
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
9 Mar
Hayatta hiçbir şey yoktan var olmuyor elbette. Hele ki sanat ürünleri ne kadar devrimci, yenilikçi ya da avangard olursa olsun, kendinden öncekilerle illiyet bağından kurtulamaz, aslında tek ve büyük bir geleneğin devamıdır. Gerekli Şeyler‘in yayımladığı World of Warcraft çizgi romanını elime aldığımda bunu düşünmemiştim. Evet, öncelikle bir bilgisayar oyunundan doğan bir çizgi roman, ama daha da ötesinde Tolkien ve masaüstü FRP oyunları gibi uzak akrabaları/kaynakları var. Çizgi romanı incelemeden önce bunları kısaca hatırlamaktak isterim.

4 Mar
“Yazmak bir cehennemdir,” demişti İlhan Berk (tabii bunu hemen her sanat dalı için söyleyebiliriz). Burada ilk olarak yazma ediminin yaşamaya kurduğu tahakküm, yaşamı yazının nesnesi haline getirmenin sıkıntısı söz konusu. Sanatçı hem üretebilmek adına hem de elinden başka bir şey gelmediği için (“Yazmasaydım çıldıracaktım!” – Sait Faik) o tahakkümden kurtulamaz (“İnsan ya yazmayı ya da yaşamayı seçmeli” – J.P.Sartre).

2 Mar
Her ne kadar Peter Jackson ismi genel seyirci için Yüzüklerin Efendisi (The Lord of The Rings) serisi ve King Kong gibi dev bütçeli, gişe canavarı filmlerin yönetmenini ifade etse de, ayrıca kariyer hikâyesi ile hem dikkat çeken hem de yönetmen adayları için ilham veren biri olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bad Taste gibi sıfır bütçeli bir filmden başlayan sürecin sonunda yapımcısı olduğu Yasak Bölge 9‘un (District 9)afişlerinde ismi yönetmeninkinden daha büyük yazılacak derecede önemli bir tercih sebebine dönüştü. Yüz milyonlarca dolarlık bütçeli filmlerden sonra yönetmenlerin daha mütevazı çalışmalara imza atması bilindik bir durum. Tabii Cennetimden Bakarken‘in (The Lovely Bones) bütçesi tek başına kaç Türk filmine bedel, o ayrı konu…

17 Şub
Sinema-edebiyat ilişkisi bir yana, yaygın genelleme uzun metraj sinema filminin romana, kısa filminse öyküye benzediğidir. İçi çok da boş bir benzetme değil bu; elbette uzun metraj ile kısa film kendine has formlara sahip, kardeş ama farklı sanat türleri. Ancak sinemanın belli bir teknik ekip ve kadro tarafından meydana getirilmesi nedeniyle kısa film bir basamak olarak kullanılır daha çok. (daha fazla…)

16 Şub
Jane Campion‘un Parlak Yıldız (Bright Star) filminin vizyon tarihi ötelenince 2009 İstanbul Film Festivalinde izleyiciye sunulan Danimarka filmi Belalı Sular (DeUsynlige) sessiz sedasız gösterime girdi. Dağıtımcıdan kaynaklandığını sandığım bu aksaklık, oldukça iyi bir dramayı -azıcık da olsa- gündemimize getirdiği için hayırlı oldu yani.

30 Oca
Ne çok çizgi roman yayınlandı son dönemde. Ne yazık ki onca çizgi romanın içinde sıradışı işlerin sayısı pek fazla değil. JBC Yayıncılık‘tan çıkan 30 Gün Gece her anlamda sıradışı olarak tanımlanmayı hak ediyor. Deniz Akhan‘ın birazdan okuyacağınız yazısı bunun ipuçlarını veriyor zaten. Ama öncesinde önsöz mealindeki bir girişle kısa bir süre için ben işgal edeceğim zamanınızı. Hoş görün…
Landlord

24 Ara


Herkes gibi benim için de bazı filmlerin özel bir yeri vardır. Bunun sebebi her zaman sanatsal nitelikleri değildir; kimi zaman kendi hayatımla, geçmişimle özdeşlik kurmam, kimi zaman arzularımı yansıtması, kimi zaman oyuncularına hayranlık duymam vs. yüzünden. Bu filmlerden biri de Sam Mendes‘in 2002 tarihli Road To Perdition filmi. İlk seyrettiğimde tümüyle içine çekildiğimi hatırlıyorum. Her şey bir yana, en sevdiğim aktörlerden Paul Newman‘ın son sinema filmiydi. (daha fazla…)

19 Ara

Sevgili Ninja,
Kaç gündür sana günlüğünü yazdığım Gezici Festival’in Artvin durağı nihayete erdi. Kapanış ve ödül törenini ayrı bir haber şeklinde mi yazayım, yoksa günlük formatına devam mı edeyim diye tereddüt ettim ilk başta. Sonra düşündüm ki, haberleri hemen her mecrada okuyabilirsin zaten, biz kendi akışımıza devam edelim.

17 Ara
14 Ara
Son Yorumlar