
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
Sinema konusunda kendimi pek dolu hissetmem o yüzden ağzımı dahi açmam, sinema yazısı yazmak da aklımın ucundan dahi geçmemişti ancak konu dizi olduğu zaman işler değişir.
Kaynak: Sineofrenik
Lost, 24′ten 12 bölüme düşürüldüğünden beri -biraz da artık sona çok yaklaştığımızdan belki de- J.J. Abrams kendisine fazlaca zaman buluyor olacak ki enteresan projelerle seyirci karşısına çıkıyor. Hiç de fena bulmadığım Cloverfield bunlardan biriydi. Ayrıca Star Trek efsanesinin en başını, Atılgan’ın yapılışını ve yola çıkışını anlatan Star Trek: Enterprise’da gene bu süre zarfında hazırladığı bir diğer proje. 8 Mayıs 2009′da gösterimde olacak. Ancak bugünkü konumuz şu anda Lostmuşçasına takip ettiğim Fringe. Geçtiğimiz sezonun sonlarına doğru torrentlere düşen Pilot bölümünü -ki nedir diye soruyorsanız bir önceki sayıda yayınlanan True Blood yazısında Ezgi mükemmel bir şekilde izah etmiş- “J.J. Abrams? Lost? Six Degrees? Alias? Peki o zaman…” diye kendimi ikna edip, download butonuna basmam 2 saniyeden fazla sürmedi.
Hemen söyleyeyim, diziye başlamadan önce hakkında tek bildiğim şey Wikipedia’daki tek bilgi olan “Science-Fiction television series co-created by J.J. Abrams and Alex Kurtzman for the American network FOX”tu. Dizi yine okyanus aşırı seyahat eden bir uçakta başlayarak yüzünüze muzur bir gülümseme konduruyor. Dizinin başrollerinde Dawson’s Creek’in Pacey’si Joshua Jackson (dizideki adıyla Peter Bishop) ve takım elbisenin gezegen üzerinde en çok yakıştığı kadın olmaya aday Anna Torv (Olivia Dunham) oynuyor. Ayrıca Matthew Abbadon olarak hayatımıza giren Lance Reddick’le daha da lezzetleniyor dizi. Plot hakkında bir kaç şey söylemek gerekirse; Olivia, Peter ve Peter’ın bilim insanı babası Walter fringe-science’da [Vikipedi'ye göre ana-arter (genel kabul edilen) veya geleneksel olarak kabul edile gelmiş teorilerden ciddi biçimde ayrılan bilimsel araştırmalardır (Telepati, görünmezlik, doğa üstü yetenekler vs.)] dosyaları takip etmektedir ve takip ettikleri dosyalar bir noktada birbirleriyle bağlantılıdır. Bu bağlantıya The Pattern adı verilmekte (The Others mı geldi aklınıza?!) ve The Pattern bütün dünyayı bir deney alanı olarak kullanmaktadır. Yine J.J. Abrams, yine “Bu işler çok büyük işler, bu işin içinde kim yok ki!?” gazı yani.
Diziye karşı en ciddi eleştiri X-Files – Lost – The Twilight Zone’un bir çeşit karışımı olduğu konusunda. Mulder – Scully ikilisini -ister istemez- akıllara getiren bir ikili, Lostvari bir theme müziği ve sürekli bi gariplik, sürekli bi gizem hali onları destekler gibi. Bir de yapımcının Lost ve Alis’tan farklı olarak her bölüm birbirinden farklı bir “gariplikle” çıkmak, diziye aradan da girilse izlenebilir olmasını sağlamak gibi endişeleri yüzünden çok yavaş derinleştiğini düşünüyorum. Ayrıca bu haftadan haftaya izlerken çok sıkıcı olmasa da, birçok insanın Lost’ta yaptığı gibi bir gece 10 bölüm izlemek gibi atraksiyonlarda oldukça sıkıcı hale gelecek diye düşünüyorum.
Hakkında biraz söz etmek gerekirse; Olivia Dunham gayet idealist bir FBI ajanı, partneri ve sevgilisi John Scott bir operasyon sırasında kimyasal bir madde ile yaralanıyor. Bu maddenin yapımında çalışan ve ona gerekli tedaviyi sağlayacak tek kişi Walter Bishop ise 17 senedir bir psikiyatri kliniğinde yalnız başında yatmaktadır ve onu oradan çıkarabilmesi için Walter’ın Irak’ta ikamet eden (!) ve yasadışı silah ticareti yapan oğlu Peter’a ihtiyacı vardır. Tedavisinden hemen sonra John öldürülür ve onun karanlık işlerle olan bağlantısı da açığa çıkar, bu süreçte Oliva ‘da Peter ve Walter’la bi ekip haline gelmiş, ve hiç istemediği halde kendisini sıra dışı bir komplo planının içinde bulmuştur.
Hali hazırda 7 bölümü yayınlanmış olan Fringe, kimilerine göre yavan, bana göre gayet sıkı bir tempoyla devam ediyor ve bir süre sonra da hak ettiği derinliğe ve izlenilirliğe de ulaşacağına eminim.
"J.J. Abrams’dan enteresan bir proje: Fringe" için Bir Yanıt
Yazı, http://www.resetmagazine.com‘dan Sarp isimli arkadaşa aittir. Ben girmiştim bloga. Bunu da belirteyim dedim. Yayınladığınız için teşekkürler.
Yorum Yazın