
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
15 Eyl
Mark Twain‘in sözüdür: Hayat kurgudan daha gariptir. Hayatın aksine, kurgunun akla yatkın olması gerekir (serbest çeviri).
(daha fazla…)
17 Ağu
İş hayatımın en yoğun zamanlarında acı bir şekilde günlerimin elimden kayıp gittiğini görerek acı çekiyordum. Yaşamım tam bir rutine oturmuştu, çemberi çeviren bir hamsterdan farkım yoktu. O zamanlar (çalışmanın dışında bir seçenek varolmadığı için) janti giysilerle hijyenik işyerlerinde saat 5 ya da 6 oldu mu bağlasan durmaz çalışma hayatının içinde olduğumu hayal ederdim.
23 Tem

![]()
Sartre, “Ya anlatmayı ya da yaşamayı seçmeli insan” demiş. Burada anlatmak (yazarlık/felsefe) yerine başka bir şey de koyabilirsiniz, önemli değil. Ya hayallerinizin peşinde koşarak (başarılı olsanız bile) yaşamınızı tüketeceksiniz ya da yaşamınızın akıntısına kapılıp hayallerinizden vaz geçeceksiniz. Her iki durumda da benliğiniz eksik kalacak. Ecel anınızda benliğinizin çerçevesini kuşatabilir, hatta sahip olduğunuz benlik parçalarını o çerçevenin içine yerleştirebilseniz bile gördüğünüz boşluklar bütün ufkunuzu kapatacak. İkisi arasında bir denge tutturmak mümkün değil, ama çok daha beter bir durum olduğu düşünülürse halinize şükretmeniz gerekir: Ne hayallerinizde ne de yaşamınızda başarıya ulaşmak…
13 Tem
Günümüzde dünyayı ideolojilerin ve hükümetlerin değil, sermayenin yönettiğine inanıyorum. Hayır, bunu ben keşfetmedim, hatta ne kadar klişe olduğunun farkındayım; herkes farklı şekillerde ifade ediyor, ama işin özü kısaca bu.
9 Tem
Robert Crumb, 1943′te Yahudi Hazar Türkleri kökenli asker bir baba ve Katolik bir annenin oğlu olarak doğdu. 16 yaşına kadar dine bağlı biri olarak yetişti. Lisede antisosyal ve içine kapanık biriydi. Liseden sonra bir yıl boyunca evde çizimler yaptı ve ağabeyi Charles ile hayatın anlamı üzerine konuştu. 1962′de evden ayrıldı ve ilüstratör olarak iş buldu.
4 Tem
Edgar Allen Poe‘nun, Morg Sokağı Cinayeti öyküsü sadece yeni bir edebi türün ilk örneği olmakla kalmaz, kendinden sonraki yazarlar için temel bir şema oluşturur. Öykünün kahramanı Auguste Dupin‘i herkesten ayıran keskin gözlem gücü, zehir gibi zeka, bilimsel bilgi birikimi vs. gibi özellikler diğer dedektiflerin varolma koşulu haline gelir.
29 Haz

![]()
Uzakdoğu sinemasının son dönemde yaptığı çıkıştan memnunum, keşke imkan olsa da bütün dünyanın sinemasına aşinalığımız artsa. Ancak Uzakdoğu, özellikle korku türünde kendi klişelerini yaratmaya başladı. Buna bir de Amerikan sinemasının klişelerini eklediğinde vasatlığa iyice demir atma yolunda.
27 Haz
Arkadaşlarla toplanmış oturuyorduk. Ahmet Abi bana Frost/Nixon filmini seyredip seyretmediğimi sordu. Seyrettiğimi, ama Nixon’ı neredeyse temize çıkartan anlatımını sevmediğimi söyledim. Kabaca şöyle dedi: “Nixon’ın kusurlarıyla sadece bir insan olduğu seni neden rahatsız ediyor ki? Nefret ettiğin herkes insan zaten.” Haklıydı elbet, ben sadece bu bakış açısıyla kime bedel ödetebileceğimizi bilmiyordum.
23 Haz
11 Eylül sonrasında dünyada yaşanan siyasi ve ideolojik çalkalanmanın etkilerini halen yaşıyoruz. Elbette bu durumun sinemaya yansıması kaçınılmaz, ama sesini duyurabilenler (maalesef) sadece Amerikan çıkışlı olanlar.
20 Haz
Lise yılları. İstanbul’da en sevdiğim sinema olan Süreyya‘nın önünde kuyrukta dikilmiş, biletlerin tükenmemesi için dua ediyorum. Bilet için cebimdeki bütün parayı veriyorum, eve dönüşüm için sadece gömlek cebime koyduğum bir otobüs bileti var. Heyecanım yatışsın diye her zaman yaptığım gibi Süreyya’nın tavanındaki melekleri sayıyorum.
Son Yorumlar