Günahı Boynuna Röportajlar 2: Benjamin Linus (Yalnızca Ters Ninja’da!)

Acar Ters Ninja yazarı rakiplerimizi kıskandıran – kıskandırmak ne kelime, hasetlerinden çatlatan – röportajlar yapmaya devam ediyor. Al Pacino’nun ardından, şimdi de  Lost’un Benjamin Linus’u maruz kalıyor Cenk Büker’in sorularına.

Cenk Büker

Los Angeles, La Brea Sokağı’nda şuursuzca yürüyorum. Tam bir aylaklık hâli bu. İnsanlar İstanbul’dan çok farklı. Ömürleri koşuşturmaca içinde geçmiyor. Genel bir relax vaziyeti hâkim. Bizim oraları daha şimdiden o kadar özledim ki, kendi kendime özellikle –ıs’la başlayan Istanbul’lar çekiyorum. Siyah beyaz bir Ayhan Işık gibi hissediyorum.

Hollywood’da menajerlik yapan bir tanıdığımdan telefon bekliyorum. Bana birkaç atlatma röportaj ayarlayacağını söylemişti. Karnım biraz acıkır gibi oldu. Köşede seyyar bir hot dog satıcısı görüyorum. Yanına seğirtiyorum. Amerika’ya ilk kez gelen Temel’in “Ha bu köpeğun şeyiyse gerisi nereyedur?” fıkrası aklıma geliyor ama gülmüyorum. Hot dog’dan bir ısırıp alıp kalanını kenardaki büyük çöp tenekesine fırlatıyorum. Çünkü çocukluğum boyunca seyrettiğim bütün Amerikan filmlerinde böyle yapılıyor. Yerel adetleri çiğnemek istemem.

Birden telefonum acı acı çalıyor. Ağzımdaki ketçabı elimin tersiyle silip açıyorum. Konuşan Sayrıs, menajer arkadaşım, birazdan okuyacağınız röportajı muştuluyor. İçim içime sığmıyor, hemen bir taksiye atlıyorum (Yellow Cab Co.). Yarım saat kadar sonra nihayet karşı karşıyayız.

Selam Ben, kusura bakma ama sana kertenkele göz diye takılasım bile var ama Maykıl Emerson diyesim hiç gelmiyor.

Mühim değil Cenk, pardon sana Cenk diyebilir miyim?

Elbette, herkes öyle yapıyor. Rolün yüzünden kendini hiç kötü adam gibi hissettiğin oluyor mu? Neticede senin için ülkemizde nalet adam diyen çok. (Nalet, lanet’ten daha üst bir mertebe)

(Gülüyor) Evet, ara sıra ben de şüphelenmiyor değilim. Ancak Ben oldukça girift bir karakter. Ne zaman neler kurguladığı pek kestirilemez cinsten.

Açık konuşacağım; biz Türkiye’de böyle tiplere “g.tü başı oynayan” deriz ve pek de sevmeyiz.

(Benjamin bir süre benim “the man whose head and ass plays separate funky games” olarak çevirmeye çalıştığım deyimimizi anlamaya çalışıyor, neden sonra çaktğını belirten bir tebessümle devam ediyor)

Dikkat edersen Ada’da birbirinden farklı gruplar ve kendi bakış açıları var. Benjamin Linus karakteri –ki sizin Türkçe’de Benjamin’e Bünyamin dediğinizi söylediğini hatırlıyorum- sanki gruplar üstü ve arası bir statüye sahip.

Yine de karakterin bizdeki imajı bu. Kötü adamı oynayan, tecavüz sahnesi canlandıran aktörlerin yolda yüzlerine tükürülen bir ülkeden geliyorum. Bizde bu işler, özellikle eski zamanlara çok ciddiye alınırdı.

Hah hah haa! Evet, zamanında Erol Taş’ın arabasının tekmelendiğini anlatmışlardı bana. Açıkçası bu rolle şöhretimin zirvesine eriştim ve üzerime yapışıp kalması ne kadar işime gelir diye de düşünmüyor değilim.

Haydi Ben! (“Kam’on Ben!” demek çok zevkli bu arada, sanki asker arkadaşım) Bu işten eşek yüküyle para kazanırken iyiydi ama?

Oh evet! Hayli para kazandık doğrusu.

Yatırımlarının bir kısmı için Türkiye’yi seçtiğin dedikoduları dönüyor?

Doğru. Özel finans danışmanıma yatırımlarıma en çok getiriyi hangi enstrümanlarla alabileceğimi sordum. İlk önerisi eski evimin camlarını pimapen kaplatmak oldu. Hem de beyaz fiyatına ahşap görünümlü! Ülkenizin gayrimenkul fırsatları konusunda da beni hayli bilgilendirdi. Kurtköy’den bir çok stüdyo daire aldım. Sabiha Gökçen Havalimanı’na yakınlığı dolayısıyla ileride çok prim yapacağını düşünüyorum. Pilotuydu hostesiydi, orada büyük bir pazar var…

Yatırımlar konusunda hayli hassas gördüm seni. Belki de biraz hasis mi, demeli?

Ee, su akarken küpü doldurmak zorundasın. Lale devrinde yaşamıyoruz neticede. Tutumluluk konusunda ciddiyim. Hatta geçenlerde aldığım cipe hiç acımadan LPG taktırdım.

Evveliyatın; yani Emmy ödülün, Ex-files, Law and Order, Without a Trış gibi dizilerde konuk oyunculuğun ve Testere filmindeki rolün olsa da bizde tanınman dizi sayesinde oldu. Biraz da gelecek için planlarından bahsedebilir miyiz?

Neticede senin de dediğin gibi eşeğini sağlam kazığa bağlayanlardanım. Evet Bağkur primlerim yatıyor olabilir ama hâlâ emeklilik için 1300 küsür günüm var.

Lost’un başarısından sonra belli bir ara vererek yeni diziler üzerinde yoğunlaşmak istiyorum. Daha şimdiden bir çok teklif almaya da başladım. Unutmadan, bunların bir kaçı Türkiye’den.

Yapma ya, çok merak ettim!

Evet evet! Osman Sınav yeni bir proje için aradı, sanırım Kıvanç Tatlıtuğ ile karşılıklı oynatmak istiyor. Ayrıca sizde yeni meşhur olan, klasikleri dizi etme çerçevesinde Sinekli Bakkal ile ilgili bir proje üzerinde de düşünüyorum.

Gerçekten çarpıcı. Aktörlüğe neredeyse kırklarına doğru başladın ve ellili yaşlarına kadar oyunculuk eğitimi aldın. Bu konuda senin izindeki gençlere ne önerirsin.

Elbette öncelikle rol seçiminde dikkatli olmalarını öneririm. Mesela Sawyer gibi bir rol kaparlarsa genç kızların dikkatleri her daim üzerlerinde olur. Saçlarını savura savura ilah gibi gezebilirler.

Bir de önce tedbir sonra tevekkül. Yani asıl önemlisi çalışmak. Sen çalışmanı yap da şöhret gelir seni adada da bulur.