
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
29 Nis
2003 yapımı Güney Kore filmi Karanlık Sırlar‘ın (A Tale of Two Sisters / Janghwa, Hongryeon) Hollywood bandıralı yeni versiyonu Davetsiz (The Uninvited) 29 Mayıs’ta sinemalarımızda gösterilmeye başlanacak. Bu projenin mimarları Halka filmlerinin de yapımcısı olan Walter F. Parkes ve Laure MacDonald. İşte Parkes’ın ağzından bu projenin hikayesi.
Parkes ile MacDonald, Asya korku filmi uyarlamaları serisine ilk başladıkları günden itibaren “The Ring” benzeri bir proje arayıp durdular. Sonunda yapımcı Roy Lee’nin, “The Uninvited-Davetsiz”e temel olan orijinal Kore filmi Karanlık Sırlar’ı getirmesi üzerine aradıklarını buldular.
Yapımcı Walter Parkes, izlediği orijinal Kore filmiyle ilgili düşüncesini şu sözlerle dile getiriyor:
“Özünde çok ilginç bir öyküsü vardı. Mutlaka yeniden çevrilmeye değer bir yapısı olduğunu gördüm. Bu tarz filmlerin en iyilerini, güçlü ahlaki vurgular taşıyan peri masallarına benzetebiliriz. Örneğin The Omen’e bakalım. Filmin başında Gregory Peck’in oğlu doğum esnasında ölünce başka bir bebeği çalar. Ancak gerçeği karısını söylemez. The Uninvited-Davetsiz’e esin kaynağı olan orijinal Kore filminde de ergenlik çağındaki bir genç kızın ilginç ve klasik öyküsü vardır. Annesinin ölümünün ardından intihara teşebbüs ettiği için 10 ay süreyle akıl hastanesine yatırılan bu kız, evine geri dönüşünde herşeyin değiştiğini, bir zamanlar annesinin bakımını üstlenen hemşirenin artık babasıyla birlikte yaşadığını öğrenir. Burada ahlaki açıdan sınırları aşma sözkonusudur. Bildiğimiz gibi ergenlik çağındaki gençlerin isyancı ruhuna paralel olarak son derece güçlü ahlaki kodları vardır. Benim de ergenlik çağında iki çocuğum var. Her ikisinde de aile geleneklerine güçlü bağlılık olduğunu görüyorum. Ailemizin kolektif geçmişi onlar için çok önemli ve ahlak anlayışlarının temelinde de geçmişimiz var. Bir ailenin parçalanmaya başlaması ihtimali karşısında bile ergenlik çağındaki gençlerde gözle görülür değişimler başlar.”
Kore filminin haklarını satın alan Parkes ile MacDonald, bir sonraki adımda Parkes’ın kısaca “tercüme” olarak adlandırdığı süreci başlattılar. Parkes bu süreci şöyle anlatıyor:
“Burada ‘tercüme’ sözcüğünü kulanmamın belli bir sebebi var. Kore filminin kopyasını yapmıyorduk. Bir uyarlama yaparken önemli olan şey, Kore’de neyin hangi anlamı taşıdığını anlamak ve buradaki anlamlara göre onu dönüştürebilmektir. Sadece dili değil, aynı zamanda içeriği, sosyal çevreyi de tercüme etmektir. Batı dünyasındaki izleyicinin algılama şeklinin Koreli izleyiciden farklı olduğunu hepimiz biliriz. Ancak bunu yaparken Asya sinemasını bu derece büyüleyici kılan ‘belirsizlik’ boyutunu da kaybetmemeliyiz. Onların kültürünün bir parçası olan filmlerdeki değer ölçülerini anlamaya ve kendi kültürümüze tercüme ederken mümkün olduğunca disiplinli olmaya ihtiyacımız var.”
Parkes için “tercümenin” bir başka anlamı da, eldeki öyküye klasik görünüm verebilmek amacıyla gerekli değişimleri yapmaktı. Ünlü yapımcının bu konudaki yaklaşımı şöyle:
“Hollywood’da korku filmlerinin çoğunun küçük bütçeli filmler dünyasından gelmesi şeklinde bir eğilim vardır. Ancak en iyi yönetmenlerin, aktörlerin ve senaryo yazarlarının da korku filmleri yaptığı bir dönem yaşandı. Robert Wise’ın The Haunting’i, Roman Polanski’nin Rosemary’s Baby’si, William Friedkin’in The Exorcist’i ve Brian De Palma’nın Carrie’si bunun örnekleridir. Ardından korku olgusunun aşırı keskin şekilde verildiği Nightmare on Elm Street ve Halloween gibi filmlerin yer aldığı bir dönem geldi. Daha sonra The Sixth Sense ile birlikte korku filmleri yeniden popüler oldu. The Sixth Sense ile çocukluğumuzda sevdiğimiz türde korku filmleri geri geldi. Yönetmenlerin bu türü cazip bulmasının belli bir sebebi vardır: İzleyiciden en yüksek düzeyde duygusal ve fiziksel tepkiler sadece bu filmlerde alınabilir. Davetsiz’e temel olan materyalde bu tipte bir korku filmi yapma fırsatı gördük.”
