
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.

Söz konusu kitlelerin ilgisini çekmek, hatta o ilgiyi zimmetine geçirmek oldu mu, sinemanın ve futbolun eline kim su dökebilir… Bu acar ikilinin takım çalışması yaptığı filmlere bakıp içlerinden en iyilerini seçiyoruz.

Bir Sih kızın ailesinin tüm karşı çıkmalarına rağmen devam ettirdiği futbol oynama tutkusunu işleyen bu romantik komedide Paminder Nagra, Keira Knightley ve Jonathan Rhys Meyers başrollerdeydi. Yalnızca futbol ve Beckham aşkını değil, toplumdaki etnik çatışmaların yol açtığı sorunları işliyor, kadın haklarını hiçe sayan gelenekçiliğe de eleştiri getiriyordu film.
Şili futbolu hakkında üç hikaye izliyoruz filmde. 3. ligde top koşturan bir futbolcu aldığı şike ile takımından çok daha fazlasına zarar verir; futbol bahislerinde kazandığı paraları yitiren bir çocuk annesinin eşyalarını satar; köylü bir çocuk Dünya Kupası’nı televizyondan takip edebilmek için kız kardeşleriyle amansız bir savaşa girer.
Aziz Nesin’in aynı adlı kitabından uyarlanan filmde Kemal Sunal, azimle çalışıp, bozuk gözlerini ameliyat ettirip transfer olduğu Beşiktaş’ı, golleriyle şampiyonluğa taşıyan Sait Hopsait’i canlandırıyor. 1980 yapımı olsa da, filmde hala bugünün futbol ortamlarını hatırlatan demeçler verilmesi dikkat çekiyor: “Çocuklar iyi oynadılar ama hakemi yenemediler,” ve “Bunlar hakem değil, futbol katili. Bu hakemlerle memleketimizde futbol hiçbir yere gitmez,” gibi.
Harvard’dan haksız yere atıldıktan sonra Londra’da yaşayan kız kardeşini ziyarete gelen Amerikalı Matt Buckner (Elijah Wood) futbolla pek ilgili değildir. Ama arkadaş vasıtasıyla bir “firm”e katılır ve kısa sürede bir West Ham United holiganı olur çıkar.
John King’in aynı adlı kitabından uyarlan film İngiltere’deki Holiganlar’ın pub (bira), kavga ve maç üçgeninde geçen yaşamlarına zoom yapıyordu. Holiganlardan kurulu çetelere İngiltere’de firm (şirket) adı veriliyor.
80’lerde TRT aracılığıyla tanıştığımız Şimşek Santrfor tarzı futbol animelerinin estetiğini sinemaya taşıyan bu sıra dışı film, futbola mizahla karışık kung-fu penceresinden bakıyordu.
80’ler Türkiyesi’nde küçük bir kasaba takımı olan Bursa Esnafspor, mahallenin gençlerinden kuruludur. Bu gençlerin hayalleri, aşkları ve gerçekleri aracılığıyla öğreniriz, “hayatın fena halde futbola benzediğini”…
1962 yapımı bu Macaristan filmi II. Dünya Savaşı sırasında geçiyor. Almanlar ünlü futbolcu Onodin’den esir kampındaki komünist ve Yahudi Macarlardan bir takım kurması isterler. Hitler’in doğum gününü kutlamak için bir maç düzenlenecektir. Maçtan sonra öldürüleceklerini bilerek maça çıkarlar.
Futbolun, iyi amaçlar uğruna da kullanılabilecek o birleştirici, bütünleştirici yönünü, daha da önemlisi taraftar dediğimiz insan grubunun hayatında futbolun işgal ettiği yeri ve önemi işleyen film, çok yakın zamanda çekilmiş olmasına rağmen listenin ikinci sırasına kurulmayı hak ediyor.

