Bir Film Hakkında

O film hakkında yazdılar

Geçtiğimiz günlerde site için oynadığım totoda Spotlight’ın en iyi film dalında Akademi Ödülü alacağını tahmin etmiştim etmesine ama bu tahminim gaipten gelen olağanüstü vizyonum...

Fransa işgâli hariç tarihinde Hıristiyan bir geçmiş bulunmayan -gayet iyi Fransızca konuşmalarından da anladığımız üzre sıkı bir asimilasyona tâbi tutulmuş- Müslüman yerli halkın yaşadığı o ücra köydeki bir manastırın varlığındaki alakasızlığı hiç sorgulamayan bu filme -tanıtımlarında iddia edildiği gibi- tarafsız bir bakış açısına sahip demek, en azından komiklik oluyor..

Bire bir olmasa da, takındığı 'toplumcu-gerçekçi' duruşuyla, o dönemin büyük ustası Yılmaz Güney'in filmlerini hatırlatan Yusuf ile Kenan, bir zamanlar çocukların konuşmalarını dahi etkileyen o ağır, siyasi ve ideolojik havayı, sessiz çığlıklarla hissettiren bir yapım..

Sığınak (Take Shelter) yepyeni bir film ama hissettirdikleri, düşündürdükleri yeni değil. Tabiî ki birçok kez çeşitli ruh durumlarının dışavurulduğu öyküleri izledik. Bunları neden – sonuç ilişkilerine göre yorumladık. Hatta çoğunlukla anlatılan öykünün tekillikten çıkıp çoğulluğa evrildiğini anlattık durduk. Dolayısıyla özellikle paranoya kavramı ve hali etrafında dönen bir filmin sadece o hastalıktan / durumdan muzdarip kişiyle bağlantılı olmadığını daha geniş bir çerçeveye yayıldığını bilmek bu tarz filmleri izlemeye başlarkenki ön kabulümüz.

Belki Haneke'nin son filminin ismi Fedakârlık ve bu filmin ismi Aşk olmalıydı. Hatta Istvan Szabo'nun (söz konusu iki filmin yanına yakışmasa da) Kapı'sına Sadakat ismi verilerek birbirine görünmez iplerle bağlı bir üçleme ortaya çıktığı bile düşünülebilir.

C Blok ile yönetmenlik hikâyesine başlayan Zeki Demirkubuz, Kıskanmak filmine kadarki süreçte sinema dilini oturtmuş, genelde ayaktakımı arasında gezinen kamerasıyla sokağın nabzını gayet iyi yoklamış, Türkiye sinema tarihinde çok da eşi benzeri görülmemiş türden edebi bir dil yaratmıştı.

Bu yazı, film hakkında spoiler içermektedir. İçinde bulunduğumuz on yıl, korku sineması için verimli bir dönem oldu. İlerleyen yıllarda, sinema yazınıyla ilgilenen kimseler bu döneme...

'Sarı sendika' ikiyüzlülüğünden, uluslararası sermayenin engel tanımaz vampirliğinden bahsederek, kapitalizme -bi inceden- değdiren Kadının Fendi, tarihi ve acı hakikatların gölgesinde gerçekleşen, bu hem Marksist, hem de Feminist işçi hareketinin atmosferini, zamane ikonları olan, mini etek ve sıska manken Twiggy'yi dahi ihmal etmeden, kusursuzca oluşturmuş..

Kısa filmci Elif Refiğ'in ilk uzun metraj denemesi Ferahfeza, izleyicisiyle buluşuyor. 31. İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilecek olan filmin başrollerini Uğur Uzunel, Sitare Akbas,...

İkisi de çok beğendiğim oyunculardır ve ikisinin performansı da çok başarılıydı. Turturro’yu en çok The Big Lebowski de severim, Fiennes’ı Schindler’in Listesi'nde… Hatta Schindler’in Listesi’ni Fiennes’tan ötürü severim.

John Le Carré’in daha önce Küçük Kibritçi Kız (The Little Drummer Girl), Bahçıvan (The Constant Gardener), Panama Terzisi (The Tailor of Panama)… gibi romanları sinemaya aktarılmıştı. Bu sefer kamera arkasına, yazarın ünlü klasiği Köstebek’i (Tinker Tailor Soldier Spy) çekmek üzere Gir Kanıma (Let The Right One In) filmiyle tanıdığımız Tomas Alfredson geçmiş.
Ad