Davetsiz’in esin kaynağını klasik korku filmlerinden aldığını ve onlara bir ithaf olduğunu belirten Parkes sözlerine şöyle devam ediyor:
“Hitchcock’un Shadow of a Doubt adlı filminde olduğu gibi aile üyelerinden birisinin geçmişinin aslında bilinenden farklı olması sözkonusudur. Ayrıca What Lies Beneath gibi son dönem filmlerinde olduğu gibi çok güzel gibi görünen bir çevrede birşeylerin yanlış gittiği duygusu vardır. Davetsiz’in önemli bölümünde hafıza konusuyla ilgilenilir ve doğup büyüdüğümüz yerlere duygusal açıdan ne kadar bağlı olduğumuz anlatılır. Anna için en küçük kuytu köşelerin bile özel anlamı vardır. Sonra ergenliğe geçiş yaparız ve herşeye farklı bir açıdan bakmaya başlarız. Artık ‘Peki o yıllarda aslında ne oldu?’ sorusunu sormaya başlamışızdır.”
Parkes ile MacDonald daha sonra bu proje için en doğru yönetmeni aramaya başladılar. Seçim sürecinde reklam filmleriyle adını duyuran ama uzun metraj deneyimi olmayan İngiliz yönetmen kardeşler Tom ve Charlie Guard’ın isimleri ön plana çıktı.
Parkes bu tercihinin gerekçesini şu sözlerle açıklıyor:
“Guard kardeşleri tercih ederken, The Ring’in yönetmeni Gore Verbinski’ninkine benzer yetenek gördüm. Aslında reklam yönetmenlerinde bu derece güçlü öyküleme yeteneğine pek rastlanmaz. Ancak Tom ve Charlie Guard’ın bir Fransız bira şirketi için yaptığı 60 saniyelik reklamda giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinin hepsi olduğu gibi, belli bir mekan duygusu da uyandırıyordu. Çalışmalarından etkilendiğim için onları tercih ettim.”
Guard kardeşlerle yaptığı görüşmelerde ikisinin ruhlarının çok benzediğinin ortaya çıktığını belirten Parkes, edindiği izlenimleri şu sözlerle dile getiriyor:
“Tom ve Charlie hakkında ulaştığım ilk izlenim, ikisinin de yepyeni, stilize ve neredeyse klasik yaklaşıma sahip olduğuydu. Bu filmde anlatılacak öykünün çok fazla teknik gerektirmediğini düşünecek olursak, onların yaklaşımı bu film için çok uygundu. Görüşmemiz sırasında izleyici beklentisi ve endişeler gibi konular üzerinde pek durmadık. Bana bol bol Freud’dan söz ettiler. Babasının gönül ilişkisine tepki veren bir genç kızla ilgili örnek olayı anlattılar. Duygusal anlamlara bu derece önem veriyor oluşları bende güven duygusu uyandırdı. Bizce çok önemli olan öyküye odaklanacaklarına inandım.”
Charles Guard’ın o görüşmeyle ilgili izlenimleri şöyle: “Ürkütücü bir materyale psikolojik boyuttan yaklaştık. Rosemary’s Baby, The Others ve The Sixth Sense gibi filmlerin hepsi korku filmi olduğu kadar psikolojik gerilim çalışmalarıydı. Bizi bu projeye çeken unsur, film türleri arasındaki sınırların bulanık olmasıydı ki, bunu heyecan verici bulduk.”
Filmin diğer yönetmeni Tom Guard ise şunları ekliyor: “Biz Asya usulü terörü işleyen filmlerin etkisi altındayız. Asya usulü terörün kaynağında karakter ifadeleri ve beklentiler vardır. Asya sineması, anlatım açısından Batı sinemasına kıyasla daha özgürdür. Tercüme edilmiş senaryoda gerçekten iyi bir karışım olduğunu düşünüyoruz. Batı stili öyküleme stiline uygun sahnelerin yanısıra bazı boşluklar da var ki, asıl terör oralarda yatar. Daha sessiz ve daha serbest olduğu için o anlardan büyük keyif aldık. Bu filmin Batı usulü yaklaşımlar ile Asya tarzı yaklaşımlar arasında bir köprü oluşturacağını umuyoruz.”
Davetsiz
The Uninvited
Yönetmenler: Charles Guard, Thomas Guard (Guard Kardeşler)
Oyn: Emily Browning, Arielle Kebbel, David Strathairn, Elizabeth Banks, Maya Massar, Jesse Moss, Dean Paul Gibson, Matthew Bristol
"Ji-Woon Kim imzalı Güney Kore gerilimi Karanlık Sırlar da Hollywood’lu oldu!" için 2 Yanıt
yalannn! yalan söylüyor!!
şaka bir yana, ortada bir tercümeden ziyade amerikanlaştırma var. ne demek bu? filmin orijinali psikolojik gerilime dayanan estetik bir anlatıma sahip. oysa amerikan versiyonu estetiği bir kenara bırakıp sürpriz ve şok peşinde koşuyor.
çok sıkı bir takipçisi olmadığım için emin değilim, ama galiba en iyi uzakdoğu korku uyarlaması ring. sizce?
Bence film çok güzel tam not veriyorum anlayanlar izlesin bence
Yorum Yazın