
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
8 May
Akademi Ödülü adayı Gus Van Sant (Good Will Hunting) Harvey Milk ile işinin bittiğini düşünmüştü. Bir zamanlar, ikonik San Fransisco meclis üyesinin hikâyesini beyaz perdeye aktarmak üzerine faal olarak çalışıyor, sinemacı arkadaşı Oliver Stone ile 90′lar boyunca senaryonun üzerinden geçiyorlardı. Ama çeşitli sebeplerle proje gerçekleşemedi, doğma büyüme Portlandlı olan Van Sant diğer hikâyelere yönelip bunu arkasında bıraktı.
Onların “Süt”ü var
Yazan: Sara Michelle Fetters
Çeviren: Deniz Akhan
Kaynak: www.moviefreak.com
26 Aralık 2008
Bu durum yazar Dustin Lance Black‘in (HBO dizilerinden “Big Love”ın yaratıcısı) projeyi tekrar ele almasıyla değişti. “Proje hakkında ilk duyumu The Times of Harvey Milk’in yönetmeni Rob Epstein‘den aldım,” diye anımsıyor Van Sant. “Oliver bırakmıştı; üzerinde yaklaşık bir sene uğraşmış ve bir senaryo geliştirmiştik, ama fikir ayrılıklarımız vardı. Çok yıllar sonra Lance kendisininki ile ortaya çıktı ve bir anda projeye geri döndüm.
Epeydir beklenen Milk filmin basın toplantısında yazar ve yönetmenle konuşmak üzere Beverly Hills’deki Beverly Wilshire Hotel’in konferans masasına bir avuç gazeteciyle birlikte oturdum. Sadece bu beyefendiler için değil, aynı zamanda oyuncular Sean Penn, James Franco ve Josh Brolin içinde pek çok ödül tahmini üreten film LGBT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transeksüel) topluluğunun epey zamandır görmeyi umdukları bir film haline gelmişti. İşin aslı, pek çok çevreye göre bu filmi çekebilecek tek kişi hemen solumda oturan kişiydi.
“İnsanlar bir gay yönetmenin filmini tıpkı bir kadın ya da erkek yönetmenin filmini izledikleri gibi bir tarz, bir heyecan içinde izleyebileceklerini iddia ederler,” diyor Van Sant. “Ama benim için bunu söylemek zor, (çünkü) ben sadece bir adamım.”
“Bunun gay sinemacıların şeçtiği hikâyelerin duyarlılığı olduğunu düşünüyorum. Bu normal, maço, hetero işleri gibi değil. Heteroseksüel bir yönetmenin konuyu bir aşk hikâyesine dönüştürebileceği bir yöntem tam bir tecavüz olurdu, Goddard‘ın bile kadınları gösterme tarzı gay bir yönetmeninkinden farklıdır. Ama farklı olması kesinkes daha iyi demek değil. En azından maço bir film değil.”
Karşıdan birisi Milk’in şehir yöneticisi meslekteşı Dan White tarafından 1978 Kasım’ında vurulduğu duyurulduğunda Van Sant’in nerede olduğunu ve o an neler hissettiğini sordu. Yönetmen bir süre düşüncelerini topladı. “Arabamla ülkeyi baştan sona gidiyorum ve Harvey’in kim olduğunu bilmiyordum,” diye içtenlikle itiraf etti. “Los Angeles’ta yaşıyor ve ‘The Groove Tube’ isimli programda bir komedyen için çalışıyordum. Hikâye bir şehir yöneticisinin San Francisko belediye başkanını, ardından gay meslektaşını vurduğu şeklindeki bir son dakika haberi olarak özetlenmişti.”
“İşin içinde şöyle bir dalavere söyleniyordu. Bir çeşit aile içi kavga vardı, belediye başkanı ile o gay yöneticisi arasında bir bağ vardı ve onları vuran adamın onlara karşı bir şeyi vardı. Ama bu ufak bir son dakika haberiydi ve ben bu haberden önce onun gerçekte kim olduğunu bilmiyordum.”
Filmin üçte birinin geçtiği en önemli kısım California’daki eşcinsellerin öğretmenlik yapmasının ve buna destek olanların yasaklanmasını, mevcut çalışanların derhal kovulmasını sağlayacak yasa değişikliği olan Tasarı 6′ya karşı Milk’in öncülük ettiği efsanevi kampanyayı içeriyor, bu nedenle konunun henüz yasalaşan ve benzer şekilde Gay evlilikleri yasaklayan Tasarı 8′e gelmesi kaçınılmazdı.
