Aylak Adam: Ercan Dalkılıç

Dağıtımcılarımız tam gaz yollarına devam ediyor! Bu hafta tam altı film sinemaseverlerin huzuruna çıkıyor. Sundance Film Festivali’nden Jüri Özel Ödülü’yle dönen, benim bir türlü izleyemediğim, İzmir Film Festivali’nde (girdiğim) gösterimi yarım kalan Can nihayet vizyonda! Haftanın öne çıkan diğer filmi, tüm zamanların en çok izlenen Fransız filmi unvanını elde eden Can Dostum. Bu iki filmin haricinde, bir polisiye-komedi olan Aşk ve Para, Clint Eastwood’un Çaylak’ının senaristi Boaz Yakin’in yönettiği aksiyon çeşitlemesi Koruyucu, Yusuf Güven’in ilk sinema filmi olan İkizler Firarda ve son olarak 30 milyon kişinin seyrettiği Anadolu Ateşi 3D gişe savaşından pay kapmaya çalışacaklar. Herkese iyi seyirler…

Savaş filmleri, sinema tarihinin çok büyük bir parçasını oluşturuyor. Bu parça her geçen gün de büyüyerek yoluna devam etmekte: Vietnam, Kore, Amerikan İç Savaşı,...

15. Uluslararası Eskişehir Film Festivali, klişe bir tabirle ifade edecek olursak; tüm hızıyla sürüyor! Selim Evci’nin Rüzgarlar’ını daha önce gördüğüm ve ikinci kez izlemeye hiç mi hiç niyetim olmadığı için es geçtim. Buna karşılık geçtiğimiz İstanbul Film Festivali’nde kaçırdığım Neredesin Süpermen? (Bekas) ve Bir Şarkının Peşinde’yi (Searching for Sugar Man) burada izleyebilmem beni çok mutlu etti açıkçası. Ve bu iki film de festivalin kayda değer filmleri listesinde üst sırayı zorlayan filmler oldu benim için.

Sinema tarihinde James Bond’un Aston Martin’inden tutun da, Batman’in Batmobil’ine kadar birçok araba, ait olduğu o filmle özdeşleşmiştir. Ama bazı filmlerde, öyle arabalar vardır ki, karakterlerini bile sollayıp, görsel hafızada öne çıkmıştır. Diğer bir deyişle, karakterleşmiştir. İşte bu listede, usta oyunculardan rol çalarak, filmin en önemli karakterine dönüşen arabaların yer aldığı başlıca beş filmi sıralayacağız…

Karşı-roman’ın en büyük örneği kuşkusuz James Joyce’un Ulysses'idir. Ki; Ulysses, çetin okuyucuların dahi hakkından güçlükle gelebildiği bir biçime sahiptir. Ulysses'in yanına yine Joyce’un Finnegans Wake'i –ne yazık ki Türkçe’ye henüz çevrilmedi bu eser; fakat duyumlarımıza göre Ulysses'i dilimize kazandıran Nevzat Erkmen, bu eserin çevirisi üzerine çalışıyormuş, merakla bekliyoruz- Virginia Woolf’un Mrs. Dallloway”i, Samuel Beckett’in Molloy'u, Vladimir Nabokov’un Solgun Ateş'i ve Oğuz Atay’ın Tutunamayalar'ı rahatlıkla iliştirilebilir.

2-11 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek olan Uluslararası Eskişehir Film Festivali 16. kez Eskişehirli sinemaseverlerle buluşuyor! Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen Uluslararası Eskişehir Film Festivali, 2 Mayıs akşamı saat 18:30’da Sinema Anadolu’daki açılış töreninin ardından, bu seneki Venedik Film Festivali’nde oldukça konuşulan Locke filminin gösterimiyle resmen başlayacak. Açılış töreninde, Türk sinemasının efsanevi ismi Kemal Sunal ve Perihan Savaş’a verilecek Onur ödüllerinin yanısıra, Yeşilçam’ın Emektar set fotoğrafçısı Güngör Özsoy ve Sinema oyuncusu /dublaj sanatçısı Jeyan Mahfi Ayral Tözüm’e de Sinemaya Emek Ödülü verilecek.

Sermaye, kendini korumak için çevresine duvarlar örerken, ‘diğerleri’ne de işaretli alanlar yaratıyor. Bugün, 3.Dünya’nın birçok merkezi suçla birlikte anılmakta. Bunların en önde gelenlerinden biri, Rio de Jenerio; bildiğiniz üzere gerçek olaylardan uyarlanmış Tanrıkent (Cidade de Deus, 2002) filmine beşiklik ediyordu. Bu sene Filmekimi’nde gösterilen Nefes Nefese’de, yolu Meksika’nın ‘Tanrıkenti’ diyebileceğimiz Juarez’e düşen, Los Angeles bölge savcısı Paul Stanton’ın trajik hikayesi etrafında şekilleniyor esasen.

Uğur Yücel sinemasını iki kategoride değerlendirmek mümkün. Birincisi Yücel’in ‘yönetmen kimliği’ ile kamera arkasına geçtiği, kendi hikayelerini anlattığı Yazı Tura ve Soğuk; ikincisi de daha sektörel işler olan Hayatımın Kadınısın ve Ejder Kapanı. Bizde 32. İstanbul Film Festivali’nde ilkgösterimi yapılan, 63. Berlinale’nin panorama seçkisinde de yer alan Soğuk, bir anlamda Yazı Tura'nın devamı niteliğinde; Yücel, Yazı Tura'da anlattığı Güneydoğu gazisi iki askerin üçüncüsü olarak kurguladığı Enver’ın çevresinde örmüş bütün hikayesini.

Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 21. Uluslararası Altın Koza Film Festivali, 20 Eylül akşamı Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi’nde yapılan törenle kapandı. Bu seneki ödüllerde Nisan Dağ ve Esra Saydam’ın müşterek yönettiği Deniz Seviyesi, ‘En İyi Yönetmen’ dahil tam 6 dalda ödüllere uzanarak kendinden söz ettirmeyi başardı.

Bu haftaki programda ticari sinema adına tek bir örnek bulunuyor, geri kalan her film kendi alanında sinema severlerin beğenisini kazanacak nitelikte. Haftanın filmi seçimi yapmak zor, ancak Thomas McCarthy'nin son filmi Kazananlar Kulübü, yönetmenin üç filmlik filmografisinin oluşturduğu bütünlükle daha bir öne çıkıyor.

Ülkemizde gecikmeli olarak vizyona giren 2008 yapımı Gir Kanıma (Låt den rätte komma in) vampir filmlerindeki dönüşümün dışında, fakat korku merkezli klasik anlayışa da prim vermeyen son derece ayrıksı bir vampir draması.
Ad