Günahı Boynuna Röportajlar (10): James Franco

Aylardır Amarika acı vatandayım. Bana ünlülerle röportaj ayarlamakla yükümlü ajanım Sayrıs ve ben maalesef kanıksanmış bir karamsarlık içindeyiz. Her sabah Conney Island limanında bulunan şöhretler kıraathanesinde pinekliyoruz.

 Cenk Büker

Sayrıs diyorum, bak elde avuçta kalmadı diyorum, ses getirecek bir söyleşi yakalayıp satmamız lazım diyorum ama kime diyorum? Sayrıs çayını beni hepten uyuz edecek şekilde çangır çungur karıştırıp –bardağı kıracak hayvanın oğlu- yapmakta olduğu altılıdan kafayı lütfen kaldırıyor. Bir de o çakmak çakmak gözlerini dikip bakışı yok mu?

Halbüse herifte fırlamalık desen fırlamalık, çevre desen çevre. Uzun ve mel bakışlarıyla ortamı Nuri Bilge Ceylan filmine çevirdikten sonra kontörüm bitik diyor. Kimi arayacaksan al benimkinden arayalım diyorum, şarzım yok diyor. İçim gıcıklanıyor! Şarz değil lan Amarikan ayısı, şarj ulan şaaarj diyorum!

Akşamüstü okyanus sularına dalgın bakarken uzaktan geldiğini görüyorum. Yanında yakışıklıdan bir tip var. Yoksa?..

Hafız merhaba!

Selam Cenk!

Yahu ayıptır sorması ama bir primat hadisesine bağladın gidiyorsun. Maymunuydu goriliydi?..

Ah hah haa! Seviyorum n’piyim. 2005’teki gorilli filmim The Ape’i kastediyorsun herhalde.

Evet, yalnız ne güzel filmdi o ya, çok gülmüştüm. Sen o filmde goril miydin?

Yok ben kendimi oynadım. Goril sahiciydi.

Sen Milk’teki gay ve ayrıyeten James Dean rollerinde de çok iyiydin. Hani nerdeyse Kenan İmirza ve Kıvanç Tatlıtuğ’a yaklaşan bir performans sergiledin diyebiliriz.

Eyvallah. E zaten ödül mödül de aldım ben o rollerle, boru diil..

Batman ve kol kesmeli filmlerdeki performansların da fevkaladeydi gerçi. Peki onu bunu bırak da nedir bu maymun merakı?

Ne de olsa atalarımız, organik bir bağ yani. Kan çekiyor…

Maymundan geldiğimize inanmayanlar da var ama. Misal geçen bir Tersninja okuru kendisinin maymundan gelmediğini belirtmişti yorumlarda.

Hocam bence maymundan geldik ve yine işte görüyorsun maymuna döndük. Olay budur.

Peki maymundan geldiysek niye günümüzdeki bazı maymunlar insan olmuyor yine?

Bu bir tercih meselesi. İnsan gibi görünüp maymun zihniyetiyle hareket eden bir kitle de var değil mi ama? Hem al sana göstereyim ceketinin iç cebinden bir fotoğraf çıkartıyor  bak bu arkadaş Maymunlar Ceennemi‘nde başrolü oynayan başmaymun, bu da onun amcaoğlu; sence de çok benzemiyorlar mı kanka?

Hagden de var bi şey… Sence gerçekten günümüz uygarlığının maymuna, yani fabrika ayarlarına geri dönmesi tehlikesinden bahsedebilir miyiz?

Valla belki şaşıracaksın ama ben bunu tehlike olarak görmüyorum. Şu hale bak, rakının yanına doğru dürüst balık bulamaz olduk. Hani nerde palamut nerde torik? Her gün binlerce insan açlıktan ölüyorsa, ormanları koltukaltı gibi dımdızlak tıraşlayıp duruyorsak; rüzgarı, güneşi dururken nükleerdi, HES’ti diye kastırıyorsak batsın öyle uygarlık, bitsin bu dünya!

Verelim anahtarları maymuna bir de o denesin diyorsun?

