Pascal Laugier‘ın yönetmenliği üstlendiği, Morjana Alaoui ve Mylène Jampanoï‘nin başarılı performanslarıyla eksen karakterlerinde boy gösterdiği İşkence Odası (Martyrs), cinayet, işkence ve inanç sularında gezinen gore soslu bir psikolojik gerilim filmi…

 Ercan Dalkılıç

Son yıllarda Fransız sinemasının korku türü üzerine eğilmesinin en büyük sebebi kuşkusuz bu filmlerin gişede elde ettiği hatırı sayılır rakamlar. Fakat bu eğilimin yeni Fransız korku dilinin inşasına katkı sağladığı da bir gerçek. İşkence Odası uluslararası alanda Uzakdoğu korku endüstrisinin etkinliğini yitirmesiyle birlikte boşalan bu şeride yerleşme çabasındaki Fransız korku sinemasının son temsilcilerinden. Furyanın öncülerinden Haute Tension, İçerde (A L’interieur) ve Sınırda [Frontier(s)] kadar iyi bir deneme olduğunu söylemek ise hayli güç.

Pascal Laugier‘in pek de başarılı sayılamayacak psikolojik gerilim denemesi Kutsal Bakire‘den (Saint Ange) sonra ikinci kez kamera arkasına geçtiği film, 1970’lerin başında gizli bir tarikatın elinden kurtulmaya çalışan, 10 yaşındaki Lucie adlı kızın kaçış sekansıyla açılıyor. Buradan bir sıçramayla 15 yıl sonrasına gidiyoruz. Lucie’nin (Mylene Jampanoi) elinde av tüfeği ile bir evi basmasının ardından, arkadaşı Anna’nın (Morjana Alaoui) yardımıyla bu durumdan sıyrılma mücadelesine tanık oluyoruz.

Ele aldığı metin için gerekli olan psikolojik altyapıyı oluşturmadan, piyasadaki diğer türdeşlerinin yaptığı gibi ilk dakikadan itibaren aksiyona abanıyor film. Yönetmen her ne kadar geriye dönüşlerle karakterleri ve hikâyeyi olgunlaştırmaya çalışsa da raydan çıkan film süresi boyunca sendeleyip duruyor maalesef.

Filmde cinayete iştirak eden Anna ile fail konumundaki Lucia arasındaki ilişkinin boyutlarını tam olarak kestirmek mümkün değil. Zira ikilinin 15 yıl önce hastanede aynı odada kaldıklarından başka bir bilgiye sahip değiliz. Görsel ve işitsel efektlerin desteğiyle dramaturjisindeki gedikleri görünmez kılmayı hedefleyen film bu amacına ulaşamıyor fakat biçemini şiddet sosuyla besleyerek izleyicisinin ilgisini canlı tutmayı da beceriyor.

Kalıplaşmış korku öğelerine sıkça başvurmaktan çekinmeyen filmin en önemli zaafı şiddeti sıradanlaştıran yorumu. Film için koz olarak kullanılabilecek işkence sahneleri, ucuz bir anlatımla gelişigüzel yerlere serpiştirilerek bir dezavantaja dönüştürülmüş adeta. Zira ihtiva ettiği çoğu gereksiz işkence sahnesi yerine, yukarıda değindiğimiz hikâye ve karakterlerin gelişimine ağırlık verilse ortaya Takeshi Miike filmlerini aratmayacak düzeyde bir çeşitleme çıkabilirmiş.

İşkence Odası‘nın, B-sınıfı gore/korku filmlerinin kodlarını eksiksiz uygulayan fakat izinden gittiği filmlerin aksine alt metnini çok iddialı seçerek bu misyonu reddettiğini söylemek mümkün. Buna rağmen filmin şiddeti direkt ve sürekli olarak perdeye yansıtarak gişe emellerine ulaşmak için her türlü manevrayı mubah sayması hayli ironik.

Sömürü sinemasına benzer şekilde işkence eylemlerini herhangi bir düşünce ile temellendirmeyen, salt sorularla ve şiddet kullanımı ile nabzı yükselten ve finalde felsefi açılımlar geliştirerek izleyiciyi tatmin etmeyi amaçlayan filmin, iki-üç parçalı omurgasız senaryosu ve bu sendeleyen sinema diliyle genel beğeninin dışında kaldığı, fakat hedef kitlesini memnun edeceği gayet açık.

İşkence Odası (Martyrs)

[xrr rating=2.5/5]

Yönetmen: Pascal Laugier

Senaryo: Pascal Laugier

Oyuncular: Morjana Alaoui, Mylène Jampanoï, Catherine Bégin

Yapım: 2008 / Fra-Kanada / 99 dk.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA