
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
2010 yılının başında yayınladığım o ilk yazıyı hala hatırlıyorum. Çan sesleri gibiydi. Kimin için, ne için çaldığı çok belliydi o çanların. Daha önce kınından çekilmemiş ama bilenmiş bir müzik yazarının gelişini müjdelemek için çalıyordu. Burak İşyar için çalıyordu.
Landlord – 9 Şubat 2014
Geniş mp3 koleksiyonuma rağmen belki de son altı aydır kelimenin tam anlamıyla her gün en azından birini dinlediğim iki favori grubum Arctic Monkeys ve Editors‘a biraz ara verip arşivimi değerlendirmeye karar verdim. Bu sayede daha önce üstünkörü dinlemiş olduğum Interpol‘ü tekrar dinlemeye başladığım gün Landlord’un benden sık sık müzik konusunda bir şeyler yazmamı istediğini düşünüp bu köşeye başladım.
Burak İşyarSüreklilik konusunda (Berezilya.com‘dan takip edenler bilir) kendime çok güvenememekle birlikte “Haftanın albümü” gibi iddialı bir köşe başlığı ile kendimi zorlamaya (en azından şimdilik) karar verdim.
Yukarıda bahsettiğim (bence) geniş müzik arşivimin içinde 70′lerden bugünlere pek çok farklı müzik türlerinden gruplar bulunsa da özellikle son yıllarda 2000′ler öncesinden (Radiohead hariç) hiçbir grubu dinle(ye)mediğimi ve sürekli yeni gruplar ve yeni müzik türleri arayışında olduğumu belirtmek isterim. Tabii, burada kimsenin bilmediği gruplar olacak şeklinde bir iddiam yok: amacım, her hafta dinlediğim yeni bir grubu/albümü paylaşmak.
90′lı yılların sonlarında New York’ta kurulan Interpol, son dönemlerde indie rock ve new wave müzik türlerinin bir alt kategorisi / uzantısı olarak ortaya çıkan (ve çoğunlukla Brit hakimiyetinde olan) post-punk revival türünün Amerika’daki en başarılı temsilcilerinden. Grubun şarkılarının en dikkat çekici özellikleri depresif şarkı sözleri, bu sözlerin ardındaki uzun gitar soloları, sert bas gitar ve son zamanlarda artan klavye kullanımı.
Our Love to Admire, grubun 2007 yılında çıkardığı üçüncü stüdyo albümü. Albüm, İngiltere’de 2, ABD’de ise 1 numaraya kadar yükselmiş durumda. Şarkılar daha önceki Interpol albümlerinden özellikle klavye kullanımı nedeniyle biraz daha farklı bir sound’a sahip. Bu konuda grubun gitaristi Daniel Kessler, klavyelerin şarkılara “daha fazla doku, ilgi çekici bir sound ve devamlılık” kattığını söylüyor. Albümde yer alan şarkıların bazılarında gitar/klavye arasında kararsızlık yaşayabiliyor dinleyici.
Interpol’ün bu albümü ümitsizlik yüklü sözleri, kopuk gitar pasajları (biraz Coldplay gibi) ve sert, akıcılıktan yoksun ama bir o kadar da dinleyeni hipnoz eden bas vuruşları ile bence post-punk revival’ın en iyi örneklerinden birisi. Post-punk‘un ihanet, güvensizlik, paranoya, vb. ana konularına şarkı sözlerinde sıkça değinen grubun vokalisti Paul Banks’in haykırışları (aynı Editors’ın solisti Tom Smith’de de olduğu gibi) biraz Joy Division‘dan Ian Curtis‘i adırıyor.
Albümden özellikle tavsiye edebileceğim şarkılar, “No I in Threesome”, “The Heinrich Maneuver”, “Rest My Chemistry” ve özellikle farklı gitar sound’u ile “The Lighthouse”.
"Haftanın albümü: Our Love to Admire / Interpol [2007]" için 2 Yanıt
2000'li yıllarımın başına bomba gibi düşen Interpol, nedense 2.ve3. albümünde (benim açımdan), hiç ilk albümü yakalayamadı maalesef… Şimdi bir kere daha dinlesem mi ne yapsam…
Atmak gibi olmasın ama bana hep, Interpol'den sonra 'benzer' ses rengine(?) sahip birçok grup türedi gibi geliyor… Misal Editors'u hep bu gruba dahil etmişimdir. Ama şikayetimiz yok yani, seviyoruz.
bu zamane gruplarıyla yeterince ilgilendiğimi söyleyemem ama ninja hanımın pek latif yorumuyla hislerime tercüman olması üzerine sizi istanbuldan arıyorum efenim.. nasılsınız inşallah?
saflığıma ya da gadlığıma verin.. editors'u ilk dinlediğimde adeta bizim interpol çalıp söylüyor sanmıştım da nassıl da şaşmıştım..
diğer hepsi hikaye bence.. sazıyla, sözüyle hele paul banks'ın acayip sesiyle interpol'ü tek geçerim.. öperim
Yorum Yazın