Hangisi döver: District 9 (Yasak Bölge) vs. Avatar!
Yazar: admin
10
Şub
Paylaş



Geçmişte pek değinmediğimizi fark edince ve mevzuya hazır Oscar meselesi de eklenince eksiğimizi telafi etmenin zamanıdır dedik. Ters Ninja yazarlarının yanı sıra, iki konuk yazara District 9 (Yasak Bölge) ile ilgili sorular yönelttik. Hem filmi hatırlamış hem de filmin Oscar şansını değerlendirmiş olduk. Arada durup bir Avatar – District 9 kıyaslaması bile yaptık. ile Çok da süper oldu! Katılımcı yazarlar ise Doğu Yücel, Serdar Kökçeoğlu, Numan Serteli, Deniz Akhan, Tuğba Keleş ve ev sahibiniz Landlord…
Önce yazarlarımıza neler sormuşuz, onlara bakalım isterseniz…

- Yasak Bölge filmini nasıl bulmuştunuz?
- Oscar’a aday gösterileceğini umuyor muydunuz?
- Oscar şansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Sizin açınızdan bir Avatar, Yasak Bölge karşılaştırılmasının sonucu nasıl olur? Neden?
- Yasak Bölge ile aynı kategoriye koyabileceğiniz bilim kurgu filmleri geliyor mu aklınıza?
Landlord
- Eksik hatırlıyorsam düzeltin beni – Moon ve Pandorum’la birlikte (Watchmen’i bilimkurgudan saymadım) 2009′un ciddiye alınacak üç bilimkurgu filminden biriydi. Türden bağımsız incelersek de yılın en iyi filmlerinden biri olarak listelerime girdi. Yaşam-politik altmetninin de son derece saygıdeğer olduğuna dikkat çekmek lazım tabi. Bakın bahsederken bile ağzım sulandı, şu soruları yanıtlayayım, oturup bir kez daha seyredeceğim.
- Herkes gibi benim için de sürpriz oldu. Oscar seçicilerii ilk maddede bahsettiğim yaşam-politik duruşu benimsemek istediler tabi. Hayatta iki şeyden vazgeçemezler bu zatlar zaten; biri kıçlarının rahatı, ikincisi romantizm.
- Sanırım ödülsüz göndermezler. Ama başat ödüllerden olmayacaktır tabi bunlar. Sırf biz şişelim diye de büyük bir ödül sıkıştırırlarsa Neill Blomkamp’ın eline. Ona da çok şaşırmam açıkçası.
- İlk maddede Avatar’ı saymamışım bu arda. Siz adını söyleyince fark ettim bakın. Avatar’ın ismini de anmak lazımdı orada. Ama District 9′la aynı ringe çıkarırsanız, Neill Blomkamp’ın filmi fena harcar gibime geliyor Avatar’ı. Avatar, Kurtlarla Dans‘ın (Dance with the Wolfes) söylediğinden farklı bir şey söylemiyor her şeyden önce. Üstelik bunu söylerken öyle fazla yaratıcı olmaya da gerek duymuyor. Yine de söylenenler iyi şeyler oldu mu sinemada, hakkını teslim etmelisiniz söyleyene. Avatar da son derece güzel evrensel mesajlar veriyordu. Filmi ne çok sayıda çoluk çocuğun izlediğini düşünürseniz – tabi o çoluk çocuğun hayatı algılama becerilerinin TV, bilgisayar oyunları, cep telefonlarıyla körelmemiş olduğunu umut etmek durumundayız – bu mesajların önemi daha bir anlaşılır. Ama sanat konuşacaksak, Avatar’ın görsel ekibine mansiyon verip, birincilik ödülünü Neil Blomkamp’a takdim etmeliyiz.
- Ne zor soru sormuşuz yahu! Ama “öteki” ile empati kurulması kontenjanından A.I. (Yapay Zeka), Ben Robot (I Robot) ve Blade Runner (Bıçak Sırtı)geldi şu an aklıma.
Deniz Akhan
- Bilimkurgu sinemasının suskunluğa geçtiği bir dönemde Yasak Bölge 9 ilaç gibi geldi. Filmin ilk yarısındaki belgesel tekniği çok başarılı bir alegori sunuyor, ikinci yarısındaki aksiyon da seyir keyfi ve eğlence sağlıyor. Gerçi bu aksiyon süreci benim açımdan ticari bir taviz, ama filmin tamamına baktığımda bunu görmezden gelebiliyorum. Üstüne üstlük ayrımcılığa, ırkçılığa ve zenofobiye yönelik sağlam eleştirilerini büyük laflar söylemeden, sadece göstererek aktarmayı başarıyor. Bu açıdan sinema tarihindeki yerini çoktan aldığını düşünüyorum. Film, devamının geleceğine dair ucu açık bir finale sahip. Umarım ilk filmin yapısına halel getirecek ticari bir aksiyon bilimkurgu ile karşılaşmayız.
- Herkes gibi ben de Oscar’ı takip ediyorum, ama öngörülerde bulunacak kadar değil. 2009 yılı Amerikan sinemasına bakıldığında fazla renkli olduğunu söyleyemeyiz. Bu nedenle Yasak Bölge 9′un aday olması çok da sürpriz olmadı.
- Medyaya göre Avatar ile Ölümcül Tuzak arasında geçiyor yarış. Ödülü verecek olan da özel bir jüri değil, Akademi üyesi geniş bir oy veren kitlesi. Dolayısıyla geçen seneki Milyoner gibi sürpriz yaşatacağını sanmıyorum.
- Avatar kolaj bir hikâyenin müthiş bir görsellikle sunumu, oysa Yasak Bölge 9 hem hikâyesiyle hem de aktarım biçimiyle (özellikle bilimkurgu türü açısından) yenilikler getiren bir film. Avatar’ın politik söylemi kendisiyle çelişkili ve fazlasıyla naif, ama Yasak Bölge 9 geçmişe, günümüze ve geleceğe yönelik ayakları daha sağlam basan bir eleştiri yöneltiyor. İyi bir film nasıl olur, diye tartışabiliriz, ama benim kıstaslarıma göre Yasak Bölge 9 dururken Avatar’ı konuşmak zaman kaybı.
- Özellikle belgesel gerçekçilik tarzı Yasak Bölge 9′u benzersiz kılıyor, ama uzaylıların bir şekilde gelip dünya yaşamına dahil olmasını ve insanlarla uzaylılar arasında yaşanan uyum problemlerini aktarması açısından 1988 tarihli Alien Nation filmini ve devamında gelen TV dizisini aynı kategoriye dahil edebiliriz sanırım.
Tuğba Keleş
- Uzun yıllar, rüyaları UFO hava sahası, bilumum iniş-kalkış pistine dönen biri olarak District 9, açık ara farkla , 2009’da seyrettiğim en iyi filmlerden biri oldu.
- (Oscar ne?) Oscar’a aday olduğunu bu soruşturmayla öğrendim. Olayda hiçbir şekilde parmağım bulunmamaktadır. Gerekirse hakkımı kanuni yollardan arama yoluna gideceğimdir. Geyik bir tarafa, seyirci olarak hiçbir zaman Oscar’ı hiç iplemediğimi ama sektör açısından önemini yok saymadığımı da belirtmeliyim.
