Bir Film Hakkında

O film hakkında yazdılar

Geçtiğimiz günlerde site için oynadığım totoda Spotlight’ın en iyi film dalında Akademi Ödülü alacağını tahmin etmiştim etmesine ama bu tahminim gaipten gelen olağanüstü vizyonum...

On yedi yıllık süreçte çektiği dördüncü uzun metrajı Love’ın ilk on beş dakikasında seks, cinsel sıvılar, prezervatif kazası ve hamilelik testi gibi birbirinin peşine takılan öğeleri belli bir zaman diliminde öne arkaya sıçramalarla görselleştiren dahi yönetmen Gaspar Noé; hayatla ve önceki filmlerimle derdim bitmedi diyor adeta. Bu yazının amacı Love üzerine filmin kurgu anlayışını benimsemiş, sürpriz bozan bir zihin egzersizi yapmak.

Her köşe başında karşınıza çıkan popüler zincirlerden birine girip astronomik fiyatlar ödeyerek aldığınız bir fincan kahveyi yudumlarken, arkasındaki öyküyü düşündünüz mü hiç? Hayır, metin yazarlarının hazırladığı süslü "kahvenin yolculuğu" hikayelerinden bahsetmiyorum. O yüksek, el değmemiş tepelerde hasat yapan insanların yaşamları konumuz. Filmekimi 2015'in en iyilerinden Ixcanul, bu insanlardan bazılarının Berlin Film Festivali’nden ödüllü hikayesi.

Leyla ile Mecnun’un sevilen oyuncusu Ali Atay’ın hem yönettiği hem de Ertan Saban ile birlikte senaryosunu yazdığı Limonata, dokunaklı bir o kadar da eğlenceli bir yol hikayesi. Ayrıca festival boyunca en çok ilgi gören ve sevilen filmler arasında...

Herkesin unutamadığı ya da son sözünü söyleyemediği bir sevgilisi olmuştur. Deniz Seviyesi bunun üzerine kurulmuş bir hikaye...

1999 yılında sinemada bir devrime ön ayak olan Wachowskiler şu an sinemasal anlamda neredeler? Devrim kendi çocuklarını da yedi demek kolay bir devam cümlesi olurdu ama marksist jargonda konuşacak olursak bizzat "oportunizmin batağına" saplandı Wachowskiler ve kendi devrimlerinin pop yönüne kapılarak kendilerini yediler.

Christian Petzold'un son filmi Phoenix'i, adının içerdiği gönderme sebebiyle bir küllerinden doğma hikâyesi olarak okunmak çok doğal. Evet, Phoenix bir küllerinden doğma hikâyesi gerçekten de ama asıl odak noktasından bahsederken şu soruyu akla getirmek gerekiyor; "Bu yeniden doğum sonucu ortaya çıkan birey, nasıl yeniden doğdu; Küllerine baka baka mı, yeni dünyanın ateşine atıla atıla mı?"

New Yorklu bir kumarbaz ve edebiyat profesörü olan Jim Bennett’in biriken kumar borçlarını ödemek için kendisine tanınan 7 günlük sürede yaşadıklarını anlatan, oldukça basit bir konuya sahip ama bir o kadar da sorgulayıcı bir film Kumarbaz. Diğer taraftan uzun ve manidar diyaloglarıyla, bir filmdeki tek tercihi aksiyon olanların uzak durması gereken bir film; zira filmdeki tek aksiyon Bennett’in sınıfta ders anlatırken kürsüye zıplaması ve finaldeki bütün gece boyunca süren koşusu.

Zombili, vampirli, kurt adamlı filmlerden çok haz etmesem de uzun bir aradan sonra, video kasetlerin moda olduğu dönemde bir VHS kasetten seyrettiğim G. A. Romero’nun 1968 yapımı Night of Living Dead'den sonra, seyrettiğim ilk zombi filmi oldu Wyrmwood. Bundaki en önemli etken, klişe zombi filmlerine karşılık getirdiği yeni yorumları saymazsak, elbette Hollywood’un bütçe zengini, gişe canavarı filmlerine karşılık, Avustralyalı bir ekibin sadece haftasonu tatillerinde çalışarak 4 yılda filmi tamamlaması oldu. Senaryo sadece insanlarla zombilerin sonu olmayan savaşından oluşsa da, ufak sürprizlerle Hollywood’un kurallarını koyduğu bu dünyanın da kurallarının değiştirilemez olmadığını göstermeyi başarmışlar.

İkisi de çok beğendiğim oyunculardır ve ikisinin performansı da çok başarılıydı. Turturro’yu en çok The Big Lebowski de severim, Fiennes’ı Schindler’in Listesi'nde… Hatta Schindler’in Listesi’ni Fiennes’tan ötürü severim.

Yine yönetmenine göre “vaktinden önce çekilen” ve vakitsiz öten horoz misali sessizliğe sürüklenen filmdeki Tatum karakterinin, Amy Dunne ya da Louis Bloom’a ilham verdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Halkaya; bu alanda bir başka doruğu temsil eden Barry Levinson’ın Wag the Dog’unun işbitirici medya uzmanlarını ve Yeni Türkiye’nin “dönüşlerini” gözyaşartıcı bir hızla gerçekleştiren kalemşörlerini, açık oturumların bilirkişilerini de ekleyebilirsiniz tabii…
Ad