Kalbinin Kilidini Açamayan Çilingirin Hikayesi: “Hayallerimdeki Kadın” (“Manglehorn”)

manglehorn-2014Al Pacino‘nun yalnız adam filmlerinden biri daha. Yine farklı bakış açıları, yine farklı detaylar içeren, sıradanın gerçekçiliği ve vurgusu içinde bir yapım.

IMG_20140615_202304 Mert Tanöz 

Al Pacino’yu hiçbir zaman bir oyuncu olarak görmemişimdir. Şöyle ki hem tarzı hem de oynadığı roller itibariyle hep gerçeklikten bir parça sunmuştur bana. Onun karakterleri sıra dışı insanlar değildir, mucizeler yaratmazlar. Aksine hepsi de sokakta görebileceğimiz, her yerde karşılaşabileceğimiz bu insanlar. Al Pacino’nun yaptığı ise bu sıradan insanların, farklı diyemeyeceğimiz karakterlerin iç dünyalarını dışa vurmak. Yadırgamayacağımız, hatta daha ziyade anlamlandırmaya çalışacağımız davranışlarla karakteri gerçekçi bir biçimde sunmak, onu yaşayarak izleyici karşısında var etmek.

2014 yapımı olan ancak Türkiye’de henüz gösterime girmeye hazırlanan “Manglehorn” (“Hayallerimdeki Kadın”) , Al Pacino’nun sıradan birinin iç dünyasını yansıttığı filmlerinden biri. Kalbinin kilidini açamayıp kendini hapsettiği kafesinden kurtulamayan bir çilingirin hikayesi olan filmde Pacino’ya (93 yapımı The Piano’dan hatırladığımız) Holly Hunter eşlik ediyor.
Hayatının neredeyse her anında yalnız olan Manglehorn bir çilingirdir. Anahtar kopyalar, kilitli kapıları açar, mahsur kalanları kurtarır… Kendi yalnızlığında mutlu olan ve bu yalnızlığından vazgeçmeyen Manglehorn’un tek bir derdi vardır; aşkı Clara’yla birlikte olamamanın verdiği hüzün. Fakat bu yalnız adam, içinde biriken mutlu olma arzusuyla küllerinden doğacak ve kalbinin anahtarını bulup Clara’yı hapsettiği kafesten özgürlüğe bırakarak kendi yoluna gidecektir.

vlcsnap-2015-06-19-00h08m43s199.png~originalBir dram olarak Manglehorn kimilerine yetersiz gelebilir. Zira değindiği konular birer mesele olarak nitelendirebileceğimiz gündelik aciliyetlerden ziyade genel olarak da nitelendirilebilecek temel bir durumu işliyor. Daha açık konuşmak gerekirse Manglehorn ne bir durum ne de bir olay üzerine kurulu, taşıdığı kaygı daha çok bakış açısı kazandırmakla ilgili. Filmin bir tek amacı var, o da insanları düşünmeye ve “görmeye” teşvik etme, Al Pacino’nun hemen hemen her filminde olduğu gibi farklı bir perspektif kazandırma. Bir insanın gözünden diğerlerini, dış dünyayı gösterirken bir diğer taraftan da izleyiciye bir insanı yansıtıyor. Manglehorn gözünden diğerlerine bakarken görülenlerin dışında bir izlenim yaratılırıken, Manglehorn’un kendi içindekileri yansıtışıyla da ona nasıl bakılabileceğine dair bir yöntem, onu anlamaya yönelik bir kılavuz önümüze sunuluyor.

manglehorn-22Film bütün bu çabasını olaylar ve durumlar dizisi çerçevesinde şekillendirirken haliyle bazı noktalarda bu çabasından uzaklaşıyor. Dawn’ın Manglehorn’un hayatına girişi ve etkisinde olduğu gibi ilişkiler ve ilişkilerin karşılıklı etkisinde bir takım eksiklikler göze çarpıyor. Manglehorn’a odaklanma uğruna oğlunun hikayesini ve onun içinde bulunduğu durumu da biraz fazla gözden kaçıran film torun ve oğul ikilisini yalnızca biraz daha yüzeysel ele alabilseydi daha başarılı olabilirdi.

Kısacası Manglehorn filmi bir bakış açısı kazandırmak ve insanı insanın asıl sorunları olan insani meseleler üzerine düşünmeye yöneltme konusunda başarılı bir yapım. Keşke diğer Pacino filmlerinde olduğu gibi karaktere edilen müdahaleleri, karakterin içinde bulunduğu ilişkileri biraz daha sınırlı tutsaydı da ana karakterin iç meselelerini anlama imkanı sunabilseydi. Yine de izlemeye değecek keyifli ve güzel bir film.