Oscar’ı verenler açısından “Aday listesine ekledik işte. Bir de ödül mü vereceğiz?” temelli bir yanıt bekliyorum doğrusu. Ama tek bir ödülle yakayı Oscar’dan kurtarma şansı var bence. Kalplerimiz seninle Yasak Bölge! Sokma bölgene bu mendeburları. (Atanzi , umarım tutanzi)
- Avatar’a giden zamanıma acıyorum açıkçası. Onun yerine en dandiğinden 2 adet Hong Kong filmi patlatabilir, dahası artık hakkında bir şey duymak istemediğim bir filmle ilgili bu kadar bıdıbıdıya maruz kalmam diye düşünüyorum. Tıpkı filmin de yeni bir şey söylemediği gibi ben de film hakkında yeni bir şey söyleyemeyeceğim. Son derece bilindik, sıradan bir konuyu göz boyayan renklerle (teknoloji de diyebiliriz) anlatmaya çalışan film, birilerinin (en başta Akademi gibi gözüküyor) gözünü boyamaktan başka bir başarı yakalamamış benim gözümde. Bu demek değil ki, tüm o teknolojik zımbırtıları göz ardı ediyorum filmle ilgili. Lâkin pek de önemi olmayan nazarımda, teknolojinin de bir yere kadar olduğunu, “Vay abi ne film yapmışlar be!” temelli övgülerin kimin başının altından çıktığını az buçuk tahmin edebildiğimi itiraf etmeliyim (ama yorum yok). Öte yandan Yasak Bölge, şaşaadan uzak, tek başına varolabilmiş bir film olmayı başardı, hem konusuyla hem aksiyonuyla. Artık aptal yerine konulmak istemeyen seyirci daha ne bekler ki?
- Yasak Bölge’yle aşık atabilecek bir film varsa o da yukarda değindiğim rüyalarımdır. Hatta daha ileri gidip bu film, benim rüyamdan çalıntıdır diyeceğim ama son günlerdeki ‘intihal’ olaylarının kaymağını yemiş gibi olmak istemem. Pardon, soru neydi?
Serdar Kökçeoğlu
- Yasak Bölge doğrusu benim için müthiş bir deneyimdi. Filme kaynaklık eden kısa filmi izlediğim için nasıl bir filmle karşılaşacağımı tahmin ediyordum, fakat beklediğimden bile daha güçlü ve etkileyici bir film buldum. Bilim kurgu türünün sinemada artık eskisi gibi olmayacağına inanıyorum. Sadece teknik başarılar, görsel efekt becerileri değil; seçilen konu ve temaların da değişeceğine inanıyorum ve bunun en güçlü sinyalleri Yasak Bölge’den geliyor.
- Doğrusu aday olmasına çok da şaşırmamak gerekiyor. Yasak Bölge, Avatar kadar olmasa bile görsel açıdan da bir yenilik sunuyor. Bir de kabul etmek gerek; Oscar fazla karışık olmayan evrensel mesajları daima sevmiştir.
- Ortada Avatar ve The Hurt Locker (Ölümcül Tuzak) arasında oldukça medyatik bir rekabet var ve tüm sinema dünyası ikiye bölünmüşken, Oscar’ın tüm çekişmeleri boşa çıkaracak bir üçüncü filme ödül vereceğini sanmıyorum.
- Avatar Dünyaya Orman Denir romanı başta olmak üzere, Ursula Le Guin dünyasından çok faydalanmış bir film. Önümüze bir şekilde etkileyici bir öykü getirdiğine de inanıyorum. Fakat ortada yeni bir şey yok. Yenilik doğal olarak hikayeyi sunma ve izleme biçimlerinde. Yasak Bölge ise mütevazi bir şekilde hem içerik anlamında, hem de biçimsel anlamda yenilik sunuyor diye düşünüyourm. Ama Avatar kadar göz/lük boyamıyor.
- Yasak Bölge, entelektüel bir derinliğe sahip olmakla birlikte, klasik b-movie kodlarını da kullanıyor. Bu anlamda light bir mizaha ve aksiyona sahip olduğunu kabul etmek gerek. Hafifliğinin arkasında müthiş bir derinliği var. Tıpkı becerilmiş basitliğinin ötesindeki teknik deha gibi. Şüphesiz aynı kategoride filmler vardır fakat biricik kardeşi, esinlenmiş olduğu kısa filmdir.
