Traitor / Hain konuk Ninja

11 Eylül sonrasında dünyada yaşanan siyasi ve ideolojik çalkalanmanın etkilerini halen yaşıyoruz. Elbette bu durumun sinemaya yansıması kaçınılmaz, ama sesini duyurabilenler (maalesef) sadece Amerikan çıkışlı olanlar.

Deniz AkhanDeniz Akhan

Son dönemde karşımıza çıkan Syriana (2005), The Kingdom (2007), Body of Lies (2008) bunlardan bazıları. The Kingdom’u adam yerine koymuyorum. Body of Lies’ın politik söylemini kaygan bir zemin olarak görüyorum -Ridley Scott‘ın bu konudaki sicilini de düşünürsek hele. Ama Syriana’yı ayrı bir kefeye koymak gerek; ekonomik çıkarlar ve terör arasındaki ilişkiyi gösterirken insanilikten taviz vermeyen bir sinema dersiydi.

Ancak bu konuda (nedense) gözden kaçırılan bir film var: The Siege. Daha 11 Eylül saldırısı olmadan önce İslami örgütlerin nasıl da Amerika tarafından kullanıldığına, bir nevi terörist eğitimlerinin verildiğine değinen, terörizm karşısında demokrasi adına mücadele ederken totaliterizme nasıl da yol açıldığını anlatan enteresan bir filmdi.

Traitor / Hain

Gecikmeli de olsa vizyona giren The Traitor bu zincire eklenen son halka. Eski bir Amerikan askeri olan müslüman Sameer Horn’un (Don Cheadle) silah ticareti yaparken Yemen’de tutuklanır, burada Omar (Saïd Taghmaoui) ile dost olup Al Nathir (uyaran, ikaz eden gibi bir anlamı var) terör örgütüne girer. Beraber Amerika’da çok ses getirecek bir eylem gerçekleştirmek üzere çalışmaya başlarlar. Peşlerinde ise Roy Clayton’ın (Guy Pearce) başını çektiği FBI vardır.

Senaryoda Steve Martin‘in parmağı olması sıkça bahsedilen ilginç bir unsur. Bunu bir kenara bırakıp sonuca baktığımızda eli yüzü düzgün bir filmle karşılaşıyoruz. Anlatım kurgusu, yönetmenlik, oyunculuklar sırıtmıyor. Aslında tek başına üst seviyelere çıkamayan unsurlar bir araya geldiğinde oldukça iyi bir noktaya ulaşıyorlar. Filmi sıkılmadan, keyifle izleyebiliyorsunuz.

Traitor / Hain

Traitor’u basit bir kaçma-kovalamaca aksiyonundan ayıran en önemli özelliği politik söyleminden kaynaklanıyor. Film, Sameer ve Omar kendilerini adadıkları davaları uğruna mücadele ederken onlara fanatik, vahşi insanlar gözüyle bakmıyor. Bizi savundukları düşüncelerle baş başa bırakmaya çalışıyor. FBI ajanı Roy Clayton’ın vaiz bir aileden gelmesi (yani inançlı olmayı anlaması), ama bir Ortadoğu dilleri uzmanı olarak İslamiyet’e ve Kuran’a tarafsız bir gözle bakabilmesi bu söylemi pekiştiriyor. Yani bir Obama dönemi filmi diyebiliriz film için, her ne kadar Bush döneminde çekilmiş olsa da. Teröre göz yumulamaz, onunla her şekilde mücadele etmek gerekir, ama terör ile İslam bağdaştırılamaz falan filan.

Traitor / Hain

Filmin söylemindeki samimiyetten herhangi bir şüphe duymuyorum, ama bu durum eksik ve aslında yanlı bir söylem olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Batı’nın ve Amerika’nın dünyanın kaderini kendilerine yontan, insanlık suçu tanımına giren strateji ve politikalarına İslami perspektiften bakan biri değilim, ama pek çok konuda hemfikir olduğumu söyleyebilirim. Amerika’dan gelen bir filmin empati kurma çabasını da elimin tersiyle itmem söz konusu değil. Ancak gösterdiği anlayışın terörle mücadele alanına hapsolması, dünyadaki yanlışlıklara karşı orta ve uzun vadede sadece Batı ve Amerika’nın çıkarlarına hizmet edeceği aşikar.

Traitor / Hain

Terörizmin ve terör karşıtı mücadelenin ceremesini masum insanlar çekerken, bedelini bütün dünya insanları olarak hepimiz çekerken, herhangi bir haklılığa meylederek bu durumun sürmesini normal karşıladığımı düşünmeyin. Sadece filmin terörist tarafla empati kurmaya çabalamasının Amerika’nın suçlarını kabul etmek manası taşıdığını, ama meseleyi teröristlerin durdurulması noktasında bırakmasının hem suçlu hem de güçlü Amerika’nın çıkarlarına, hatta filmin karşı çıktığı “demokrasi mücadelesi” sahtekarlığına hizmet ettiğini söylüyorum.

Basit bir örnek vererek meseleyi kapayayım: Büyük oğlunuz kardeşini bir şekilde zıvanadan çıkarıyor. Küçük oğlunuz da küfür ederek, dövüşerek karşılık veriyor. Ebeveyn olarak sadece küçük oğlunuzu karşınıza alarak “Abin terbiyesizlik yapmış, ama kimseye küfredip vuramazsın” diyerek meseleyi kapatamazsınız.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir