
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
30 Ara
Şimdi şöyle yazsam ben: “Kadınların şişman olmasını anlarım, ama o şişman halleriyle mini etek giyip tombul bacaklarını gözümüze sokmasınlar.” Hakkımda ne düşünürsünüz? Peki ya şöyle?: “Ben karım çalışsın istemezdim. Otursun evde çocuklarına baksın!” Şimdiden nefret ettiniz di mi benden kızlar? Peki, Melis Alphan‘ın bunların simetrik muadillerini yazmasına niye sesiniz çıkmıyor o zaman? Yoksa gazetedeki uyduruk bir köşe de yapılınca sosyal içerikli cinsiyet faşizmi olmaktan çıkıyor mu bu söylemler?
23 Ara
TV ve yapım şirketlerinin ekonomik krizi “enfes” bir bahane olarak kullanıp çalışanları sömürmek adına yeni bir merhale kaydettikleri 90 dakikalık dizi formülü, hemen her sektör çalışanının feryat etmesine rağmen tam gaz sürüyor.
20 Kas
Atilla Dorsay‘ın Sabah gazetesinin Cumartesi ekinde yayımlanan ve Mahsun Kırmızıgül’ün New York’ta Beş Minare filmini incelediği 06.11.2010 tarihli yazısındaki şu cümlelerine takıldım doğrusu: “Adını Bitlis türküsü Bitlis’te Beş Minare’den alıyormuş. Türkü kültürüm yüksek olmadığı için bilmiyordum!”
12 Kas
Kısa bir süre sonra Ters Ninja’yı açtığınızda yukarıdaki gibi küçültülmüş bir sayfayla karşılaşacaksınız. Bilgisayarlarınızın ayarlarıyla oynamayasınız sakın! Yeni ve yaratıcı hamlelerle tirajını, daha da önemlisi karizmasını artıran Radikal gazetesinin izinden gitmeye karar verdik sadece. Onların adımlarını bir bir takip edeceğiz. Ve işe tıpkı onlar gibi boyutumuzu küçültmekle başlayacağız. Bunun yeterli olmayacağının pekâla farkındayız. İşte sonraki adımlarımız…
6 Kas
05 Kasım 2010… Bugün, kablolu kanallar hariç, TV kanallarında toplam 30 yerli dizi gösterildi. Tek bir kanalda, örneğin Kanal D ve TRT 1’de 5’er, ATV ve Star TV’de 4’er yerli dizi oynadı. Tabii bunların içerisinde tekrar bölümleri de var. Hali hazırda haftalık olarak oynamakta olan, Kanal D’nin 10, TRT’nin 19, ATV’nin 12 dizisi var.
31 Eki
Sinemamuzik.com‘un bildirdiğine göre yeni filmi New York’ta Beş Minare için İstanbul ve Ankara’da iki gala düzenlemeye hazırlanan Mahsun Kırmızıgül filminin 01 Kasım günü yapılması planlanan ‘basın gösterimi’ni iptal etti. Ben, Kırmıgül’ün kendisine “Mahsun, a dear friend of mine” tadında yaklaşan bazı magazinel sinema yazarlarına filmi izletip görüş soracağından eminim ama bu onun genel anlamda sinema yazarlarına tepki koyduğu gerçeğini değiştirmiyor.
20 Tem

Fikir özgürlüğüne önem veririm. Herkesin de önem vermesi ve “düşünceye saygı” adabınca hareket etmesi gerektiğine inanırım. Ama kapitalist anlayışın tüm ideolojileri, tüm inanç sistemlerini, hatta bir zamanlar gerçekten salt iyilikle özdeşleşen tüm insani değerleri ve eylemleri tüketilecek ve üstünden kazanç elde edilecek metâlar haline getirdiği bir dünyada yaşıyoruz artık. Bu dünyada hiçbir şey göründüğü gibi değil. Her şeyin en az iki yüzü var. Sistem olaylardan eylemlere, kişilerden kurumlara, iyilikten kötülüğe her şeyi öğütecek ya da manipule edecek güçte. Misal bu dünyada, terör artık yalnızca teröristlere değil, teröristlerin uğruna savaştıklarına inandıkları şeyleri temsil edenlere de hizmet edebiliyor. Çünkü zaman içinde sistem bu terörden nemalanan, giderek büyüyüp güçlenen bir klik yaratmayı başarıyor karşı tarafta da. Yaşayan, öğrenen bir sitem bu. Ardından uğruna savaşılan şey amaç olmaktan çıkıp araca düşüyor. Aslında bunların konumuzla ilgisi yok. Konu SİYAD yazarları arasında, kapalı kapılar ardında denebilecek bir ortamda ateşlice tartışılan son Ömür Gedik vukuatı.
17 Tem


Sibel Arna‘dan bayrağı devralan Ömür Gedik gündemi belirledi. Hoş, Ömür Gedik ve majör gazetelerin ikinci sayfa köşe-güzelleri her daim Ters Ninja’nın gündemindedir zaten. Bilginin, kültürün magazinleştirilmesi sürecine hizmet ederek, parayı her türlü değerin, kalitenin ve sorumluluğun önüne koyduğunu açık eden bir medyanın dayatması olan sevişgen yazarların hepsine savaş açmıştır bu blog. Keza dayısının, amcasının, sevgilisinin torpiliyle ya da cemaatinin öyle uygun görmesiyle köşe ve mevki kazananlara da… Düzen böyle olmamalıdır ve bu düzene topyekün hayır demezseniz, bir iki tanesinin dün, bugün, yarın yazdığı bir şeyi eleştirerek bir sonuç elde edemezsiniz. Sözün gelişi “sonuç” tabi. Yoksa bizimkisi zaferin mümkün olmadığı bir mücadele. Ama Palpatine’den önce Cumhuriyet Senatosu’nun şansölyesi Finis Valorum’un dediği gibi (bknz. Star Wars / Klon Savaşları Cilt 5): Bazı savaşlar onu kazanabileceğine inansan da inanmasan da yapılmalıdır.
1 Tem
Kimisi “kriz var” diyor, kimisi “yok”… Bunlardan daha beter olan ise bu iki çatışan görüşü ortaya koyanların ağzına bakan gafiller. Ki bu gafiller artık öyle “kendi başına düşünemez, fikir üretemez, algılayamaz” hale gelmişler ki yakında tuvaletleri gelmiş mi gelmemiş mi ona bile karar verebilmek için kendilerine sufle verecek birilerini aramaya başlayacaklar.
- Benim tuvaletim gelmiş. Senin?
- Benim ki gelmemiş herhalde. Bir şey demedi daha kanaat önderimiz!
3 Haz
Yüreğim yaralı, bunu özellikle dile getirmeye gerek bile yok. Yalnızca benim değil, yalnızca Türkiye’nin değil, insanlık onurunu taşıyan dünyadaki herkesin yüreği yaralı. Ölenler Türk oldukları için değil, ölenler müslüman oldukları için değil, insan oldukları için yüreğim yaralı. Ama bu yara 31 Mayıs’ta oluşmuş değil, evet o gün tazelendi acısı belki, ama İsrail’in zulmü yıllardır devam ediyor. İsrail yıllardır öldürmeye devam ediyor, ve o çok değer biçtiğimiz, o çok heveslisi olduğumuz demokrasi savunucuları, o dünyanın yenilmez bekçileri yıllardır bu zulme izin vererek ortak oluyorlar, sessiz kalarak destekliyorlar.
Son Yorumlar