
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
3 Kas

![]()
Brooklyn’in Bed-Stuy mahallesinde yazın en sıcak günü. İtalyan asıllı Sal ve oğullarının işlettiği yılların pizzacısı, pizzacının tam karşısında Korelilerin işlettiği market, tüm gün aylak aylak gezen siyahlar ve Porto Rikolular…Ve tabii ki böyle bir karışımdan oluşan bir mahallenin olmassa olmazı; polisler…
Filmimiz politik hardcore rap müziğin efsane isimleri Public Enemy‘nin Fight The Power şarkısıyla açılıyor ki, filmde elinde 20 tane büyük boy pille çalışan müzik setiyle sokaklarda dolaşan Radio Raheem karakteri sayesinde sayısız kez duyuyoruz Public Enemy müziklerini. Public Enemy’nin kışkırtıcı, siyah ırkı harekete geçirmeye yönelik, politik sözlerden oluşan şarkıları ve özellikle Fight The Power parçası bu filmin en önemli oyuncularından bir tanesi.
Do The Right Thing ilk bakışta klasik bir mahalle filmi gibi görünse de, Spike Lee‘nin elinden çıkan her cigaralıkta (ki bu kendisinin bir deyimidir. Ona göre her filmi bir esrardır ve tüm filmleri ”A Spike Lee Joint” diye açılır.) olduğu gibi bu filmin de alt metninde yer alan aşırı dozda eleştiri ve uyarı içeren sosyo politik Spike Lee yaklaşımları karşısında saygıyla eğilirken buluyoruz kendimizi.

Spike Lee, filmlerinde kamera önüne geçmeyi hep çok sevmiştir ama Mo’ Better Blues filmindeki Giant karakteri hariç hiç bir filminde Do The Right Thing’de olduğu kadar ön plana çıkartmamıştır oynadığı karakteri. Bu filmde Spike Lee’yi mahallenin pizzacısı Sal’ın yanında çalışan, sürekli Sal’ın oğlu Pino ile kapışan, tembel Mookie rolünde izliyoruz. Pino ile Mookie’nin kapışmaları genellikle ırkçılık ekseni etrafında dönüyor.
Mookie, filmde John Turturro‘nun canlandırdığı Pino’yu içten içe siyah olmak istemekle suçlarken, Pino Mookie’nin bu iddialarına gülüp geçer ve babasına bu işsiz siyahların yaşadığı mahalleden dükkanlarını taşımazlarsa başlarına çok kötü şeylerin geleceğini dert yanar ama babası Sal pek oralı olmaz çünkü siyahlarla herhangi bir alıp veremediği yoktur ve oğluna da buraya ve siyah insanlara alışması gerektiğini söyler.
Filmde bir de Buggin’ Out karakterimiz var ki adam resmen ırkçılığın insan silüetindeki hali. Sal’ın dükkanında hep ünlü İtalyan asıllı Amerikalılar’ın resimleri (Rocky Marciano, Frank Sinatra, Lisa Minelli vb.) asılı olduğu ve hiç bir Afro Amerikalı’nın resmi olmadığı için mahalleyi pizzacıyı boykota çağırır, önceleri hiç kimse oralı olmaz Bed-Stuy’da. Hatta Buggin’ Out’la çok fena dalga geçerler ama genç Radio Raheem’i kandırmayı başaran Buggin Out bir akşam Sal’ın dükkanında hiç olmaması gereken olayları başlatır ve mahallelinin büyük saygı duyduğu Radio Raheem’in başına pizzacıda çıkan arbede de kötü şeyler gelince tüm mahalle Sal’ın dükkanına karşı ayağa kalkar.
O zamanlar pek kimselerin tanımadığı Samuel L. Jackson‘ı da tüm mahalleye blues, jazz ve old school hip hop tarzında yayın yapan radyonun başındaki dj rolünde izlediğimizi hatırlatalım. Spike Lee, karakterlerini her birinin üzerine kitap yazılabilinecek kadar ince işlemiş Do The Right Thing’de ve önümüze birçok iyi karakter ve kötü karakter sunarak ”doğru” olanın ne olduğunu sorgulamış. Hatta iki büyük siyahi düşünür ve siyaset adamı Martin Luther King ve Malcolm X‘in düşüncelerinden yola çıkarak ”şiddet”i tartışmış.

Malcolm X’in dediği gibi; ”Kendini savunmak için kullanılan şiddet meşru karşılanmalı” mıdır? Yoksa Martin Luther King’in dediği gibi; ”Göze göz savaşta iki taraf da kör mü olur?” diye de sormuş seyirciye. Lee’nin herhangi bir ırkın diğerinden daha üstün olduğu gibi bir söylemi de yok ama eğer kontrolden çıkarsa, ki her ortamda kontrolden çıkmaya son derece meyilli bir konu, ırkçılığın ne kadar tehlikeli bir davranış türü olduğunu apaçık şekilde sermiş göz önüne.
Biraz da Lee’nin filmde oluşturduğu teknik tarzdan bahsedelim; Spike Lee Brooklyn’in kavurucu yaz sıcağını hissettirmek için gündüz sahnelerinde -ki filmin neredeyse %90′ı gündüz geçiyor- olabildiğine sıcak ve kırmızı renkler kullanmış. Şiddet ve tartışma sahnelerinde karakterleri alttan ve oldukça rahatsız edici açılardan görmemiz de 90′larda iyice oturacak olan tipik Lee tarzı için ipuçları oluşturur nitelikte. Hızlı kesmelerden ve uzun çekimlerden de oldukça faydalanmış Lee.

Çekildiği yıl olan 1989′da değeri çok bilinmese de günümüzde çoğu sinema severin kült statüsüne layık gördüğü Do The Right Thing’in DVD’si ülkemizde de var ve hala sahip değilseniz çok şey kaçırmaktan vazgeçin, alın verin ekonomiye can verin diyelim ve bu yazıyı yine Spike Lee’nin yönettiği Public Enemy video klibi Fight The Power ile kapatalım.
Yorum Yazın