javier bardem

Yeni filmlerle ilgili çok fazla bilgi, ayrıntı istiyorsanız sizi arkadaş siteler reyonumuzda linki de bulunan Sadibey.com’a yönlendirmek durumundayız. Biz burada yalnızca kısa bir hatırlatma, varsa film hakkında kelamımızı etme dışında bir amaç taşımadık. Ağır grip mazaretiyle biri dışında hiçbirini de izlemedik, onu da söyleyeyim. İşte bu hafta gösterime giren filmler: (ne çok varmış bu haftada yahu. Tam başlatacak haftayı bulmuşum bu uygulamayı :)

İHTİYARLARA YER YOK

No Country For Oldmen

Yön: Coen Kardeşler

Oyn: Tommy Lee Jones, Javier Bardem, Josh Brolin, Woody Harrelson

Bu yıl En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscarlar’ını alan film. Değil haftanın, yılın en iyi filmini öyle ya da böyle mutlaka seyredin.  Filmi seyredin sonra Cohen Kardeşler’in hikayelerini ele alışı ve Javier Bardem’in oyunculuğu karşısında saygıyla eğilin. Ben şahsen öyle yaptım.

JUMPER

Yön: Doug Liman

Oyn: Hayden Christensen, Samuel L. Jackson, Diane Lane, Jamie Bell

Son dönemde fantastik bilimkurgu eğilim arttı. X-Men tarzında süper kahraman çizgiromanlarının böyle bir sinemasal patlama yapacağını Marvel, DC öngörüyor muydu acaba? Buffy, Angel gibi dizilerle başlayıp Heroes, Supernatural ve 4400 gibi dizilere uzana bir süreç oldu bu. Sinemada ise süper kahramanların muhteşem dönüşü yaşandı. Jumper bu sürece dahil bir film. David Rice, birçoklarının hayatında sadece hayal edebildiği bir güçle büyümüştür. Uzay-zaman dokusu içindeki yırtıkları kullanarak, kendini zihninde canlandırabildiği herhangi bir yere anında nakledebilmektedir. (Heroes’daki Hiro gibi) Göz açıp kapayıncaya kadar gezegenin bir tarafından öbür tarafına gidebilir, bir gecede yirmi gün batımına tanık olabilir, Mısır’daki Spenks üzerinde kahvaltısını edip, Avustralya’ya sörf yapmaya, oradan Paris’e akşam yemeğine ve Tokyo’ya kahve içmeye gidebilir. Ne zaman ki David, kendisi gibi güçleri olan Griffin adındaki hırslı bir gezgin ile karşılaşır, sır perdesi biraz aralanır. Kendisi yalnız bir ucube değil, ‘Sıçrayanlar’ denilen uzun bir genetik anormallikler sülalesine aittir. Şimdi ise David, onu ve tüm Sıçrayanlar’ı ortadan kaldırmayı kendilerine amaç edinmiş kadim bir gizli organizasyon tarafından farkedilmiştir. Tüm gezegen çapında asırlardır süregelen görünmeyen bir savaşa kilit oyuncu olarak dahil olur. (Highlander sanki biraz)

Kimler gidebilir: Eğlenceli bir film peşinde olan herkes. Sıkılmayacağınız garanti, böyle bol aksiyon sahneli fantastik bir hikayede kim sıkılabilir merak ederim zaten. Ama yahoomovies’e baktığımız eleştirmenlerin filme burun kıvırdığı, sinemaseverlerin zar zor geçer not verdiği anlaşılıyor.

HASTA

SICKO

Yön: Michael Moore

“Bowling For Columbine”, “Fahrenheit 9/11” gibi belgeselleriyle ve “Aptal Beyaz Adamlar”, “Ahbap, Memleketin Nerede?” gibi kitaplarıyla ABD’nin ayıplarını bir bir sayıp, Rüyalar Ülkesi’nin ardında saklı kabusları gün ışığına çıkaran Michael Moore bu kez sağlık sitemine el atıyor. Moore’un amacı, günlük yaşamda insanların tıbbi bakımla ilgili karşılaştıkları sıra dışı ve üzücü olaylar üstünden bu sistemin nasıl kar odaklı acımasız bir canavar olduğunu ispatlamak.

Kimler gidebilir: ABD’nin o kadar da Rüyalar Ülkesi olmadığını görmeye kalbi dayanacaklar. Bu satırların sahibi gibisinden  gibi “natural born muhalif ruhlar” ve politik belgesellerden hoşlan bilcümle sinemasever.

