İstanbul 50 Yıl Önce fethedilecekti!

Büyük bir tanıtımın ardından vizyona çıkan Fetih 1453 akla 50 yıl önce çekilmesi gündeme gelen bir diğer dev bütçeli fetih filmini getiriyor: Kara Melek.

 Ege Görgün (Landlord)

8 Ağustos 1964 tarihli Ses dergisinin özel haberiydi:

“İstanbul’un Fethi beyazperdede canlandırılırken Fatih rolünü Kirk Douglas oynayacak.”

Dergi bu haberi Roma muhabiri Suavi Sonar’ın ünlü sinema yapıcısı Dino De Laurentiis’le yaptığı özel röportaja dayandırıyordu. De Laurentiis o güne dek Carlo Ponti’yle birlikte Acı Pirinç (Riso Amaro-1949), Fellini klasiği Sonsuz Sokaklar (La Strada – 1954) ile Audrey Hepburn ve Henry Fonda’nın başrolünde oynadığı King Vidor’un yönettiği Savaş ve Barış (War and Peace – 1956) gibi önemli filmlerin yapımcılığını üstlenmişti. Yakın zamanda da Hollywood’ta hatırı sayılır bir nüfus edinecek ve Serpico’dan Conan’a Halloween serisinden Death Wish’e büyük sükse yapan çok sayıda filme yapımcı olarak imza atacaktı.

De Laurentiis röportajda önemli açıklamalarda bulunuyordu. Filmin önhazırlık calışmalarıyla ilgilendiğini, Türklerin yüreğini ferah tutabileceklerini çünkü Fatih’in ve İstanbul’un şanına yakışır bir film yapacağını söylüyordu. Senaryo Spartakus (1960) filminin de senaryosunu yazan, Oscarlı Amerikalı romancı ve senarist Dalton Trumbo tarafından yazılacaktı. Fatih rolünü de aynı filmin başrolünü oynayan dünya starı Kirk Douglas üstlenecekti. De Laurentiis bu tercihinin nedenini şöyle açıklıyordu:

“Kirk Douglas tarihi filmlerde daima başarı sağlar. Boyu, kilosu da Fatih’in tarih kitaplarında verilen ölçülerine nispeten uyuyor.”

De Laurentiis Bizans İmparatoru rolü için de yapımcılığını üstlendiği Barabbas (1961) filminde başrol oynayan Anthony Quinn’i düşünüyordu. Baş kadın oyuncu içinse favorisi Ava Gardner idi.

Ses dergisi elini De Laurentiis’ten çabuk tutuyor ve haberinin ana görselinde Kirk Douglas’ı, ünlü ressam Bellini’nin öğrencilerinden biri tarafından yapıldığına inanılan tablonun üstünde oynayarak Fatih Sultan Mehmet’e dönüştürüyordu.

De Laurentiis’in filmi Finlandiyalı yazar Mika Waltari’nin Kara Melek adlı kitabından uyarlanacaktı. Ancak bu kitapta Fatih’i küçük düşürücü ifadeler de yer aldığı söyleniyordu. Zamanın Turizm ve Tanıtma Bakanı Ali İhsan Göğüş bu sebeple senaryonun kendilerinin onayından geçeceğini söylüyordu. Ama şunun da altını çiziyordu: “Büyük ölçüde propagandamızı yapacak bir imkan sağlamışken softaca da davranmayalım.”

Gerçekten de 1962 yılında Türkiye’ye gelen De Laurentiis resmi makamlarla görüşmeler yapmıştı. Ancak istediği sonuçları alamadığından olacak ülkesine dönmesinin ardından bir gelişme yaşanmadı. Bunun üzerine Türk yetkililer harekete geçti ve Turizm ve Tanıtma Bakanlığı Foto Film Dairesi Başkanı Selçuk Bakkalbaşı görüşmeler yapmak üzere Roma’ya gitti. Filmin muhtemel yönetmeni Enzo Peri’nin de katıldığı bu görüşmeler sonunda 10-15 milyon dolarlık (o zamanın Türk parasıyla yaklaşık yüz milyon lira) bütçesi olan film için 1453’teki İstanbul’un yeniden inşa edilmesine karar verilir. Kalabalık savaş sahneleri için figüran olarak gerçek askerler kullanılacaktır. Sivil ve askeri müzelerdeki söz konusu döneme ait silahlar yine filmcilerin hizmetine sunulacaktı. (Sırf bu karar bile bizimkilerin ne kadar toy, De Laurentiis’in ise ne kadar kurt olduğunu göstermiyor mu?)

Neyse ki bu film hiçbir zaman gerçekleşmedi. Muhtemelen bu De Laurentiis’in Türk hükümetini söğüşlemek maksadıyla ürettiği bir projeydi. Alınan kararlara bakılırsa işin ucunun tarihi eser kaçakçılığına bile gidebileceği anlaşılıyor. (Sanki tarihi eserlerimizi çaldırmak için bir filme ihtiyaç varmış gibi o zaman. Film çekmeden de, üste para vermeden de ne güzel çaldırıyorduk paha biçilmez eserlerimizi.)

İstanbul’un Fethi 1951

İstanbul’un Fethi ilk kez 1951 yılında filme çekilmişti. Aydın Arakon’un yönettiği, İlhan Arakon’un kameramanlığını üstlendiği filmde Fatih Sultan Mehmet’i Sami Ayanoğlu, Ulubatlı Hasan’ı Turan Seyfioğlu, Çandarlı Halil paşa’yı Reşit Gürzap, Hızır Bey’i ise Cem Salur canlandırıyordu. İstanbul’a giriş sahnesi önce Rumelihisarı’nda çekildi ama bunlar beğenilmeyince aynı sahne bu kez Mecidiyeköy’e kurulan sette çekildi.

Kara Melek romanından bir pasaj:

“Sultan Mehmet bir insan değil. O belki de kıyamette gelmesi beklenen kişi. Sen de görüyorsun büyük işaretler var onda. Eğer o bir insansa da yepyeni bir varlık, kendi türünün ilki. Maksadına ulaşmak için kan dökülmesine de aldırmaz. Binlerce insanın ölün ve ıstırabı onun arzuları önünde hiçbir şeydir.”