

“Dünya çok sıkıcı bir yer oldu. Telepati yok, UFO yok. Orta Çağ daha ilginçti. Her evde ruh vardı, kilisede de tanrı.”
Stalker filminin hemen başında yazar (Anatoli Solonitsyn) böyle der. Yazar ve fizik profesörü (Nikolai Grinko) ile birlikte girilmesi yasak olan ‘Zone’ bölgesini görmek istemektedir. Onları bu yasak bölgeye gizlice sokacak olan kimse Stalker’dır(Alexander Kaidanovski).


Son dönemde yayınlanan DVD’leriyle birlikte artık büyük usta Akira Kurosawa’nın daha fazla filmini ev sinemasında izleyebilme imkanına sahibiz.
(daha fazla…)



Size “Gelmiş geçmiş en iyi korku filmi hangisidir?” diye sorulduğunda “Exorcist” diye yanıt vermiyorsanız ya Exorcist’i seyretmemişsinizdir, ya da bu film işinden hiç anlamıyorsunuzdur.
(daha fazla…)



Görsel efekt ustası Ray Harryhausen’ın küllayıtına dahil 1957 yapımı bu film, kült bilimkurgu/korku filmi meraklıları için biçilmiş kaftan.
(daha fazla…)



Dario Argento’nun, Wes Craven’ın, John Carpenter’ın, George A. Romero’nun, Tobe Hooper’ın daha bilinmediği zamanlarda Alfred Hitchcock ismi adeta, korku-gerilim janrının diğer bir adı gibi anılıyordu.
(daha fazla…)



“Yürü” komutunu ilk veren 40 yıl önce George A. Romero idi. Ölüler o gün bugündür yürüyüşlerine devam ediyorlar. Korku filmi özü olarak üretilen “yaşayan ölüler (zombi)” teması kırk yıllık süreçte kendi başına bir alt tür olarak bilimkurgudan komediye, dramadan westerne pek çok türle iç içe geçti.
(daha fazla…)



Sessiz sinema döneminin hemen ertesinde, 1932’de çekilmiş kült bir film. MGM stüdyosunun o dönemde çok tutulan Drakula’lı, Frankenstein’lı korku filmlerinin yarattığı furyada para kazanmak uğruna olur verdiği film gösterime girdikten kısa bir süre sonra tepkilerden dolayı geri çekilmişti.
(daha fazla…)



1956 yapımı Yasak Gezegen / Forbidden Planet pek çok ilke imza atarak, sayısız insana ilham vererek bilimkurgu sinemasının harcındaki en önemli malzemelerden biri olmuştu.
(daha fazla…)



Golem, Frankenstein, Saylonlar, Terminator, Pinokyo… Adı ve özellikleri her ne olursa olsun insanoğlunun sanata yansıyan hayali hep aynı: yaratıcıyı yani Tanrı’yı oynamak. Ama bu tür eserlerin hep felaketler, şiddet ve hüsran olması vicdanların pek de rahat olmadığının bir kanıtı.
(daha fazla…)


Bram Stoker’ın Drakula’sı sayısız kereler boy gösterdi beyazperdede. Sinema Drakula’ya ilgisini hiç kaybetmedi, asla da kaybetmeyecek. Bu aşkı daha iyi anlayabilmek için 1931 tarihli Drakula’nın hikayesini bilmek filmi seyretmek kadar önemli.
(daha fazla…)

Son Yorumlar