“Burada iki önemli soru var,” diyerek işin aslını ortaya koyuyor Black. “Filmi izlediğinizde orada anti-gay yasalara karşı çok farklı bir strateji yürütüldüğünü göreceksiniz. Harvey için bir kendini temsil meselesi olan kampanyasınında ‘Mahremiyet’e karşı bir saldırı vardı (Milk, eşcinsellerin mahremiyet gerekçesiyle kimliklerini gizlemelerine karşı çıkıyor, kendilerini ortaya çıkartmalarını istiyordu -ç.n.) ve Tasarı 8 karşıtı kampanyada eksik olan buydu. Gay tabir edilenler yoktu. Hiçbir zaman kendimizi gösterip ‘Hey, hakları ellerinden alınmak üzere olanlar bizleriz,’ demedik ve bu Harvey’in yaklaşımının tam tersiydi.”
“Bana göre, Tasarı 6′yı alt etmek tarihimizin önemli bir parçası, ayrıca konuya kendini temsil açısından yaklaşarak ve gerçekten “Canı yanacak kişi benim” diyerek bu tür şeylerin nasıl üstesinden geleceğimizi gösteriyor. Böylesi bir cesarete olmak ve eğer sizi bilirlerse aleyhinize oy vermeyeceklerine dair böylesi bir inanca sahip olmak… 1978′den bakınca ülkemizin durumu çok değişmedi, ama gay topluluğunun yaklaşımı çok farklı. Umarım bu film ilerideki mücadeleler için faydalı olur, çünkü Tanrı biliyor, bu kavga bitmedi.”
Çabucak film eksenine geri dönüldü; birisi Penn konusunu ortaya attı, Van Sant Harvey rolü için neden onu istedi? “Bu rolü ona 1998′de tekif etmiştim,” diye cevaplıyor. “Warner Bros. için yer aldığım başka bir senaryo müsveddesi vardı ve Dan’i oynaması için Tom Cruise’u ekibe katmaya çalıyorduk. Tom’un uygun yaşta olduğunu, Sean’ın Harvey’in olduğu yaştan on yaş genç göründüğünü düşünüyordum, ama iki ateşli ve genç aktörün filme biraz devinim kazandıracağını ve yaş sorunuyla başa çıkabileceğimizi tasarlıyordum.”
“Pek çok sene geçtikten sonra, ekipten Sean Penn ismi ortaya atıldı ve şunun kafama dank etmesi için görüşme yapmak üzere San Francisco’ya tüm o yolu gitmemiz gerekti: bir dakika, ben bu rolü ona on yıl önce zaten teklif etmiştim. Neden bilmem, unutmuşum.”
Herkes yönetmenin Sean Penn’in muhteşem olacağına epey emin olduğuna inanıyor, ama aslında durum böyle değil. “Rolün üstesinden nasıl geleceği konusunun üstünden zaten geçmiştim. Hollywood’un belki de en maço adamıydı ve Harvey Milk rolünü oynayacaktı, ama bu sürpriz ve bu mücadele olayı çok heyecan verici hale getirdi. Zor bir işti, bu yüzden ilginçti. Bu apaçık bir tercih değildi, çünkü fazla naif olabilirdi ve film yeterince parlak olmazdı. Bu yüzden sadece Sean’un kendini tamamen Harvey’e verebilmesini umdum, ki sonuç harika oldu.”
Peki ya Tom Cruise? Dan White’ı oynaması için teklifte bulunmayı hiç düşündü mü? “Evet, her iki seferinde,” diye cevapladı. “İlk seferinde Eyes Wide Shut‘ın setindeydi. Bu seferkinde Matt Damon rolü oynayacaktı, ama teklif yapacağımız bir sonraki adamın Cruise olacağından emindi. Konu üzerine düşündü, ama yapmamaya karar verdi.”
Sonunda rolü Oliver Stone’un W. filmindeki Başkan Gerorge W. Bush karakterinden yeni çıkmış olan Brolin aldı ve (Penn’inki dışında) filmdeki tartışmasız en güçlü performansı sergiledi. LGBT tarihinde en çok kötülenen adam için oldukça sempatik bir yorumdu, bu yüzden yazar ve yönetmene neden böyle bir yönelim gösterdikleri soruldu.
“Onunla ilgili sempatik bir şeyler olmak zorundaydı,” diye yanıtlıyor Black. “Harvey onu çekici buluyordu ve beraber çalıştıkları onca zaman aralarında bir arkadaşlık geliştirmeye çalıştı, ondan ümidini kesmedi. Yani en azından Dan White’ın kim olduğunu Harvey’in gözünden görmeniz gerek.”

Dan’in eşcinsel olduğunu söyleyen kaba teoriye ne demeli? Bu yazarın kişisel teorisi mi, yoksa yaptığı araştırmalarından doğan bir şey mi? “Her ikisi,” diye durumu basitçe özetliyor, “ama aynı zamanda bu Harvey’in de bakış açısı. Son iki haftasında bunu etrafındakilere defalarca söylemiş. Dan’in belki de eşcinsel olduğu konusunda uyararak yapmış bunu.”
“Ama Dan’in eşcinsel olduğu filmin söylemi değil,” diye araya giriyor Van Sant. “Bu Harvey’in söylediği bir şey.”
“Doğru,” diye katılıyor Black. “Bu Harvey’in teorisi. Harvey’in pek çok teorisi vardı, ama bu hepsinin gerçekten doğru olduğu anlamına gelmez. Dan White’ın cinsel kimliğini bir gün öğrenebileceğimizi sanmıyorum.”
Yönetmen konuyu çabucak başladığı yere, Brolin’in performansına getirmeden önce başını onaylarcasına sallıyor. “Josh, W’yu oynadığı zaman filmin sonunda Gerorge Bush’u gerçekten tanımak istediğimi fark ettim,” diye kıkırdıyor Van Sant. “Ama o Josh’tı, bu onun yapabildiği bir şeydi ve bence aynısını Dan için de yapabilmesi çok iyi olacaktı. Yani orada gördüğüm George Bush değil, oldukça sevilebilir biriydi. Josh onu mümkün olduğunca eksiksiz bir biçimde oynamaya çalışıyordu, ama sonra sevilebilir bir adam olmaya yüz tuttu. Size karakteri sevdirmek konusunda doğuştan yetenekli.”
Peki, yönetmen salondan çıkan seyircilerin filmden ne alacağını umuyor? Gay izleyicilerin tepkisi heteroseksüellerinkinden tamamen farklı mı olacak? “Hayır, sanmıyorum, diğerlerinden tek farkı bu filmin ait oldukları bir topluluğu anlatıyor olması,” diye sakince cevaplıyor. “Benim için Milk politik örgütlenmenin tohumlarını atmayı ve onu çalışır hale getirmeyi nasıl başaracağınız ile ilgili bir film. İnsanların filmden bunu almasını istiyorum, heteroseksüel ya da gay olmaları önemli değil.”
"Gus Van Sant ve Dustin Lance Black, bir ikona can vermek üzereler." için 3 Yanıt
Güzel bir film,Sean Penn e her zaman ki gibi çok güveniyorum ve onun "Ölüm Yolunda" filmini hiç unutamıyorum,yıllar önce izlemiş olsam bile…Bu filmde izlenmesi gerekli ve izleyeceğim.
bnde james franco nun kahraman pilotlar filmini asla unutamıorm ve çok başarılı bi oyuncu olduğuunu düşünüorm..
BENCE JAMES FRANCO ÇOK BAŞARILI BİR OYUNCU VE ÇOK ÇOK YAKIŞIKLI ÜSTELİK NAZLI ARKADAŞIMIN DEDEGİ GİBİ KAHRAMAN PİLOTLAR VE ANNAPOLİS FİLMİNİ UNUTAMIYORUM. VE BAŞARILARININ DEVAMINI DİLİYORUM KAHRAMAN PİLOTLAR FİLMİNİN 2İNCİ SERİSİNİ BEKLİYORUM YALNIZ KAHRAMAN PİOTLARDAKİ FİLMDE FİLMİN SONUNDA PARİSE GİTTİGİNDE KIZI BULAMAMASI BENİ BİRAZ ÜZDÜ GERÇEKTENDE BİRBİRLERİNE ÇOK YAKIŞIYORLARDI BENCE
Yorum Yazın