1988 tarihli Ninja The Final Duel’in katmerlenmiş hali Shaolin Dolemite şaka gibi bir film. Zira Ninja The Final Duel için yapılan 13 saatlik çekimlerden kırpılarak ayıklanan görüntülere, Dolemite lakaplı Amerikalı siyahî komedyen Rudy Ray Moore’un görüntülerinin eklenmesiyle kotarılmış film. Özgün filmi ele alacak olursak; bu bir “Tayvan yapımı kung fu filmlerinin duayeni Robert Tai” filmi. Kısaca gardınızı alın işte…

Tuğba Keleş

Alexander Lou, Eugene Thomas, Robert Tai, Silvio Azolini gibi süper kadroyu tam takım barındıran film, Thomas tarafından canlandırılan kötü kung fucu adamımız Tupac’in, wu tang’ın kutsal kasesini çalarak, Shaolin’i yıkmak için “hindi ninjanın” başı çektiği Ninja klanı ile işbirliği ve neticelerinin hikâyesini anlatıyor. Filmin en başında kutsal kaseyi çalan voodoo büyücüsünden hallice sayılabilecek Tupac, Ninjalarla kirli bir anlaşmanın eşiğindeyken, Shaolin’in üstün kung fu tekniklerini öğrenmek isteyen Japon prensi Sanada (Alexander Lou) ise ta Japonya’lardan kalkarak Shaolin tapınağına varmış, tapınağın üstadlarından biri olan Abbot White (bizzat yönetmen Robert Tai tarafından canlandırılmaktadır) tarafından öğrenciliğe eşitlik ilkesi gereğince kabul edilmiştir. Eşitlik ilkesi derken, yabancılara kapalı olan tapınağa bir japonun girmesi aslında mümkün değilken, kısa süre önce bir başka yabancıya kapılarını açan tapınak, Buda korkusundan Sanada’yı da kabul etmek zorunda kalmıştır.

Abbot White tarafından gösterilen –ama ne gösteri- Shaolin’in kaplan, ejderha, maymun, turna ve yılan olarak adlandırılan beş kung fu stilini tecrübe ve egzersiz eden Sanada, kısa süre içinde kendini geliştirirken, üstadın öğrencilerinden birinin ahını almış olması vesilesiyle sanıyorum, az rolü bulunmaktadır. En azından bir Mafia vs. Ninja ya da Shaolin vs. Ninja’daki kadar ön planda değildir bu filmde. Diğer yandan bu filmin asıl yıldızı su götürmez bir şekilde Eugene Thomas’tır.

Efendim neyse… Sanada’nın ahını aldığı öğrenci tapınaktan hınçla kaçar ki, aslında tapınağa yabancının girmesinin yasak olduğu gibi Shaolin’den yerlinin çıkması da yasaktır. Zaten çıkar çıkmaz da kum Ninjalarının tuzağına düşen öğrenci, hocası Abbot White’ı da nereden çıktığını kestiremediğim çöle çeker ve hareketli anların başlamasına sebep olur. Kumun altından kum böceğiymişçesine kayıp giden ninjalar, faka bastırdıkları Abbot White’ı, merhameti nedeniyle haklamayı başarırlar. Abbot’ın intikamını almak niyeyse, henüz kısa süre önce öğrencisi olmuş olan Sanada’ya düşmüştür. Ama bu durumda yalnız değildir. Çünkü Ninjalara ve Tupac’ın kötülüklerine dur demek isteyen başka insanlar da vardır ve kısa süre içerisinde kung fu ekiplerimiz harika bir düello için geniş bir arazide buluşacaklardır.

