Aylak Adam: Ercan Dalkılıç

Sinemamızın sultanı Türkan Şoray’ın otuz küsur sene sonra yönetmenlik koltuğuna geçtiği Uzaklarda Arama, artık bir klasik sayılan Vesikalı Yarim'in modern bir yorumu gibi. Senaryosunu Onur Ünlü’nün yazdığı film, Şoray’ın birçok filmde birlikte çalıştığı büyük yönetmen Atıf Yılmaz’a ithaf edilmiş. Sait Faik’in dağarcığımıza armağan ettiği ‘bir pavyon kadınına aşık olan adam’ ekseni üzerinden yürüyen Uzaklarda Arama, çok konvansiyonel bir deneme aslen.

Savaş filmleri, sinema tarihinin çok büyük bir parçasını oluşturuyor. Bu parça her geçen gün de büyüyerek yoluna devam etmekte: Vietnam, Kore, Amerikan İç Savaşı,...

15. Uluslararası Eskişehir Film Festivali, klişe bir tabirle ifade edecek olursak; tüm hızıyla sürüyor! Selim Evci’nin Rüzgarlar’ını daha önce gördüğüm ve ikinci kez izlemeye hiç mi hiç niyetim olmadığı için es geçtim. Buna karşılık geçtiğimiz İstanbul Film Festivali’nde kaçırdığım Neredesin Süpermen? (Bekas) ve Bir Şarkının Peşinde’yi (Searching for Sugar Man) burada izleyebilmem beni çok mutlu etti açıkçası. Ve bu iki film de festivalin kayda değer filmleri listesinde üst sırayı zorlayan filmler oldu benim için.

Sinema tarihinde James Bond’un Aston Martin’inden tutun da, Batman’in Batmobil’ine kadar birçok araba, ait olduğu o filmle özdeşleşmiştir. Ama bazı filmlerde, öyle arabalar vardır ki, karakterlerini bile sollayıp, görsel hafızada öne çıkmıştır. Diğer bir deyişle, karakterleşmiştir. İşte bu listede, usta oyunculardan rol çalarak, filmin en önemli karakterine dönüşen arabaların yer aldığı başlıca beş filmi sıralayacağız…

Karşı-roman’ın en büyük örneği kuşkusuz James Joyce’un Ulysses'idir. Ki; Ulysses, çetin okuyucuların dahi hakkından güçlükle gelebildiği bir biçime sahiptir. Ulysses'in yanına yine Joyce’un Finnegans Wake'i –ne yazık ki Türkçe’ye henüz çevrilmedi bu eser; fakat duyumlarımıza göre Ulysses'i dilimize kazandıran Nevzat Erkmen, bu eserin çevirisi üzerine çalışıyormuş, merakla bekliyoruz- Virginia Woolf’un Mrs. Dallloway”i, Samuel Beckett’in Molloy'u, Vladimir Nabokov’un Solgun Ateş'i ve Oğuz Atay’ın Tutunamayalar'ı rahatlıkla iliştirilebilir.

Uğur Yücel sinemasını iki kategoride değerlendirmek mümkün. Birincisi Yücel’in ‘yönetmen kimliği’ ile kamera arkasına geçtiği, kendi hikayelerini anlattığı Yazı Tura ve Soğuk; ikincisi de daha sektörel işler olan Hayatımın Kadınısın ve Ejder Kapanı. Bizde 32. İstanbul Film Festivali’nde ilkgösterimi yapılan, 63. Berlinale’nin panorama seçkisinde de yer alan Soğuk, bir anlamda Yazı Tura'nın devamı niteliğinde; Yücel, Yazı Tura'da anlattığı Güneydoğu gazisi iki askerin üçüncüsü olarak kurguladığı Enver’ın çevresinde örmüş bütün hikayesini.

2-11 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek olan Uluslararası Eskişehir Film Festivali 16. kez Eskişehirli sinemaseverlerle buluşuyor! Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen Uluslararası Eskişehir Film Festivali, 2 Mayıs akşamı saat 18:30’da Sinema Anadolu’daki açılış töreninin ardından, bu seneki Venedik Film Festivali’nde oldukça konuşulan Locke filminin gösterimiyle resmen başlayacak. Açılış töreninde, Türk sinemasının efsanevi ismi Kemal Sunal ve Perihan Savaş’a verilecek Onur ödüllerinin yanısıra, Yeşilçam’ın Emektar set fotoğrafçısı Güngör Özsoy ve Sinema oyuncusu /dublaj sanatçısı Jeyan Mahfi Ayral Tözüm’e de Sinemaya Emek Ödülü verilecek.

Sermaye, kendini korumak için çevresine duvarlar örerken, ‘diğerleri’ne de işaretli alanlar yaratıyor. Bugün, 3.Dünya’nın birçok merkezi suçla birlikte anılmakta. Bunların en önde gelenlerinden biri, Rio de Jenerio; bildiğiniz üzere gerçek olaylardan uyarlanmış Tanrıkent (Cidade de Deus, 2002) filmine beşiklik ediyordu. Bu sene Filmekimi’nde gösterilen Nefes Nefese’de, yolu Meksika’nın ‘Tanrıkenti’ diyebileceğimiz Juarez’e düşen, Los Angeles bölge savcısı Paul Stanton’ın trajik hikayesi etrafında şekilleniyor esasen.

Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 21. Uluslararası Altın Koza Film Festivali, 20 Eylül akşamı Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi’nde yapılan törenle kapandı. Bu seneki ödüllerde Nisan Dağ ve Esra Saydam’ın müşterek yönettiği Deniz Seviyesi, ‘En İyi Yönetmen’ dahil tam 6 dalda ödüllere uzanarak kendinden söz ettirmeyi başardı.

Bu haftaki programda ticari sinema adına tek bir örnek bulunuyor, geri kalan her film kendi alanında sinema severlerin beğenisini kazanacak nitelikte. Haftanın filmi seçimi yapmak zor, ancak Thomas McCarthy'nin son filmi Kazananlar Kulübü, yönetmenin üç filmlik filmografisinin oluşturduğu bütünlükle daha bir öne çıkıyor.

1921-1923 yılları arasında sadece kırk iki sayı yayımlanan Dergâh Mecmuası, yeni bir dönemin başladığının işaretiydi. Yahya Kemal’in başını çektiği, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ahmet Haşim, Nurullah Ataç gibi dönemin önemli kalemlerini bir araya getiren bu yeni oluşum içinde, Dergâh’ta yayımlanan on bir adet şiiriyle dikkat çeken bir genç bulunuyordu. Lise öğrencisiyken, Yeni Mecmua'da dergisinden bildiği Yahya Kemal’in öğrencisi olmak için İstanbul’a gelen ve Darülfünuna kaydolan bu genç, Ahmet Hamdi Tanpınar’dan başkası değildi.
Ad