. Çok az insan fark etti. Canavarlarda da öyle. Pek çok insan CGI(bilgisayar üretimi)’yla yapıldığını düşündü, ama önemli değil.
Canavarları yapmak ne kadar sürdü?
Yaklaşık yedi ay el işçiliği ve sonra birkaç ay da fabrikasyonu sürdü.
Neden Doug Jones’un üç rolü oynamasını istedin -Abe Sapien, Angel of Death ce Chamberlain?
Çünkü bunu başarabilecek az sayıda adamdan biri. İyi bir iş çıkaracağını biliyordum. Ona güvenebilirim. Bir kıyafetin içine girip başarabileceği konusunda her aktöre güvenmem.
Peki, daha önce hiç çalışmadığın bir aktörlerle çalışmak zorunda olmak nasıl bir şey?
Nefret ediyorum. Onları görür görmez nefret ediyorum (gülüşmeler). Doğru adam ya da kadın olduklarını ispat edinceye kadar onlardan nefret ediyorum. O andan sonra asla onlardan kuşku duymam. Tam bir baş ağrısı olabilirler, ama onları idare ederim.
Ailenin kariyerini seçme konusunda önemli bir etkisi oldu mu?
Kaçınılmaz bir şekilde. Babam araba satıcısı. Sanattan anlamaz ya da umursamaz, ama annem anlar. 40 yaşını aşınca her jestinde babanın varlığını keşfediyorsun. Bunu fark edince “Aman Allahım, neler oluyor?” diye düşündüm. Üçüncü filmde bu Hellboy’un başına gelecek. Babası çok tehlikeli bir adam.
Hellboy II’de favori bir yaratığın var mı?
Bay Wink’i seviyorum (Prens Nuada’nın canavar cüce yardakçısı). Yarattığım en güzel yaratıklardan birisi.
Neden?
En azından, yaklaşık %90 fiziksel. Heykeltıraş işçiliği bir mucize. Hareketlerini ve ifadelerini sağlayan mekanizma, metal eldivenler olağanüstü. Bir mühendislik şaheseri. Heykeltıraşlığın, ressamlığın şaheseri ve ben hiçbirini yapmak zorunda kalmadım (gülüşmeler). Sadece takdir edebilirim.
"Guillermo Del Toro: “Küçükken büyüdüğümde Örümcek Adam ya da Süpermen olmak isterdim.”" için Bir Yanıt
Ohooo…Benim yaptığım ve bitirmek üzere olduğum çeviri ne olacak şimdi? Haydi bakalım elimde kaldı gördünüz mü? Su uyur diğer ninja uyumaz di mi?
Eee! "Bükemediğin eli sıkacaksın", demiş atalarımız.
Elinize sağlık Deniz Akhan ! Pek güzel olmuş..
Yorum Yazın