Farklı memleketlerin korku filmleri üzerine yaptığım araştırma son hız devam ederken bu defa Meksika sınırları içerisinde yakaladığım başka bir cevherle devam ediyoruz Ters Ninja’daki serüvenimize.

 Tuğba Keleş

Bünye olarak Meksika korku sinemasına çok uzak sayılmayız. Zira kökleri 1930’lara dayanan ülke sinemasında Carlos Enrique Taboada gibi kaliteli (Hasta El Viento Tiene Miedo-1968, El Libro de Piedra-1969, Màs Negro Que La Noche-1975), Juan López Moctezuma gibi kült (Mary, Mary, Bloody Mary-1975, Alucarda, La Hija de las Tinieblas-1977) yönetmenlerin peşi sıra son yıllarda Guillermo del Toro gibi yeni nesil yönetmenlerin filmlerinden haberdarız. Ama bilgimiz yeni nesil başka hangi isimler var noktasında oldukça sınırlı. Yine de tırtıklamaya devam etmekten başka çaremiz yok.

 

1996 tarihli Sobrenatural’ın yönetmeni Daniel Gruener’in sanıyorum büyük sükse yaratmış pek filmi yok. Genellikle belgesel veya kısa film kulvarında at koşturan yönetmen, bu filmle Meksika Ariel Ödülleri’nde sinematografi, özel efekt ve ses dallarında en iyi film ödülünü alırken, Kolombiya Film Festivali’nde en iyi ilk film, en iyi yönetmen ve görüntü dallarında, yine Asunción Film Festivali’nde en iyi yönetmen ve en iyi aktrist dallarında, hemen ardından da Porto Riko Uluslararası Film Festivali’nde en iyi yapım ödüllerini alarak, ortalığı silmiş süpürmüş. Yaklaşık beş dakika sonra kendimin de unutacağı bu bilgileri vermek boynumun borcuydu sevgili okuyucular. O halde filmin konusuna gönül rahatlığıyla geçebiliriz.

 

Eksantrik bir apartmanda oturan Lola, o gün alışverişten eve dönerken komşusu ve en iyi arkadaşı Eva’nın kapısının önünde öldürüleceğini bilemezdi. Bu olaydan çok etkilenen Lola’yı korumak isteyen kocası kadını uzunca bir süre evde tutmakta, Lola’nın dışarı çıkmasını sürekli engellemekte, evde eğlenebilmesi için ona abuk sabuk videolar kiralamaktaydı. Gel zaman git zaman sıkılmaya başlayan Lola, kocasından gizli dışarı çıkmaya başlamıştı. Cinayet sonrası zaten sürekli olarak halüsinatif olaylar yaşamaya başlayan Lola’yı artık daha büyük tehlikeler bekliyordu. Çünkü evinin etrafında sürekli olarak garip tipli bir adamı görüyor, evinin çeşitli noktalarında mânâ veremediği eşyalar buluyor, ölen arkadaşının dairesinde içi toz dolu bir mektupla rastlaşıyor, bu eşyaları bilinçsizce saklıyordu. Son bulduğu notla şehrin arka sokaklarında konuşlanmış büyücü bir kadının mekanına yolu çevrildiğinde Lola ters giden şeyin ne olduğu hususunda aydınlanmaya doğru ilerlerken, tehlikenin daha da arttığının farkına varıyor ama korkusu ilerlemesine engel olamıyordu. Son olarak kocasının uyurken Eva’nın adını ve şifreli bir cümleyi sayıklaması Lola’nın cinayet sonrasındaki yeni hayatı için dönüm noktası olacaktı.

 

Üçüncü sınıf cinayet romanları dilinde aktarmaya çalıştığım konu, filmin İngilizce isminden de anlaşılacağı üzere cadılık, kara büyü ve karanlık sanatlar üzerine. Tıpkı filmin de Rosemary’s Baby’ye gönderme yapması gibi, farkında olmadığı karanlık bir dünyaya çekilmeye çalışılan Lola’nın aydınlanma hikayesi Sobernatural. Bunu yaparken de Dolores’i yani filmdeki kısaltma ismi Lola’yı canlandıran oyuncu Susana Zabaleta’nın oyunculuğu es geçilemez şüphesiz. Sarsak, ağır aksak ve tüm bunların toplamında arıza bir karakteri oldukça başarılı bir şekilde ortaya koyan çocuksu Lola’nın seksi kadın Dolores’e dönüşme sürecine 10 puan da benden sevgili izleyiciler.

Hayatımda ilk kez gerçekten kısa kesip Aydın havası yaptığım için kendimle gurur duyuyor ve bir kez daha sayfanın bana ayrılan kısmını doldurup ufka doğru uzaklaşırken sizlere iyi seyirler diliyorum. Kendinizi ve çocuklarınızı dunganga ya da unganga ya da ngangalardan uzak tutun efenim. Bir dahaki sefere görüşmek üzere esen kalın…

Sobrenatural/All of Them Witches

Yönetmen: Daniel Gruener

Senaryo: Gabriel González Meléndez

Oyuncular: Susana Zabaleta, Alejandro Tommasi, Ricardo Blume

Yapım: 1996, Meksika, 100 dk.

 

 

 

 

 

Paylaş

HENÜZ YORUM YOK