Numan Serteli
- Niçin gizleyeyim ki.. Son yıllarda, sinemada izlemek kısmet olmadığı için, pişmanlıktan için için yandığım filmlerin başında geliyor District 9.. Bu nedenle -tam anlamıyla- zevkine varamadığımı düşündüğüm bu filmden şartların olumsuzluğuna karşın etkilenmemek de pek mümkün değildi tabii.. Yarattığı ve seyirciyi de içine aldığı o ‘eksantrik’ atmosferi başta olmak üzre, her haliyle, geçen sezonun en iyi filmlerinin başında geliyordu District 9..
- ‘Gereken şartları’ hiç de yerine getirmeyen bir film olduğunu düşündüğüm için, Oscar adaylığını da hiç aklıma getirmemiştim.. Bu açıdan, benim için sürpriz oldu.. Fiili durumu, aday olabilme şartlarına haiz film sayısının, geçen yılki rekolte düşüklüğüne veriyorum ben..
- Oscar için District 9′ın benim bir numaralı favorim olduğunu ve malum Akademi üyeleriyle aramın hiçbir devirde iyi olmadığını göz önüne alırsanız eğer siz de hak verirsiniz ki bu filmin hiç şansı yok.. Ayrıca, aynı malum çevrenin favorileri arasında da gösterilmiyor zaten. Tersi olursa eğer, yıllarca davet edildiğim halde icabet etmediğim bu törenlere gelecek yıldan itibaren katılacağıma; olmadı, tv karşısında sabahlara dek törenleri izleme cezasını, bundan böyle, kendime bizzat uygulayacağıma, namusum üzerine söz veriyorum..
- Bence kıyaslanmaz ya neyse! Oscar seçicileri ve genel seyirci efkar-ı umumiyesi açısından Avatar’ın büyük fark atacağı bir gerçek; ama, benim açımdan da tam tersi. Macera ve aksiyonu bol köpüklü, ultra cafcaflıyken, afaki eleştirilerle yüklenmiş göstermeye çalıştığı senaryosu açısından pek sıradan, pek cılız ve tek boyutlu kalakalmış Avatar, son tahlilde, görsellik olarak çok boyutluluğuyla göz boyamaya girişen bir film.. Daha doğrusu, resmen bir illüzyon. Yasak Bölge 9 ise, benzersiz bir senaryonun güçlendirdiği sinemasal yapısını, bireysel ve toplumsal gerçeklerle yoğururken, önemli olduğu kadar da çarpıcı eleştirisini göz boyamadan ve de gözlere sokmadan yapabilme başarısı gösteren ‘gerçek’ bir film..
- Geniş anlamda bakarsak, aynı ‘uzaylılı film’ kategorisinden elbette çok filmle bir araya getirilebilir.. Ancak ben, “zorlamanın hiç alemi yok” diyor, Tersninja Belediyesi’nin bana verdiği yetkiyle District 9′u ‘benzersiz’ ilan ediyorum.. Ha unutmadan.. Devamını da merakla bekliyorum..
Doğu Yücel
- Çok beğendim. Sinema salonunda mest olarak izlediğim en son filmlerden biri kendisi.
- Aklımın ucundan bile geçmedi.
- Hiç şansı yok bence. Göstermelik koydular gibime geliyor.
- Yasak Bölge’den çok daha fazla etkilendim diyebilirim. Avatar da çok iyi bir film elbette. Ama ilginçtir; beni etkilemedi. James Cameron’dan Abyss derinliğinde bir film bekliyordum. Bir de görselliği beni çok yordu. Çok uzun bir bilgisayar oyunu demosu hissi yaratıyor bi süre sonra. Yasak Bölge tam tersine gerçekçiliğiyle, siyasi alt
metniyle, bilimkurguya getirdiği yeni solukla bu türle haşır neşir olanları daha çok etkileyebilecek bir film. Yine de söylemeliyim ki, Yasak Bölge’nin dayandığı kısa filmdeki yaratık tasarımları Michel Gondry-vari halleriyle daha enteresandı.
