
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
12 Kas
Yeşilçam, güzel yüzlü “cici” hanımefendilerin, yakışıklı beyefendilerin, “esas kızlar”ın, “esas oğlanlar”ın dünyasıydı. Filmlerin başrollerinde olan bu esas kızlar, esas oğlanlar hayatın gerçeğinden kopuk birer masal kahramanıydılar bir çok filmde. Modern masalların büyülü dünyalarında yaşayan özenilesi güzelliklerdi. Bu özelliklere sahip olmayanlarsa yan rollerde oynamak durumundaydılar. Belki de bu yüzden yan roller ve oyuncular daha sahiciydi, hayatın kendisiydi.
25 Eki
Bildik ve ne yazık ki kanıksadığımız bir manşetti gazete sayfalarına yansıyan:
Cem Erman’ın cenazesinde kimse yok!
Evinde ölü bulunan sinema sanatçısı 64 yaşındaki Cem Erman‘ın cenazesi Kabasakal mezarlığında toprağa verildi” ara başlığıyla verilen haber şu cümlelerle sürüyordu: “Adana’da birlikte olduğu Sevim Demiroğlu’nun evinde ölü bulunan sinema sanatçısı 64 yaşındaki Cem Erman’ın cenazesi Kabasakal mezarlığında toprağa verildi. Erman’ın cenazesine ne bir yakını ne de sinemacı dostlarından kimse katıldı. Sevim Demiroğlu, eşi toprağa verildikten sonra gözyaşlarını tutamadı, sanatçı dostlarının vefası için ise ‘Şu an bir şey konuşmak istemiyorum,’ dedi.
6 Eyl
Bir sanatçının “artık müzik yapmak istemiyorum” çığlığı ile kendisini aldatan sevgilisini “eşyaların çöpte” diyerek tweetleyen şarkıcının magazin gündeminin dizginlerini ele aldığı bir nokta ile “Fyordların Sfenksi” Greta Garbo arasında bir bağ kurabilir miyiz? Deneyelim… (daha fazla…)
16 Ağu
John Lennon bir zamanlar, “Elvis’den önce hiçbir şey yoktu!” demişti. Gerçekten de Lennon’ın bu beş sözcüğü, Elvis Presley’in müziğe, Amerikan tarzı hayata olan etkilerini çok iyi özetliyordu. Tüm dünyada sadece ilk adıyla tanınan ender sanatçılardan olan Elvis, 20. Yüzyıl müziğinin ve popüler kültürün en önemli simgelerinden biri.
3 Ağu
“Bugünkü ve dünkü kuşakların çoğu onun romanlarını okuyarak büyüdü.”
Bu cümleyi Aptullah Ziya Kozanoğlu‘nun her kitabının (çok eski baskılarında değil) başında bulunan tanıtım sayfasından aynen aldım. Öyle görünse de pek o kadar mübalağlı bir iddia değil bu. Babalanmızın zamanında yediden yetmişe herkes Kozanoğlu’nun Osmanlı paşalarının, padişahlarının, yiğitlerinin kahramanlıklarının anlatıldığı Büyük Türk Romanları’nı okuyordu. Ünlü Pardayan serisinin Türkiye’de çok tutmasından cesaret alan Ragıp Şevki Yeşim, Murat Sertoğlu, Turhan Tan, Feridun Fazıl Tülbentçi,Reşat Ekrem Koçu gibi bir kısım yazar dizi halinde yazdıkları tarihi romanlarla yeni bir ekol oluşturmuşlardı.
20 Tem
İstanbul’a şarkı yapan, Eylülde Gel’in orijinalini yazmış olan, Paris’te kurduğu müzik şirketine Malatya adını veren, Türkçe şarkılar söyleyen bir şarkıcı ne kadar yabancı ise, Marc Aryan da o kadar yabancıydı işte…
17 Tem
Fotoğrafta gördüğünüz kişi Yener Çakmak ağabeyimiz. Kendisini belki bizde yayınlanan birkaç yazısından ve yorumlarından hatırlarsınız. Yener Ağabey arka planda kalıp, ön plandaki çoğu insandan daha çok çalışan, daha çok üretenlerdendir. Emek adamıdır, amatör ruhunu hiç kaybetmeyen bir gönül işçisidir. Karikatüristtir, gazetecidir, fotoromancıdır, arşivcidir, vakanüvisdir, araştırmacıdır, hatta yazıp yönettiği bir film bile vardır. Çizgi romancıları, afiş ve kitap kapağı ressamlarını kendilerinden bile iyi tanır. Bazı çizerlerin kendi işlerini hatırlamayıp ona sorduğuna sık sık şahit olunur. Ama bu yazıda onun pek kimselerin bilmediği bir özelliğini afişe edeceğiz. Fotoromancılığını söyledik ama Yener Çakmak’ın Türkiye’deki ilk korku ve mizah fotoromanlarını yapan adam olduğunu biliyor muydunuz? Üstelik başrolde de bizzat kendisi oynuyordu.
22 Haz
Mariza’nın, 10 yıl önce çıkan ilk albümüyle başlattığı müzikal yolculuğu 5. stüdyo albümü ile devam ediyor. Mariza, Fado Tradicional ile sanki biraz da bu yolculuğun aslında çok daha eskilerde başladığını hatırlatmak niyetinde…
8 Haz
“Bunuel’deki şiddet bir arınmadır. Onda sapkınlığın damlası bile yoktur. Onun bedduaları, Katolik kilisesinin ilahilerinden daha temizdir. Hiçbir şey onu kandıramaz, sanatın yapay cilveleri bile … Onu alıp çarmıha gerebilirler, yakabilirler. Oysa o insanın insana duyabileceği en büyük minnet duygusuna layıktır.”
Henry Miller
7 Haz
Haruki Murakami 29 yaşına kadar bir yazar olmayı hayal etmiyordu. Aslında yazar olmayı hiçbir zaman hayal etmedi. Yalnızca, oldu. Bugün yalnızca kendi ülkesinde değil, Japonya dışında da en çok okunan Japon yazar olan Murakami, Paul Auster ve Orhan Pamuk gibi postmodern edebiyatın yaşayan en iyi yazarlarından kabul ediliyor.
Son Yorumlar