Hipnozcu - Richard BachKonuk Ninja

Hayatı anlamaya ve anlamlandırmaya dair sayısız çaba mevcut insanlık tarihinin biriktirdiği. Bu çaba sayesinde adına Bilim denilen devasa bir bilgi yığını geliştiği gibi, temeli inanca dayalı, tutarsız, hayatın gerçekliğinden uzak, insanların umutlarını suistimal eden çeşitli saçmalıklar da ortaya çıkabiliyor. Richard Bach yeni kitabı “Hipnozcu”da bu saçmalıklara kendince bir katkı sunuyor.

Turgay ÖzçelikTurgay Özçelik

Bach’ın kitap boyunca cevabını aradığı soru insan neden var, ve hayatın amacı ne. Bu sorusuna kendisi şöyle cevap veriyor:

“Küçücük bağlantı sarmallarından oluştuğunu söyledikleri o kuantum-elektrik evreninin aslında atomların değil de düşüncelerin bir araya gelmesinden oluşması mümkün değil mi?”(s. 89)

Richard Bach’a göre hayat düşüncelerden ibarettir. Yani bir nesnenin varlığını zihninizde kabul edip onayladığınız anda o nesne gerçek olur. Bu düşünce aslında Felsefe Tarihi boyunca var olan Metafizik düşüncenin bir tekrarı. Ancak Bach, bu düşünce akımını geliştiriyor, sadece nesneler değil, savaş, terör, yoksulluk gibi olgular da bizim onlara dair düşüncemiz yüzünden varlıklarını sürdürüyorlar. Yani savaş bir önermedir, önermeyi reddettiğiniz an savaş gerçek değildir.

Esasında “Hipnozcu” bir roman, daha doğrusu öyle olduğu iddiasıyla yazılmış. Ancak zaten sayfa sayısı oldukça az olan kitabın neredeyse tamamı, kahramanın kendi kendine felsefe yapması üzerine kurulmuş.

Martı / Richard Bach

Jamie Forbes bir pilot, ve hayatını uçuş dersleri vererek kazanıyor. Bir gün uçarken, pilotu ölmüş bir uçağın, uçaktaki yolcu tarafından yere indirilmesine yardımcı oluyor. Daha sonra bu olay üzerine düşünürken, yolcuya yardım etmesini sağlayan şeyin hipnoz olduğuna karar veriyor. Hayatında uçuş tecrübesi olmayan birini hipnoz ederek uçağı kullanmasını sağladığına karar veriyor. Daha sonra ise kitapta gerçekleşen tek olay, Jamie’nin sürekli ordan oraya uçması, uçarken de kendi kendine konuşması. Bu kendiyle konuşmalardan ise, temelinde hipnozun yer aldığı bir yaşam felsefesi çıkıyor.

Yazara göre hipnoz bir önermenin kabulünden ibaret. İnsan dünyaya geldiği andan itibaren çeşitli önermelerle karşılaşır. Bu önermeleri kabul ettiği anda ise o önermeler onun için gerçek olur. Bu teoriye göre suyun 100 derecede kaynattığınızda elinizi yakması bir önerme ve siz bu önermeyi kabul etmezseniz eliniz yanmaz. İnsan yaşamı da Bach’a göre, kabul edilen önermeler yüzünden insan bedeninde hapsolmuştur. İnsan ruhu, bu önermeleri reddettiği zaman özgürlüğüne kavuşur.

Yukarıda yazdıklarım okunduğunda, her ne kadar kitapta yazılanlar saçmalıktan ibaret olsa da, belirli bir tutarlılığa sahipmiş gibi görünüyor. Oysa yukarıdaki anlatının kitaptan derlenip çıkarılması yoğun bir emeğin ürünüdür. “Hipnozcu” kafası karışık birinin, başkalarının kafasını ütülemek için, kafa karışıklıklarını kağıda dökmesinden ibarettir.

Richard Bach

Richard Bach yazarlığa başlamadan önce, aynı kitaptaki kahraman gibi, pilotluk yapmış. Kitaplarının neredeyse tamamı uçmakla ilgili, ve hepsinde kendini anlatıyor. Örneğin ünlü aktris Leslie Parrish ile evlendikten sonra “Sonsuza Uzanan Köprü” isimli kitabında onunla olan ilişkisini anlatır ve onu “ruh eşi” olarak ilan eder. Aşk hayatında mutluluğu yakalamaları için okuyucularına ruh eşlerini bulmalarını öneren Bach, daha sonra eşiyle boşanıp kendisinden 20 yaş küçük bir kadınla evlenir. Sanırım bu yeni eşi tarafından hipnoz edildiği için bu kararı almıştır, ya da düşünce gücüyle Andropoz’u yenebileceğini unutmuştur.

Esasında felsefi sayıklamalardan ziyade bir roman gibi yazılıp, konu üzerinde uğraşılsaymış ilginç bir kitap olabilirmiş. Paralel evrenler, zaman- mekan kavramları üzerine inşa edilmiş psikoloji ve bilimkurguyu harmanlayan bir hikaye ortaya çıkabilirmiş. Ama yazmayı, nasihat etmeyle özdeşleştiren Richard Bach’tan böyle bir kitap beklemek yanlış bir tercih sanırım.


“Sonuçta: Tüm dünyam önüme koyulan ve benim kabullendiğim şeyler; benim en üst düzeyde özel gerçeklerim haline dönüşen varsayımlarımın oluşturduğu inançlardan ibaret.”(S. 95)

Hipnozcu
Richard Bach
Çeviren: Cihat Taşçıoğlu
April Yayıncılık 2009

160 S. 14 TL