- Hmmm. Ton olarak, atmosfer olarak benzeyen bir tane aklıma gelmedi ama ırkçılığa bakış açısından dolayı “Enemy Mine” isimli bir film vardı, ona benziyor diyebiliriz.
Bu yazılar da ilginizi çekebilir
Paylaş
"Hangisi döver: District 9 (Yasak Bölge) vs. Avatar!" için 4 Yanıt
District 9, Avatar'dan katmer katmer üstün bir film bence. Sadece bilimkurgu olarak da değil, her şeyiyle başyapıt niteliğinde. Ya da ben fazla bağlanmışım filme bilemiyorum. Avatar'ı da çok sevdim ama son kertede janjanlı bir görsel şov olarak görmekten de kendimi alamadım. Oysa aldığım o sinemasal tat olarak, oyunculuk olarak ve elbette hikaye olarak District 9'a aşık oldum diyebilirim.
Bence de Distric 9, Avatar'dan daha iyi bir film. Ayrıca sinema yazarlarının Distric 9'a duydukları bu hörmetin biraz da Distric 9'nın bağımsız sinemaya yakın duruşlarıyla alakası var sanırım. IMDB'de filmle ilgili yazan "Peter Jackson, Neill Blomkamp'a 30 milyon $ verdi ve sonuçta ortaya bu film çıktı" notu da gösteriyor ki 30 milyon dolar gibi artık nerdeyse Türkiye'de bile film yaparken harcanan paralara muhteşem bilim-kurgu filmler yapılabiliryor.
Avatar'ın iyi bir "film" olmadığı malum. Ama tabii o kadar görsel oyunla kitleyi etkilemeyi başarabiliyor ki bu da epeyce anlaşılabilir bir durum. Avatar'a sinemada seyredilen bir bilgisayar oyunu gözüyle bakılabilir. Ortada daha fazla bir şey yok.
Ama bence esas ilginç olan, District 9'a bu kadar itibar edilmesi. Kötü bir film değil kesinlikle; son yıllardaki bilimkurgu sinemasına biraz soluk aldırdığı da söylenebilir. Ne var ki bu filme nasıl oluyor da başyapıt deniyor, anlamak mümkün değil gerçekten. Bu filmin başyapıt olmadığı ortada. Bence muhteşem sıfatını da hak etmiyor. Keyifle seyredilebilen, ama eninde sonunda unutulup gidecek bir film bu. Tabii şu da var ki bu kadar berbat film çekilirken, aralarından kendini sıyırıyor. Bu da filmin lehine işliyor. Ama bu durum filmin başyapıt, muhteşem olduğu anlamına gelmez. Bu kadar kolay değil bu işler.
Avatar: Eğlenilecek Kız
District 9: Evlenilecek Kız,
İkisinden de vazgeçemiyorsun, ama tanımları farklı işte.
Avatar düşünüldüğü kadar yüzeysel değildi aslında, tamamen ayrı bir evren oluşturulmuştu, ben hikayeden çok karşılaştığım ekolojiyi beğendim, sinirsel iletim ağları, bitkiler hayvanlar, atmosfer, gravitasyona inat havada duran kütleler… Tamamen ayrı bir evren oluşturulmuştu,
“Bildiğimiz bir hikayeyi farklı bir evrende izledik.”
Ama District 9, daha zoru başarmıştı, tamamen bizden olan bir mekanda, gayet doğal görünen, gerçekten yaşanmışlık hissi veren, evde zapping yaparken discovery channel’a denk gelmişiz de gerçekten afrikada olanları izliyormuşuz gibi gelen bir konsepte sahipti. İnandırıcılık had safadaydı, hikayesiyle gerçeklik içinde yarattığı gerçekliğiyle on numara bir filmdi.
“Orjinal bir konuyu bildiğimiz evrende izledik.”
Yorum Yazın