M.Ö. 10000

1000 B.C.

Yön: Roland Emmerich

Oyn: Camilla Belle, Cliff Curtis, Steven Strait, Omar Sharif

Bütçesi dolu, içi boş filmlerin (bknz. Independence Day, Godzilla) zanaatkar yönetmeni yine bir gişe canavarıyla karşımızda. Tüm dünyada aynı vakitte gösterime giren film haftasonu eğlencesi için Jumper’la birlikteen ideal seçim.

Gizemli savaşçılar, köyünü yağmalayıp, Evolet’i kaçırınca, D’Leh sevdiği kadını kurtarmak için bir avcı grubu ile savaşçıların peşinden dünyanın öbür ucuna yolculuğa çıkar. Yolculuklarının sonunda bir Kayıp Uygarlığı ortaya çıkarırlar. Nihai kaderlerinde hayalgücünün ötesinde bir imparatorluk vardır. Burada D’Leh’in halkını zorla köleleştiren güçlü bir tanrıyla karşı karşıya gelirler.

Kimler gidebilir: “Ya ayda bir iki kere sinemaya gidiyoruz, paramızın hakkını alalım, sinemaya gittiğimizi anlayalım,” diyenler… Patlamış mısır, kola eşliğinde film izlemek isteyenler…

MÜLTECİ

Yön: Reis Çelik

Oyn: Halil Ergün, Luk Piyes, Derya Durmaz, İbrahim Balaban

Politik sinemanın peşini bırakmayan ve bu anlamda benim çok saygıdeğer bulduğum sinemacı Reis Çelik yine Güneydoğulu bir hikaye anlatıyor. Şivan, Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan, 20 yaşında bir gençtir. Şivan’ın dedesi Şaho, varlığını sürdürebilmek için hem devlet güçlerine hem de bölgede güçlü olan örgüte mesafeli durmaktadır. Torununun hayatının tehlikede olduğunu düşünen Şaho, Şivan’ın yurtdışına çıkarılmasını sağlar. Şivan, Almanya’da bir sığınmacılar kampına yerleştirilir. Dilini bilmediği bu ülkede Şivan’ı yeni bir sınav beklemektedir.

Kimler gidebilir:  Bir derdi olan Türk filmi seyretmeye hasret kalanlar öncelikle. Ayrıca filmde başlı başına küçük çaplı bir efsane de rol alıyor: Ressam Balaban.

HAYATTAN KORKMA

Yön: Berrin Dağçınar

Oyn: Zeki Alasya, Tarık Papuçcuoğlu, Hakan Boyav, Zeynep Eronat

Film bir kasabada kendilerine yetecek kadar üreten, ürettiği ile yaşayıp giden üç ailenin öyküsü. Mandıracılık yapan Talat, tavuk yetiştiren Bedrettin ve babadan kalan fırınında ekmek üreten Rıfkı, doğduklarından beri aynı kasabada yaşayan, çoluk çocuğa karışmış, çocukluklarından beri birbirlerinden hiç ayrılmamış üç arkadaştır. Talat’ın çocuğunun hastalanması ile hayat bir anda değişmeye başlar.

Kimler gitsin: Babam ve Oğlum’cular gitsin bir kere. Eski Türk filmlerini tadını arayanlar, filmlerde hem gülmeyi hem ağlamayı sevenler gitsin. Hakan Boyav’ı Barda’daki olağanüstü performansından sonra bir kez daha izlemek isteyenler gitsin.

KOLERA GÜNLERİNDE AŞK

Love in time of Colera

Yön: Mike Newell
Oyn: Giovanna Mezzogiorno, Javier Bardem, Laura Harring, Benjamin Bratt

Bir Gabriel Garcia Marquez romanının uyarlaması olan filmde Fermina Daza adlı bir kadın ile, ona aşık olan iki erkek Florentino Ariza ile Doktor Juvenal Urbino arasındaki, 1880’lerden 1930’lara kadar uzanan ve 51 yıl dokuz ay, dört günlük zaman dilimine yayılan aşk üçgeninin öyküsü anlatılıyor.

Kimler gidebilir: Ya hayatımız aksiyon, tansiyon olmuş zaten bize roman tadında şöyle dingin bir film lazım diyenler.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA