Birkaç haftalık (tabii ki müzik dinlediğim ama malesef yazamadığım) zorunlu aradan sonra Kanada’lı Arcade Fire grubunun Neon Bible isimli ikinci albümünü uzunca bir aradan sonra tekrar dinleyip hakkında bir şeyler karalamaya karar verdim.

Burak İşyar

Montreal’li olmalarından dolayı önyargılı bir sempatiyle yaklaştığım indie/art-rock grubu Arcade Fire‘ın bu albümünü ilk dinlediğimde (ki grubu da ilk kez dinliyordum) bazı müzik magazinlerinin “2007’nin en iyisi” diye (o günkü düşüncemle) abartmalarına(!) çok samimi bir şekilde şaşırmıştım. Bunda muhtemelen “daha rock” bir grup (2006’nın en iyisi Arctic Monkeys‘in debut albümüydü) bekliyor olmamın etkisi de vardı. Fakat ikinci dinleyişimde çok çok beğendim, hatta çarpıldım bile diyebilirim.

Karı-koca Régine Chassagne ile Win Butler‘ın önderliğinde 2003 yılında kurulan grubun geniş üye kitlesi (6 ama konserlerde daha da çoğalıyor) gitar/bas/davul üçlüsünün yanısıra piyano, keman, çello, mandolin, akordiyon, harpsikord gibi pek çok farklı müzik enstrümanını albümlerinde ve konserlerinde, bazen birbirleriyle değiştirerek kullanıyor.

2003’te eski bir tavanarasından dönüştürülen analog bir stüdyoda kaydettikleri ilk albümleri Funeral‘dan sonra kendilerine daimi bir stüdyo kurmaya karar veren grup Quebec’te o sıralar bir cafe olarak kullanılan eski bir Mason tapınağını satın alır. Grup, kilisenin renovasyonunun ardından 2006’da yeni albümün kayıtlarına burada başlar.

Albümün genelinde karanlık ve basık fakat patlamaya hazır bir hava var. Albümün yapımcılığını da üstlenen grubun şarkılarının yarattığı izlenim sanki şu anda, sizin de bulunduğunuz dört duvarla çevrili bir odada çalıyorlarmış gibi: ses yankıları, hışırtılar özellikle albümden yok edilmemiş. Albümün isim parçasındaki monoton davul vuruşu, Keep the Car Running’deki çok seslilik, Intervention’daki borulu orgun soğuk sesi bu oda havasını destekliyor.

Bazı şarkıların müziklerinde eğlenceli parti havası varken sözlerin karanlığı nedeniyle grubun bu albüme hazırlanırken ne dinleyip etkilendiğini çok anlayamadıysam da David Byrne ve David Bowie etkisi sözlerde var sanki. Devlet, kilise, ordu, eğlence dünyası ve hatta bazen sıradan insanlar gibi basit konulara değinmekle beraber sözlerde vurgulanmak istenenler abartılı bir şekilde duygusallaştırılmış ve bence çarpıcı bir etki yaratmış. Henüz albümün girişinde Black Mirror ile sonumuzun çok yakın olduğu vurgulanırken, ardından gelen şarkılar da grubun korkularıyla yüklü: kutsal din savaşları, kurtulma şansımızın olmaması, kelimelerin anlamını yitireceği zamanın yakın oluşu, hiçbir şeyin sonsuza dek sürmemesi gibi.

Mart 2007’de piyasaya sürüldükten sonra Kanada ve İrlanda’da 1., İngiltere ve ABD’de 2. sıradan albümler listesine giren Neon Bible‘dan en beğendiğim şarkılar Intervention, Ocean of Noise, Windowstill, ve Black Wave/Bad Vibration.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA