Tersninja.com

Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.

Bir Derdim Var’ Kategorisi Arşivi

Gün geçmiyor ki sansürcü zihniyet adlı canavar yeni yazıların kanına girmesin, emek harcanarak üretilen bir siteyi ya da blogu mağdur etmesin. Bu dehşetin önüne geçilememesinin sebebi ise hem devlet ve hem de toplum içinde bu canavara çok sayıda yataklık eden olması. Canavarın son kurbanı Ters Ninja’nın en yakın dostu Öteki Sinema oldu.

(daha fazla…)

SİYAD Başkanı Tunca Arslan atılmam talebiyle beni Haysiyet Kurulu’na şikayet edince HK benden savunma istedi. Ben de haklı olduğumu düşünmemden kelli gönül rahatlığıyla bu savunmayı hazırlayıp kendilerine ulaştırdım. Bu, yakın zamanda hazırladığım ikinci savunma idi. Bir önceki şikayet Esin Küçüktepepınar’dan gelmiş ve üç aşağı beş yukarı Arslan’ın şikayetleriyle örtüşüyordu. Ne gariptir ki HK o şikayeti HK’lık bir konu olarak görmemişti o zaman. Peki şimdi değişen neydi? Birgün’de yazımın çıkması.  İki: şikayetin altında SİYAD’ın başkanının imzası olması. Savunmamı dikkatlerinize sunuyorum, sizlerin durumu HK’deki arkadaşlardan daha tarafsız değerlendirebileceğinizi diüşünüyorum. Arz ederim.

(daha fazla…)

Herkesin her şeyi bilmeye hakkı var. Herkes her şeyi bilsin, her şeyi söyleyebilsin diye zaten mücadelem. Beni haksız bulmanız önemli değil, benim için daha önemli olan mücadelemin haklı bulunması. Aşağıda Tunca Arslan’ın beni SİYAD’tan koparan Haysiyet Kurulu’na yazdığı şikayet metni var. Bir iki ayrıntı: *Kurullara girecek isimleri Arslan kendisi belirledi, sonrasında sanırım hepsinden onayı aldı tabi. Murat Erşahin istifa edene kadar hem Üye Takip Kurulu’nda yer aldı hem de şu an Haysiyet Kurulu’nda başkanlık yapıyor. Kurullar açıklandığında yönetime yönelik ilk itirazımı yapıp aynı ismin, biri üye alımıyla diğeri üye ihracıyla ilgili iki stratejik pozisyona birden getirilmesini demokratik anlayışa uygun bulmadığımı belirtmiştim. Tunca Arslan sık sık yapmayı tercih ettiği gibi yine “özel” bir maille bunda endişe edecek bir şey olmadığını anlatmıştı bana. Ve o mailde söylediklerinin tam tersi gerçekleşiyor bugün. O maili de yazının sonunda bulabilirsiniz, dikkatle okumanızı ve Arslan’ın bugünkü ve o günkü söylemlerini kıyaslamanızı öneririm. Mailde geçen “kurucu korkusu” ise genel kurulda Rasih Yılmaz’ın gündeme getirdiği benimse yeri geldiği için hatırlattığım bir konu. **Uygar Şirin geçen hafta, benim dosyamın görüşüldüğü günlerde Haysiyet Kurulu’ndaki görevinden  istifa edince yerine Engin Ertan geçmişti.

(daha fazla…)

* Bu yazı 22 Kasım 2011′de Birgün gazetesinde yayınlanmıştır.

“SİYAD Başkanı Tunca Arslan’ın önerisi ve yönetim kurulunun genel eğilimi doğrultusunda, uluslararası festivallerin FIPRESCI jürilerinde Siyad üyesi sıfatıyla görev almanız uygun bulunmamıştır.”

Size de bir gün böyle bir mesaj gelirse ve eğer siz de benim gibi sinema yazarı iseniz, kariyeriniz ciddi bir anlamda tehlikede demektir. Şimdi yukarıda söylenenleri konuya uzak insanların da anlayabileceği bir şekilde açıklayalım:

(daha fazla…)

Aynı meslekten olmakla gurur duyduğum insanların sayısı pek fazla değildir. Bunları büyük bir çoğunluğu bugün aramızda olmayan gazetecilerdir. Uğur Mumcu ‘dur en başta. Uğur Mumcu’nun en bilinen kitaplarından biri Sakıncalı Piyade‘dir. Ordu, 12 Mart Dönemi’nde yazdığı bir yazıya “fazlaca alınganlık” gösterince Mumcu hem hapis cezasına çarptırılmış hem de vatani vazifesini Ağrı, Patnos’da sürgün olarak geçirmişti. İşte bu kitap sayesindedir ki “Sakıncalı Piyade”  hakim bir kurumu hakkaniyetle yönetmeyenlere karşı duran ve cezalandırılan kişileri anlatmak için kullanılan bir tabir olagelmiştir. Peki “Sakıncalı Sinema Yazarı” nasıl olunur? Anlatayım….

