Bildiğiniz üzere 10. !f İstanbul AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali bugün itibariyle başladı. Uzakdoğu'nun ülkemizdeki sesi ve sitemizin yazarı Tuğba Keleş, sizin için festival programını inceledi ve seyre değer filmlerden bir derleme yaptı.

83. Oscar Ödülleri’nde, “En İyi Yabancı Film” dalında Japonya’nın bu seneki adayı Kokuhaku (Confessions), Uzakdoğu’nun çok başarılı olduğu intikam hikâyelerine bir yenisi ekleyen sıkı bir film.

1979 yılından komedi-kung fu dalında gönüllere taht kurmuş Magnificient Butcher isimli film, piyasada Türkçe dublajlı VCD’si bulunabildiğinden dolayı bu haftaki konuğumuz.

1974 tarihli Blood Money, ağırlıklı olarak western ile kung fu’yu birleştiren nadide bir türler karması film. Batının westerni ile doğunun kung fu’sunu birleştirme nedeni ise Shaw Brothers’ın o yıllardaki dış pazara açılma isteğinden doğmuş.

Shaw Brothers yapım şirketinin yavaş yavaş perdeleri kapatmaya başladığı 1984 yılından kopup gelen bir filmle, kung fu’nun derinliklerine inmeye devam ediyoruz. Aslen dövüş koreografı olarak nice filme tat katmış bir emektarın, Tong Gaai’nin yönetmen koltuğunda bulunduğu film, adından da anlaşılacağı üzere, afyon özelinde, “Uyuşturucu yuva yıkar” temalı bir aksiyon güzellemesi.

İsmini ekranda görür görmez işkillendirmesi gereken akıllar üstü bir yönetmene ait bir mahlas: Tim Ashby. Parmak uçlarınızda başka sitelere gitmek için bir karıncalanma olduysa, işte doğru an bu andır ey sevdiğim okuyucu! Zira işte geliyor bir başka ‘korkunç’ Godfrey Ho filmi.

Kendi türüyle dalga geçmekten imtina etmemiş son derece eğlendirici bir film olan Dirty Ho ile yeniden merhaba.

Çok adaletli bir insanımdır vesselam. Geçen yazıda nasıl Çin’e eğildiysek belgesellerle, bu yazıda da Japonya’ya doğru yola çıkacağız. Endişelenmeyin, bu defa yazıya bağlamak için zorlama giriş yapmayıp, doğrudan konuya geçeceğim.

Seyrettiğim filmlere bakarak ‘Aradan adam gibi bir film çıkar mı acaba?’ diye düşünen kötücül insanların aksine, ben belgesel de seyrederim beyabi! Misal bugün tamı tamamına 3 adet belgeselden dem vuracağım sizlere. Benim için umutlanan olduysa aranızda, hemen gelin güvey olmasın. Zira belgesellerin tamamı Shaolin Kung Fu’su ve onun sinemadaki serüveni üzerine.

Fantastik bir Shaw Biraderler filminde daha yeniden beraberiz dostlar. Hong Kong sineması tedrisatında daha yemem gereken bin fırın ekmek var dedirtircesine, daha önce hiç bulaşmadığım bir yönetmen ve oyuncu kadrosunun kotardığı 1970 tarihli The Iron Buddha adlı film, tipik bir western-jidaigeki güzellemesinin Hong Kong ayağını oluşturması açısından harika bir görsellik sunuyor.

Bu gözler şimdiye kadar ne canavarlar ne süper kahramanlar gördü. Ama ne bu kadar ‘gereksiz’ canavar ne de bu kadar ezik bir süper kahraman görmemişti. 2007 yılında yapılmış Japon filmi Dai-Nipponjin* nam-ı diğer Big Man Japan’den bahsediyorum dostlar.
Ad