#if2016 Arkadaşlarını Öldür, Kara At Hatıraları, Cennet

Festivalin iddialı İngiliz’i Arkadaşlarını Öldür ve Keş!f yarışmasından iki film Kara At Hatıraları ile Cennet üzerine sayıklamalar Ters Ninja’da.

kill-your-friends02

ARKADAŞLARINI ÖLDÜR

Kill Your Friends müzik endüstrisi üzerine, bakışı içerden bir film olma iddiasıyla başlayıp ruhu kapkara, saçma sapan davranışlarını “hırs” kelimesiyle tanımlayan bir genç yetişkinin maceralarını anlatma yolunda ilerliyor. Nicholas Hoult‘a bakınca İngiliz köpekbalığı dişlerini görebiliyoruz ancak 103 dakika boyunca kalıbı uysa da performansı karakterini yansıtmıyor. Ne dibe vuruşu, ne kumpas kurup cinayete vardırdığı “bu yolda her şey mübah” tavrı inandırıcı. Gözlerinde o delilik, vücudundan seyirciye fışkıran kötü bir enerji yok. Bu tiple en fazla arkadaşının kalemini çalabilir gibi görünüyor.

Müzik piyasasına, prodüktörlere, yetenek avcılarına, albümlerin hazırlanış sürecine dair ilginç detaylar ya da içerden bakış beklemeyin. Bunların hepsi sos. Hoult‘un karakteri pekala fotokopi dükkanında ya da market kasasında çalışıyor olabilirdi. Orada da müdür olmak için aynı şeyleri yapar ama bu kadar şık giyinemezdi.

Kill Your FriendsDreamgirls” olma yolunda hayal kırıklığı yarattığı gibi “American Pysco” da olamıyor.

Black-Horses-Memories_11_News2

KARA AT HATIRALARI

Güzelim Kürdistan hikayeleri kötü yönetmenlerin elinde telef olmaya devam ediyor. Filmi izlerken aklımdan onlarca kez geçen cümle buydu. Şehit arkadaşlarının vasiyetini gerçekleştirmek için mantıklarını devre dışı bırakarak hareket eden bir grup arkadaşın oturduğunuz rahat koltuktan utandıran, yüreğinizi sıkıştıran öyküsü öyle kötü tercihlerle, öyle ucuz numaralarla, o kadar estetikten yoksun ve deneysele kayan bir sinema anlayışıyla filme alınmış ki; öfkelenip ağlamak da serbest, utanmak da.

Berrak Tüzünataç ve Vildan Atasever‘in varlığıyla dikkat çeken Bîranîna Hespa Reş (Kara At Hatıraları); büyük perdede göz acıtan piksel piksel görüntüleri, sinematograf çalıştırmayı unutmuş görünen bir yönetmenin detaylara ve imgelere fazlaca yüklenen tercihleri ve “temel sinema bilgisi yok mu” dedirten çerçeveleriyle ufak çaplı bir felaket. Filmin tek iyi yanı, Tüzünataç’ın Kürtçesi, o da Kürtçe bilmediğim için bana öyle gelmiş olabilir.

kes!f-uluslararasi-yarisma-59-463-3

CENNET

İran’ın Mustang’i Ma dar Behest (Cennet) özgür davranmak isteyen kızlara uygulanan toplum baskısını anlatıyor. Evine yakın bir okula atanmak isteyen kadın öğretmen Hanieh’e mülakatta “sokakta çarşaf takıyor musun” diye soruyorlar ve atamayı hızlandıracak erkek evlenme teklif ediyor. El kadar kız öğrencilerin şut çekmesi, oje sürmesi, saçlarının görünmesi vs. tabi ki yasak. İran’daki yasaklar madde madde film boyunca batılı gözlerin dikkatine sunuluyor ama Mustang’in yaptığı gibi alçakça değil.

Bizim için yeni bir şey söylemeyen, bölgeden habersiz Batılılara etkileyici gelebilecek, tek karaktere odaklanmak yerine genel bir fotoğraf çektiği için kıymetli, ortalamanın üzerinde bir çaba.