Michael Caine, Slyvester Stallone, Max Von Sydow gibi aktörlerin yanı sıra, Pele, Oswaldo Ardilles, Bobby Moore, John Wark, Kazimierz Deyna, Paul Van Himst, Werner Roth gibi ünlü futbolcuların yer aldığı film, II. Dünya Savaşı’nda esir müttefik askerlerinden kurulu bir takımın Alman milli takımına karşı yaptığı maçı konu alıyor. Estetik açıdan olduğu kadar, duygusal anlamda da bana göre hala gelmiş geçmiş en iyi futbol filmidir.
"İçinden futbol geçen filmler: En İyi 10" için 8 Yanıt
Bu yazıda atlanmış olan çok önemli bir konu var. O da bunca senedir, nasıl olup da futbol ve sinemanın bir türlü aynı potada kaynamamış olmasıdır.
Şu listedeki filmlere bakıyorum, izlediklerime,… Looking For Eric, Football Factory, Dar Alanda Kısa Paslaşmalar, Greenstreet, Zafere Kaçış… Hiçbiri aslında futbola odaklanan filmler değiller. Hiçbirinde bir ''Any Given Sunday''deki amerikan futbolu sahneleri gibi, veya ''A League of Their Own''daki beyzobol sahnelerinin yerini tutacak bir futbol gösterisi yok!
Ne var? Holiganism var, taraftarların psikolojisi var, oyuncuların iç dünyası var… Futbol hep yan oyuncu… Bu filmlerin hiçbiri insanı futbol sahneleriyle vurmuyor…
Bu olay beni yıllardır düşündürmüştür. Küçükken Zafere Kaçış'ı izlediğim günden beri bu hayal kırıklığım devam ediyor… Sinema tarihinde bir saf futbol filmi neden yok?
Not: Ayrıca bu listede ''İngiliz Holiganları'' alt-janrasında Greenstreet ve Football Factory'den önce, o filmlerin babası, 1989 yapımı, başrolde Gary Oldman'ın muhteşem bir performans sergilediği ''The Firm'' de olmalı! İlzemdiysen kesin izleyin, çok tavsiye ediyorum…
Zafere kaçış… Başlığı gördüğümde aklıma gelen ilk film o olmuştu zaten. Birinci sırayı sonuna kadar hakkediyor. Goal, Dar alanda kısa paslaşmalar ve A.R.O.G. içinde futbol geçen filmlerden aklımda kalan diğerleri…
Bilgisizce hazırlanmış pop-corn bir liste. Cass'ı, Goal'ı ıskalayan bir otorite mi olur hacı?
Sevgili Bilgi Sebili kardeşim,
Çok şükür kendimizi otorite ilan etmedik. Zaten otoritelerden kendimiz de hazzetmeyiz…
İnsanların tercihleriyle bilgileri arasında bir korelasyon olduğu fikrine sahipsen eğer, bu seni zeki, bilgili ya da uyanık değil, önyargılı yapar.
Ve son olarak… İnsanız, ıskalarız. Ama çok şükür ıskalamalarımızı bize uygun dille hatırlatan bir sürü sevdiğimiz, saydığımız, kompleks geliştirmemiş dostumuz var… Ama sana da teşekkürler, karşılıksız bilgi verdin. Bak karşılığında da ilgi aldın hem, fena mı? İstediğin bu değil miydi zaten?
elbette bir çok film görmek isteriz burada, fakat, can evrenol'un da yazdığı gibi, sanıyorum hollywood yüzünden futbol sinema tarafından bir türlü sevilemedi. evet bir any given sunday yapılamadı…
fakat gene de naçizane bir kaç eklemem olabilir. ilki the damned united. özellikle bir menajerin konu edinen ilk film olması filmi ilginç hale getiriyor. öte yandan filmin kurgusu güzel olmuş. brian clough ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi demiştim filmi izledikten sonra.
ikinci eklemem fever pitch adlı film.
aslında kötü bir uyarlama fakat nick hornby'ye dikkat çekmesi bile yeterli kılıyor filmi…
shaolin soccer ise efsanedir. tebrikler…
the damned united'ın olmaması gerçekten çok ilginç geldi.hele ki tarihin en iyi futbol kitabı olan fever pitch'in olmaması..
ilginç gerçekten.
Fever Pitch kitap olarak iyidir elbet ama filmleri bu listeye girmez…
Damned United rahatlıkla girebilir listeye, ama girmeyebilir de, zaten girmemiş bakın. Oluyor bazen böyle şeyler… Okura yorum yapacak yer bırakmak lazım biraz…
Goal konusuna girmeyeceğim… Sırf kıllığına… Tilt olsun Rejep…
Ama yalan yok… Cass'i seyretmedim… Tez vakitte izleyeceğim.
malum final maçı bu akşam..tamda günün konseptine uygun bir film ararken rastladım yazıya. öteki sinema da can ın yazına ve buradaki yorumuna da katılıyorum.. benim favori filmim ise Hotshot (1987)
Yorum Yazın