Geçtiğimiz birkaç hafta içerisinde kitap dünyasında, Türkiye’de manga sanatı ile ilgilenenleri sevindirecek güzel gelişmeler oldu. Uzun zamandır beklediğimiz One Piece’in ilk cildi nihayet piyasaya çıktı.

Giallo seviyor muydunuz? Ben kelimenin tam anlamıyla bayılıyorum. Çok özele indirgemek gibi olmasın ama alt türler arasında en sevdiğim tür kesinlikle giallo. Hele İtalyan sinemasından, yani türün ana kaynağından çıkan örnekler için yapmayacağım şey yok. Öte yandan ana damar İtalya haricinde, başka ülke sinemalarından çıkan örnekleri keşfetmek ise başlı başına bir macera. Mesela işte bugün Hong Kong’a gidiyoruz.

  Geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirilen Türkiye'nin en büyük uluslararası çağdaş sanat fuarı Contemporary İstanbul, basında çıkan haber ve yorumların da etkisiyle epey ilgi topladı.  Fuarda satılan...

- Nasıl gidiyor?  - Portakal ağacındaki son portakalım. Bekliyorum.  - Neden böyle karamsarsın?  - Nereden çıkardın? Portakal ağacında son meyve mayısta düşer. Bu demek oluyor ki bahara...

“Onların Bruce Lee’si varsa, bizim de Sonny Chiba’mız var!“ diyordu Japonlar 1970’lerde göğüslerini gere gere. Tamam, bu lafı ben uydurdum, itiraf ediyorum. Ama hedefinin...

Bu yazıda suç, gizem, maske takan eldivenli katiller ve tüyler ürperten cinayetlerin 1960’lardan 1970’lerin ikinci yarısına dek en orijinal örneklerini veren İtalyan Giallo sinemasını ameliyat masasına alarak türün nereden peydahlandığını, etkilendiği kaynakları ve anlatısal unsurlarını bir neşter darbesiyle ifşa ediyoruz.

Bu yıl 48.si düzenlenen Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “Ejderhanın Gözünden” adı altında 6 adet Çin filmi gösterilecek. Bunlardan biri de Chen Kaige’in yönettiği Fedakarlık.

Washington D.C. punk sahnesinin nevi şahsına münhasır isimlerinden Ian Svenonius, Chain & The Gang adlı projesinin son ürünü Minimum Rock’n’Roll albümünü yayınladı birkaç ay önce. 90’lı yıllardan beri toplumsal meselelere dair politik mesajlarını takipçilerine çeşitli adlar altında tebliğ eden anti-kahramanımız, adını son zamanlarda sıkça duyduğumuz seçkinleştirme (gentrification) kavramına da değiniyor bu albümde

Çok adaletli bir insanımdır vesselam. Geçen yazıda nasıl Çin’e eğildiysek belgesellerle, bu yazıda da Japonya’ya doğru yola çıkacağız. Endişelenmeyin, bu defa yazıya bağlamak için zorlama giriş yapmayıp, doğrudan konuya geçeceğim.

Bu sene Altın Portakal’da portakallı ördek menüsü bana ihale olduğundan hız kesmeden festivalde Ejderhanın Gözünden bölümünde gösterilen iki filmi daha Ters Ninja’da görücüye...

Kendimi Shaw Brothers filmlerinin ıcığını cıcığını çıkarmaya adadığım günden beri internet ortamında çok olmasa da hatırı sayılır miktarda film heba ettim. Söz konusu filmler daha çok kung fu, wu xia ve korku türlerindeydi. Bugünkü mevzu filmimiz ise, bambaşka bir türe ait, yani toplumsal gerçekçiliğe(!). “Öyle bir tür var mıydı?” diye soracak olan arkadaşlara, “El ele verirsek neden olmasın?” adlı türkümü çığırmak isterdim, ama malum, henüz sesli yayın yapmıyoruz.
Ad