Vermedin de ne oldu? Bir de öyle dene bakalım.. Bence doğada en azından bir denge var. Bizde öyle değil ki; kuzey yarıküre yiye yiye obez, güney yarıküre kunta kinte!

Sanırım sen teknolojiye değil de onun yanlış, ne bileyim adaletsiz kullanımına felan karşısın hacım?

Dur bak sana bir örnek vereyim, geçen bir iş için İstanbul’a davet ettiler. Bostancı kayalıklarda hem içer hem de iş konuşuruz dediydik. Kadıköy taraflarındayım. Bilmem bilir misin, özellikle Söğütlüçeşme’de belediyenin orda  ve stad taraflarında çok sıkışıyor trafik. Gerçi Kurbağalıdere’nin ordan, ara sokaklardan by-pass edebiliyorsun ama bin türlü canbazlık.

Haydi trafiğe girmeyeyim, insan gibi trenle gideyim dedim. Yav birader, bir banliyö treni 20 dakka rötar yapar mı allasen? Bizim orda mazallaah 1 dk geciksin, hükümet istifa eder! E şimdi sorarım ben sana, banliyö trenini bile organize edemeyen bir otorite nükleer santrali nasıl idare edecek? Bunun atomu ayrı, izotopu ayrı?..

Hakkın var James. Bir ara bizim nükleer atıklar hurdacıdan çıkıyordu.

Yine verilmiş sadakanız varmış. Adam evine götürüp vazo da yapabilirdi onu.

Benim de kafam takılmıyor değil. Geçen yine gastede vardı. HES’e karşı çıkan iki kişi kuruldan alınmış tarzı haberlere sık rastlanıyor.

Ben de meşhur 3.köprünüzle ilgili bir şey okumuştum. Üniversite ve tüm diğer otoriteler; kamu yararına, şehirciliğe, çevreye aykırıdır bu proje diye rapor verdiler. Bakalım ne olacak? Siz niye toplu taşımacılığı çözeceğinize boğazın üstünü komple asfalt kaplamaya çalışıyorsunuz anlamıyorum? Mis gibi deniziniz var arkadaş, kullanın! Elinizi tutan, mani olan mı var?

Ha, yoksa Türkiye’de iyi şeyler de oluyor. Bak Örovizyon’da birinci oldunuz hepimiz alkışlamadık mı? Tekrar söylüyorum nükleerle oyun olmaz! Ha ben bunu insan gibi kullanacağım, yangın söndürücüsüydü, pansuman pamuğuydu falan gerekli önlemleri alacağım diyorsan o zaman kullan tabi.

Bak geçenlerde Kahramanmaraş’ta bir Nükleer Enerji Festivali yapıldı. Zaytung bunu haber olarak verdi. Orada bu işlerle ilgili çok manidar bir şiir okundu. Müsadenle o şiiri satırlarıma taşımak istiYORUM:

IşıYORUM

Tutmayın arkadaşlar,
Işıyorum, ışıyorum,
Nükleer enerji sevinciyle,
Taşıyorum, taşıyorum

Buna kim karşı çıkar,
Şaşıyorum, şaşıyorum
Kör topal da olsa,
Yaşıyorum, yaşıyorum

Bu yanan umut ışığı,
Uranyumlu çekirdek mi?
Şu uzaktan yaklaşan yedi bacaklı,
Babam mı yoksa örümcek mi?

Duygulanmamak elde değil. Hani afedersin küçük abdestini yaparken tatlı bir titreme gelir ya, o şekil bir heyecan verdi. müthiş farklı bir soru yöneltmenin verdiği haklı gururla hafif yana kaykılaraktan soruyorum…  Peki ufukta hangi projeler var James? 

Maymundu gorildi derken hep aynı şekil olmasın, bu sefer değişik bir şeyler yapayım diyorum. Makaklarla ilgili bir teklif geldi, sanırım onu değerlendireceğim.

Azmettim, sizi yine gülpembe maymun kıçından ayrı komayacağım diyorsun yani? İlla verecen onu?

Yes!..