(daha fazla…)

Kendimi öyle takdim etmek bir yana dursun, başkası benim için “sinema eleştirmeni” dediğinde “Estağfurullah, ben sinema yazarıyım” gibisinden bir  de itirazda bulunma ihtiyacı hissederim. Ömür Gedik benim gibi ezik ya da kendine güvensiz değil tabi. Belki Hürriyet gazetesi yazarı olduğundan, belki de benden güzel ve sarışın olduğundan… Kendisini gazetelerde ve muhtemelen billboardlarda görürseniz şaşırmayın. Panasonic’in yeni reklam yüzlerinden biri kendisi. Fotoğrafının yanında şu yazıyor: Sinema Eleştirmeni (Seyir Erbabı). Vay be!

(daha fazla…)

Kankardeş blog Öteki Sinema‘nın kurucu editörü Murat Tolga Şen “Bir PR Faaliyeti Olarak Blogların Etinden, Sütünden Faydalanmak!” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Festivallerin tanıtım zamanı bloglara karşı gösterdiği özel ilginin festival zamanı nasıl ilgisizliğe dönüştüğünden dem vuran, bu konuda gayet de haklı olan Murat Tolga Şen’in yazısını okumak için… Artık biliyorsunuz ne yapacağınızı herhalde.

Bir gün geçince üstünden, Sevgiler Günü oldu Sevgiler Dünü tabi. O bitmeyen tüketim toplumuna dönüştürülme sürecimizin önemli aşamalarından biri olarak tasarlanan Sevgiler Günü’nün ruhuna uygun davranabildiniz mi dün bakalım? Yeterince tükettiniz mi? Sevgilinize”küçücük bişi” aldınız mı? Ya da sevgiliniz size “küçücük bişi” almadı diye bozuldunuz mu? Sevgilileri işyerine çiçek gönderince böyle “banal” şeyleri umursamazmış duruşunuza rağmen içten içe kıskandınız mı arkadaşlarınızı? (Cumartesi kim mi çalışır? Liste uzun: işçi sınıfını ve sağlık/güvenlik alanındaki nöbetçileri saygıyla bir kenara koyarsak,  mecbur tutulanlar, enayiler, beceriksizler, yapacak daha iyi işi olmayanlar, açgözlüler ve aşırı hırslılar… Aslında hangisi olursa olsun bu hepsinin birer “köle” olduğu gerçeğini değiştirmez.)

(daha fazla…)

Bugün ne? Bugün insanların en açgözlü olduğu gün. Çünkü bugün, sevdiğinin yanında olmasının insanlara yetmediği gün. Çünkü bugün yokluk çekenleri hiç aklımıza getirmeden gereksiz harcamalar yaptığımız gün. Bugün gazetelerin hafif meşrep köşe yazarlarının konu sıkıntısı çekmediği; ununu elemiş eleğini asmış yazarların ise, biz kendilerinden “durun, ne oluyorsunuz!” demelerini beklerken aşkla ilgili müthiş felsefi yaklaşımlarını kamuya açtıkları gün. 2008′de söylediklerimizi ise tekrarlamayalım, arzu edersiniz burdan okuyun! Efendim? Başlık mı? Ha, o dikkatinizi çekmek içindi!

(daha fazla…)

İşini kaybetmeyi bile göze alamayan gazetecilerin ülkesinde “O” ölümü göze aldı. Bugünkülerin çoğu gibi statüsünü, konforunu, lüksünü değil; vatanını, milletini düşündü. Nasıl seviştiğini, evindeki belli-zümre partilerini, nerde yediğini içtiğini sıçtığını yazanların bugünün gazetelerinde ikinci sayfa kralları,  kraliçeleri olduğu bu ülkede “O” yanızca doğru bildiğini yazdı, bu ülkeyi biraz daha iyi yapmak için didindi durdu. “O” ciplerden inmeyen, ekmek kaç lira bilmeyen, halkın derdini medya plazanın bilmem kaçıncı katındaki odasının filmli penceresinden gördüğü kadar bilen aristokrat gazetecilerin ülkesinde halktan hiç kopmadı. Bildiği yolda yürürken hiç direksiyon kırmadı. Mücadeleyi hiç bırakmadı.  Saygı, sevgi ve gıptayla anıyoruz.

Ters Ninja’nın İç Dünyasında Ara

Haftanın Filmleri
Kitap Hırsızları
Karate Filmleri Ofisi

Anket

Sizce hangi ödüller Türkiye'nin Oscarları sayılır?

Sonuçları gör

Loading ... Loading ...

Ters Ninja Kanunu

Ters Ninja kanunu, senaryolarda kullanılan bir klişedir. Ters ninja kanununa göre, kötü adamların sayısı ne kadar fazla ise, kahramana zarar verme olasılıkları o kadar düşüktür.
Ters Ninja Banner

Ters Ninja Banner



Arşivler

Müzik dinlendiği gibi okunabilir de!

Muhatabımız Kim?

Sitemizin hizmet kapsamına sinemaya gönül veren, okumayı, bilmeyi seven, sinemanın dışında sanat dallarına ilgi gösteren, birey olabilmeyi becermiş organizmalar girmektedir. Bu site saydığımız özelliklere sahip organizmalar arasında din, dil, ırk, tür, cinsiyet, yürürken kullandığı ayak sayısı ayrımı yapmaz.
Landlord der ki

Öneriyoruz