Finalinde teke tek dövüşlerin olduğu filmler tadından yenmezken, üçer beşer kişilik, her biri birbirinden mutena kişilerin karşı karşıya kaldığı filmler ne yapılır, emin olamıyorum. Bir ninja lideri ile karşı karşıya gelen bir Shaolin rahibi, Kaptan Swing bozması bir dövüşçüye karşılık Tupac tarafından büyüyle dönüştürülen gümüşî ve altın renkli iki zoraki vampir, mor kıyafetli kunoichi‘ye (kadın ninja) karşılık Shaolin öğrencisi, Eugene Thomas’a karşılık kaçıncı kez savaşan Alexander Lou… Harika dövüş sahneleri barındıran filmde oyuncuların biraz fazla havalandığını (göklere bakınız) söylemek olası elbette ama, öyle kafa karıştıran saçmalık düzeyinde bir görsel efekt yok bu filmde. Dövüşçülerin uzuvlarının kameranın dibine girdiği tuhaf kamera açılardan tutun da mor kıyafetli kunoichi’nin, rakibi Alexander Lou’nun tunç vücudunu memeleriyle dövdüğü (!) sahneye kadar herşey aşırı ama bir o kadar da normal aslında!

Bir filmin benim için en önemli tarafı süresidir. Bu tip filmler nedeniyle 84-95 dakika arasına alışmış bünyemi zorlayacak bir süreye sahip Shaolin Dolemite. Tam tamına 110 dakika süren filmin neden bu kadar uzun olduğunu ise sanırım şöyle açıklayabilirim. Başta da belirttiğim gibi Ninja The Final Duel’in 13 saatlik çekiminden kalan parçalardan çıkarılmış olmasına rağmen film, yönetmen çektiği karelere kıyamamış olacak ki, bazı sahneleri ardı ardına iki üç kere gösteriyor. Aynı filmi aynı anda seyrettiğiniz halde, sizi sürekli dürten ve ekranı göstererek “Lan bak gördün mü, ne yaptı?” gibi abuk sorular soran o mükemmel (!) arkadaşınız gibi, yönetmen de sanki “Bak bunu ben çektim” dercesine uçma kaçma sahnelerini tekrarlayıp durmuş. Öte yandan çifte final olarak adlandırabileceğim bir tarzda iki büyük dövüş var filmde. Oysa ki tek bir tanesiyle bile filmi sonlandırmak mümkündü.

Bir diğer husus da filmin bütçesi. Bir filmin bütçesinin düşük olduğunu en kolay nereden anlarsınız? Elbette kostümlerinden! Mesela filmin ninjası, shaolini, japonu bol olmasına rağmen kostümlere fazla para harcanamadığı, Japonları canlandıran oyuncuların paçalı donlarla sahne almış olmalarından belli. İyimser seyirci, paçalı donlara bakarak Shaolin’in Yaz Kreasyonu olarak da adlandırabilir bu kıyafetleri, sorun değil. Filmin çıkış noktası Rudy Ray Moore’a gelecek olursak, o konuda söyleyecek fazla lafım yok. Kendisinin canlandırdığı Keşiş Ru-Dee, dağ bayır geyik yaparak gezmekten başka şey yapmıyor ama adamın olayı o zaten. Ona bir ara sarhoş usta ekolünde bir arkadaşı, Jimmy Lynch de eşlik ediyor. Filmin berbat bir dublajı olduğunu söylemek bir işe yarar mı bilmiyorum ama dublajın filmlerin saçmalama noktalarında büyük bir etkisi olduğu su götürmez bir gerçek sanırım.

1999 yapımı film, bir kere daha eklemeli, müthiş dövüş sahnelerine sahip. Yüce beyaz kaşlı insan Robert Tai ve onun süper ekibi hem becerikli hem de çok yaratıcı. Kendime amcanınki gibi beyaz kaş yapamaya gidiyorum…

Shaolin Dolemite

Yönetmen: Robert Tai

Senaryo: Rudy Ray Moore, Robert Tai, George Tan

Oyuncular: Alexander Lou, Eugene Thomas, Robert Tai, Alice Tseng, Silvio Azolini

Yapım: 1999, Tayvan, 110 dk.

İlk yayınlanış tarihi 02.06.2011.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA