Sonbahar geldi. Film festivalleri ve gösterimleri ani bir ivme kazandı. Yıllardır programlarda Japon filmi arayan gözlerim bu seneye de iyi kötü bir başlangıç yapmayı ...

Hong Xi Guan (Executioners From Shaolin), dövüş sanatlarının göründüğü kadar kolay olmadığının, tam anlamıyla özverili çalışmalar neticesinde yüksek seviyelere ulaşmanın mümkün olduğunun bir göstergesi.

Tüm zamanların en çok “Yapma, etme, cıs, det, sakın! ünlemleriyle dolu şarkısını seslendiren Kureyon Shin-chan, okulların kapanmasıyla birlikte yaz tatilini fırsat bilerek Ters Ninja’ya konuk geldi.

Bu defaki filmimiz birkaç yıl evvel beta videosunu bulduğum, işten güçten elimi eteğimi çekip baba evinde yan gelip yatarken Yasuaki Kurata ‘aşkımın’ depreşmesine neden olan, sonra ortadan kaybolan video kaset için abimin çöpe attığını düşünüp, utanmadan bu uğurda bir de ağlayarak kavga ettiğim, en iyi kung fu filmleri listelerine kafadan girmeyi hak eden Legend of A Fighter.

‘Üç Büyük Bruce Lee Klonu’ndan biri olan Bruce Le’nin başı çektiği bir filmle, Bruce and Shaolin Kung Fu ile kung fu sinemasının en dandik dehlizlerine doğru yolculuğumuz devam ediyor.

1956 Nagasaki doğumlu manga sanatçısı ve illüstratör Suehiro Maruo’nun yayıncılık dünyasına girmesi kolay olmaz. 1973 yılında ilk manga çalışmasının yayınının reddedilmesinin ardından 1980’e kadar...

Empire of the Spiritual Ninja, değme aksiyon filmlerine taş çıkartacak kalitede(!) mükemmel bir 80’ler filmi.

Baba Yaga, 1973 yılında çekilmiş, eurotrash olarak etiketlenmişse de gözümde art house sinemasına daha yakın konumlanmış olan bir İtalyan filmi. Corrado Farina tarafından çekilmiş film, aslında Guido Crepax’ın Valentina adlı çizgi romanından (fumetti) uyarlama.

Vittorio Gassman ve Catherine Deneuve'ü 1977 yılında Venedik'te bir araya getiren kırık bir giallo hikayesi. Siyah deri eldivenlerinizi bir kenara bırakın. Mendillerinizi ve deli...

Sinema tarihinde korku türünde çekilmiş ilk film olarak, Georges Méliès’nin 1896 tarihli Le Manoir du Diable (The Haunted Castle) adlı filmi kabul edilir. 1900’lere gelindiğinde özellikle Alman Sineması’ndan çıkan Das Cabinet des Dr. Caligari (1920), Der Golem (1920) ve Nosferatu (1922)gibi filmler, günümüzde ilk korku filmi denildiğinde akla gelen en baskın örneklerdir. Alman Sinemasından Çin Sinemasına kadar genişleyen bir yelpazede, korku türü çerçevesinde sessiz sinemanın nadide örneklerinden biriyle bu hafta yeniden birlikteyiz.

Yaz gelince, sıcak havalardan dolayı, bir kung fu filmi seyrederek bünyeyi galeyana getirmemekte faide var aslında ama huyum kurusun, söz konusu film, bir kadını merkezine almışsa eğer, ‘ayrımcı’ bünyem, nadir de olsa efor sarf etme riskini alarak, ne yapar ne eder seyreder o filmi. (Söz konusu efor, filmdeki kung fucuyla özdeşleşen seyircinin, film sonrası öğrendiği hareketleri kendi çapında icra etmesinden ibarettir, ki son derece tehlikeli olduğunu belirtmenin bir mânâsı yoktur değil mi sevgili okuyucular?)
Ad