Bir Film Hakkında

O film hakkında yazdılar

Hazır uzun zamandır beklenen filminin çıkmasını fırsat bilerek, sizleri çok sevdiğim paranormal dedektif Dylan Dog ile tanıştırmak istiyorum. Tanışma faslından sonra da filme bir...

Cehenneme Bir Adım'ın devam filminin çekilmesi, beni hem heyecanlandırdı, hem de tedirgin etti. Heyecanlandırdı, çünkü devam filminde belki ilk filmdeki yaratıkların ne olduğuna dair bir hikaye geliştirilebilirdi. Böylesi bir senaryo da ilk filmin hikayesini derinleştirir ve en iyi devam filmleri arasına girebilirdi. Tedirginliğim de bu kez yönetmen koltuğunda Neil Marshall’ın olmaması yüzündendi. Yönetimi devralan John Harris, bu ilk sinema filminde muhtemelen riske girmeyecek, ilk filmin tarzını sürdürmeye çalışacaktı.

19. Altın Koza Film Festivali'nden En İyi Erkek Oyuncu ve halk jürisinin En İyi Film ödülleriyle dönen Lal Gece filminde “damadı” canlandıran İlyas Salman; 49. Altın Portakal Film Festivali'nde de Onur Ödülü aldı. Sinemamızın unutulmaz karakterlerini belleklere kazıyan usta oyuncu; 24 yıl aradan sonra yönetmen Reis Çelik'in Lal Gece filmiyle beyazperdeye dönmeyi seçti. Salman'la çocuk gelinler meselesini ve Lal Gece'yi konuştuk.

Yeşil Yaban Arısı (The Green Hornet) filminin oldukça köklü bir radyo, televizyon, beyazperde ve matbuat geçmişi var.

Navoja bir anne ve Alman kökenli bir babanın çocuğu olan John Rambo, tam adıyla Johnathon James Rambo askere gönüllü yazıldı. Savaş çıktığında Vietnam’a gönderilen ilk birliklerdeydi. İki sene sonra A.B.D.ye döndü ve Özel Güçler’de eğitim görüp bir ölüm makinesi haline geldikten sonra Vietnam’a geri döndü.

Rachel Talalay’ın yönettiği Tank Girl, aynı isimli Jamie Hewlett’ın çizdiği bir çizgi roman uyarlaması. 1995 yılında çekilen film, dünyanın çöle döndüğü post-apokaliptik bir gelecekte geçiyor. Bu ifade kullanıldığında, Mad Max’i anmamak olmaz elbette. Zira bu tarz filmler Mad Max ile karşılaştırılarak değerlendirilir. Böyle düşünüldüğünde, Tank Girl'ün oldukça değişik bir yorum getirdiğini söylemek mümkün. Çünkü bu kez filmin ana kahramanı olan Tank Girl, Mad Max’teki punkçı çete üyelerine benziyor daha çok. Farklılık bununla da bitmiyor, çünkü film oldukça sert bir feminist dile sahip. Yani kadın–erkek meselesi üzerinden bakıldığında Mad Max ile zıt kutuplardalar.

Zeitgeist üçüncü bölümü Yol Almak'ta (Zeitgeist: Moving Forward) damardan ve dört koldan sistem eleştirisine giriyor. Tabii bu bölümde de Dünya Bankası, IMF, rezerv bankacılığı, serbest piyasa sistemi, Adam Smith, Milton Friedman ve bizzat paranın kendisine açıkça saldırıyor.

Oldukça sade ve hümanist bir yapım olan Barbara’da, özellikle oyunculuklar oldukça başarılı. Barbara rolündeki Nina Hoss duru güzelliği ve gerçekçi tavırlarıyla etkileyici. André rolündeki Alman aktör Ronald Zehrfeld, taşrada yaşamayı kabullenmiş iyi niyetli bir doktor hissini uyandırmada başarılı bir performans gösteriyor.

Korku Nokta Com (Fear Dot Com) Yönetmen: William Malone Senaryo: Moshe Diamant, Josephine Coyle Yapım: İngiltere/Almanya/Lüksemburg, 2002, 89 dk. Oyuncular: Natascha McElhone, Stephen Dorff, Udo Kier, Stephen Rea, Jeffrey Combs, Nigel Terry

İkisi de çok beğendiğim oyunculardır ve ikisinin performansı da çok başarılıydı. Turturro’yu en çok The Big Lebowski de severim, Fiennes’ı Schindler’in Listesi'nde… Hatta Schindler’in Listesi’ni Fiennes’tan ötürü severim.

Belki Haneke'nin son filminin ismi Fedakârlık ve bu filmin ismi Aşk olmalıydı. Hatta Istvan Szabo'nun (söz konusu iki filmin yanına yakışmasa da) Kapı'sına Sadakat ismi verilerek birbirine görünmez iplerle bağlı bir üçleme ortaya çıktığı bile düşünülebilir.
Ad