
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
1 Oca


Memleketimin kadın köşe yazarları öyle sevişgen ki, dayanayıp laf söyleyince ben muhafazakar durumuna düşüyorum. Hacı Landlord’a çıkacak adım yakında diye korkuyorum. Onlar da haklılar aslında. Çalışarak değil de, sevişerek köşe sahibi olursan, seni bir yerlere getiren eylem üstüne yazmayacaksın da ne üstüne yazacaksın.
22 Ara


Bilginin temel kaynağı ilgidir. İlgilenmekle başlar her şey. O ilgi sayesinde bilgileniriz. İlgimiz ne kadar büyük, ne kadar uzun ömürlüyse bilgimiz de o kadar büyük, o kadar uzun ömürlü olacaktır. Sitemizin manifestosunda dediğimiz gibi biz “sinemaya gönül veren, okumayı, bilmeyi seven, sinemanın dışında sanat dallarına ilgi gösteren” kişileri muhatap seçtik kendimize. Ne kadar bilgili olmaları gerektiği konusuna hiç girmedik. Okurlarımızdan beklediğimiz tek şey “ilgili” olmalarıydı. Bu, yola çıkmak için yeterli bilgiye sahip olmaları ve daha fazlasını öğrenmeye de müsait oldukları anlamına geliyordu bizim için. Ama iş yazarlara geldiğinde işin rengi değişiyor. Gazetelerin o gerizekalı gündelik magazin eklerinde yazsalar bile gazetecilerin, köşeyazarlarının, özellikle de sinema yazarlarının belli bir bilgi-birikim-kültür limitinin altına düşmemeleri gerekiyor.
12 Eyl
Son günlerde neler gördüm, nelere kızdım, nelere söylendim, neleri not düştüm Twitter, Frinendfeed ve Facebook gibi internet günlüklerine…
3 Eyl
Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insanın sadece 4 yıl ömrü kalır.
Albert Einstein
Üç film geliyor aklıma cep telefonu deyince. Teknoloji kullanımı abartan insanoğlunun artık cehennemden hallice bir dünyada yaşadığı Johnny Mnemonic (1995), telefon sinyalleri aracılığı ile öte yerden bizim boyutumuza geçen varlıkları dehşet saçtığı Nabız / The Pulse (2006) ve elbette Shyamalan‘ın Mistik Olay‘ı (The Happening – 2008). Üçü de hayrımıza delalet filmler değil takdir edersiniz ki.
3 Ağu
Şimdi… Numan Serteli, onun yazısının üstüne aynı gün yazı koyunca bozuluyor ve bir nevi “Ağanın pohi üstüne, poh olir mi lan!” tepkisi veriyor. Ama ne yapayım çok doluyum. Twitter’da saydırdım, yetmedi. Orada üç beş kişiye ulaşabiliyorum neticede. Hem telefonun daha Jules Verne bilimkurgularından fırlamış mümkünatsız bir cihaz olarak görüldüğü, ancak be ancak posta güvercinleriyle haberleşilen o eski güzel, romantik zamanların adamı olduğundan konuyla benden daha güçlü bir duygusal bağ kuracak ve beni affedecektir Serteli.
9 Tem

![]()
Michael Bay, son dönemlerde aksiyon sinemasının zirvesine oturdu, ama o kadar sığ bir yönetmen ki, hızlı kurgu, bol patlama, gösterişli atraksiyonların ötesine geçemiyor. Bu düşünceye bir tek ben sahip değilim, ama sinemanın “eğlence” tarafına bakan gözler ya farkında değil, ya umursamıyor ya da bu durumu kabullenerek izlemeye devam ediyor. Ben kabullenerek izlemeye devam edenlerdenim; adam bana görsellik satıyor, benim canım kafayı yormadan vakit geçirmek istiyor, o zaman sorun yok, değil mi? Maalesef, hayır.
6 Tem
Facebook hep soruyor ya… Ne düşünüyorsun? Ben de o anda düşündüğümü yazdım. O sırada düşünüyor muydum yoksa birden mi düşünmeye başladım bilemiyorum. Ama baktım okunmuş, beğenilmiş, sahiplenilmiş. Sonra devamını da getirince. Siz ninjalarla da paylaşayım dedim.
22 Haz
25 May

Landlord yıllık izninin bir bölümünü kullanıp Marmaris Selimiye’de keyif çattığından yazarımız N.S. bugünkü yazısını yazamamıştır.
Saçma değil mi? Bence de…
16 May

Gazetecilerin sesi çıkmasın diye patronlar iki şey yaptı:
1. Sendikaları ve sendikalıları ayak altından çekmeye çalıştılar.
2. Gazete, dergi ve televizyonlara aldığı maaş anca kuaförüne ya da cep telefonu faturasına yeten, bu işi hobi olarak yapan zengin çocuklarını doldurdular…
Yine de tamamen formatlayamadılar ki sistemlerini, hala hakkını arayan, grev yapan gazeteci ve medya çalışanları kalmış. Haberi bu linkten okuyabilirsiniz… Okumalısınız da…
Son Yorumlar