
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.

Dünya sineması Takashi Miike gibi bir yönetmenden mahrum kalsaydı halimiz nice olurdu sevgili okur? Sanırım içi doldurulamaz bir boşlukta bulurduk kendimizi. Her filmi farklı bir yönü ile insanı vuran Miike, üretkenliğinin doruğuna çıktığı son yıllarda sevenlerinin “Artık daha ne yapabilir ki?” sorularına Spagetti Westernlere saygı duruşunda bulunarak Sukiyaki Western Django ile yine ilginç bir cevap veriyor.
Masis Üşenmez
Öteki Sinema
Bir Japon yönetmenin Western filmi çekmesi zaten oldukça ilginç bir durumken bu kişinin Miike olması da olaya ayrı bir tat katıyor. Tarantino’nun Kill Bill’inin sanki cevaben çekilmiş. Hani “Sen bizim filmlerimize el atarsan, ben de sizinkilere el atarım” der gibi Miike. Filmde Tarantino’ya ufak bir rol de vererek aralarında husumet çıkmasını önlemiş sanırım.
Tarantino dışında bütün oyuncuların Japon olması ancak filmin orjinalinin İngilizce olarak çekilmesi de bir başkalaşıma neden oluyor. Zaten Japon kovboy figürleri seyirciye yeterince garip gelirken konuşamadıkları bir dili gevelemeleri de filmi tamamlayan bir unsur oluyor.
Sergio Corbucci’nin çektiği, Fistfull of Dollar’ın kanlı versiyonu diyebileceğimiz, Franco Nero’nun can ve kan verdiği Django serisine dayanan filmimiz( ki bu iki filmde Akira Kurosawa’nın Yojimbo’suna dayanmaktadır) yalnız kovboyumuzun kasabaya gelmesi ile başlıyor. Önceleri sessiz sakin bir yer olan bu küçük dağ kasabası altın avcısı iki grup tarafından sahiplenilmiştir. Genji ve Heike adlı bu iki Eşkıya grubu kovboyumuzu kendi saflarına çekmeye çalışırken o da bu arada ikili oynayarak en yüksek kazancı elde etmeye çalışacaktır.
Bu iki grup beyaz ve kırmızı olarak ayrılmış durumdadır. Shakespeare’in Henry VI’ünde geçen güllerin savaşı’na göndermeler söz konusu bu renk ayrımında. Estetik açıdan da çok güzel durmuş film içinde, ayrıca grup liderinin Henry VI’den etkilenerek kendisine bundan sonra Henry denilmesini istemesi de başka bir Shakespeare göndermesi olarak filmde yerini alıyor.
Film teknik açıdan çok başarılı. Özenle hazırlanmış kareografiler zaten Miike hayranlarına tanıdık gelecektir. Ancak hiçbir Hollywood westerninin ulaşamadığı bir görsellik şöleni mevcut. Miike yaratıcılığına bir kez daha şapka çıkarmamak elde değil. Konu ise Tarantinovari bir şekilde klişe, ancak anime kültürüyle de beslenerek benzerlerinden farklılaşmayı başarıyor. Set dizaynları, kullanılan giysiler ve müzik filmin havasına büyük katkı sağlıyor.
Oyunculuklara gelecek olursak rolünde en çok sırıtan karakter kesinlikle Quentin Tarantino. Keşke filme hiç dahil olmasaymış dedirtiyor. Oynadığı sahnelerde filmin dengesini bozuyor. Onun dışında hem genç oyuncular hem de çeşitli filmlerden göz aşinalığımız olan eski oyuncular oldukça başarılı(hepsi birbirine benziyor demeyin). Hideaki Ito’nun oynadığı ana karakterimiz yer yer Eastwood’un Fistfull of dollar’daki isimsiz silahşörü iken yer yer de Kirli Harry’e dönüyor.
Takashi Miike’nin Audition, Ichi: the Killer ve Children of Lost Souls gibi kült filmlerinin mertebesine çıkamasa da Sukiyaki Western Django oldukça eğlenceli, yer yer kanlı, aksiyon dolu, silahlı çatışmalara, patlamalara ve Miike estetiğine doyacağınız bir film.
"Japon bir yönetmen ve bir western: Sukiyaki Western Django" için 7 Yanıt
Bu da benim filme dair yorumum: Western’lerle Dalga Geçen Bir Western
Ana benim yazım! ne güzel sevdiği siteleri gezerken kendi yazısıyla karşılaşması insanın.
Yeni yılınızda daha büyük başarılar hem size hem biz öteki sinema yazarlarına.
Benim gözümdeki Miike kültü nedense kimsenin kaale almadığı IZO’dur. Mesela Audition’a, Miike açısından hiç anlam veremem. Bu açıdan Sukiyaki de “kült” mertebesine gözümde erişmiştir. Bu arada genç oyunculardan Yoichi rolündeki Masanobu ,gerek japon sinemasında gerek dramalarda sürekli karşıma çıktığından ziyade giderek yükselmektedir.Hoş ben bir fevkaladeliğini görmedim ya! Yazı için teşekkürler:)
Bana Izo demeyin. Izooo. Duymak istemiyorum:) Hayatımdan çalınan bir zaman o. Imgesel sinemaya karşıyım, biraz ondan olsa gerek. Nasıl bir karabasandı o:)
Hahaha tutamıyorum kendimi; Izoooooo! İmgesel simgesel. Anasını bile doğramış birinden söz ediyoruz burda teesüf ederim. Izo bu boru mu:)) (Aslında süper boru markası olur ya neyse…) Şaka bir tarafa niye sevilmediğini anlıyorum da ben niye sevdim onu bir türlü anlayamıyorum. ^_*
@masis üşenmez ve ninja frog:
Izo (2004) ne ki, Miike'nin filmleri içinde simgeselliğe çok daha abartılı bir şekilde dayananan iki film var: Gokudoo kyoofu dai-gekijoo: Gozu (2003) ve 46-okunen no koi (2006).
Her üçü de DVD koleksiyonumun nadide parçalarındandır.
ninja_frog : Hahaha valla bence de neden sevdiğini anlaman için kendini sorgulamalısın:)
Goddess Artemis: Sağol böylece hangi filmlerini seyretmemem gerektiği ile ilgili bilgim oldu:)
Simgesel imgesel sinemaya hayır!:)
Yorum Yazın