Artık bir ayda doğmuş şu gariban kulunuzu şubata bağlayacak en önemli etkinlik, bu sene de geldi çattı. Özlemle beklediğimiz !f İstanbul Bağımsız Film Fesitvali...

  Yaşamının büyük bir bölümü İtalyan tür sinemasına ürün vererek geçirmiş bir büyük ustanın upuzun filmografisinde, korku gerilim alt türünde çektiği filmleri içinden cımbızla çektiğimiz...

Washington D.C. punk sahnesinin nevi şahsına münhasır isimlerinden Ian Svenonius, Chain & The Gang adlı projesinin son ürünü Minimum Rock’n’Roll albümünü yayınladı birkaç ay önce. 90’lı yıllardan beri toplumsal meselelere dair politik mesajlarını takipçilerine çeşitli adlar altında tebliğ eden anti-kahramanımız, adını son zamanlarda sıkça duyduğumuz seçkinleştirme (gentrification) kavramına da değiniyor bu albümde

Yeni bir Godfrey Ho deliliğiyle yeniden beraberiz. Yönetmenin kendisi de böyle bir film yaptığı için (bakınız çektiği demiyorum) utandığından olsa gerek, filmin yönetmen hanesinde kendi ismini kullanmaktansa, Victor Sears adını kullanmayı yeğlemiş. Utanma Ho amca, ben bu filmleri seyrettiğim için utanmıyorum. Çünkü muhtaç olduğum sinema bilgisinin, senin o cevher filmlerindeki rengârenk Ninjalarda gizli olduğunu biliyorum.

Geçtiğimiz günlerde 2 bölüm halinde yayınlanan Giallo makalesinde türün kenarını köşesini didiklemiş ancak örnekler üzerinde fazla durmamıştık. Bu kez Giallo türü içerisinde anılan ve kimi unsurlarıyla kendinden sonra gelenleri de bir şekilde etkileyen on filmden söz etmek istiyoruz.

Honkasalo, Ito filmiyle kamerasını Japonya'ya taşıyor. Yashinobu Fujioka, Tokyo'da yaşayan Budist bir keşiş. Profesyonel boksör olma hayalleri kurarken gözünden sakatlanıyor ve boksu bırakmak zorunda kalıyor.

1988 tarihli Ninja The Final Duel’in katmerlenmiş hali Shaolin Dolemite şaka gibi bir film. Zira Ninja The Final Duel için yapılan 13 saatlik çekimlerden...

Vittorio Gassman ve Catherine Deneuve'ü 1977 yılında Venedik'te bir araya getiren kırık bir giallo hikayesi. Siyah deri eldivenlerinizi bir kenara bırakın. Mendillerinizi ve deli...

“Onların Bruce Lee’si varsa, bizim de Sonny Chiba’mız var!“ diyordu Japonlar 1970’lerde göğüslerini gere gere. Tamam, bu lafı ben uydurdum, itiraf ediyorum. Ama hedefinin...

!f İstanbul’un ikinci haftasına hızlı başlayacakken, ihtiyarlık beni vurdu sevgili okurlar. Gece yarısı sinemasına aldığım bilet, kanepe çekimine daha fazla dayanamayarak uykunun dibine vuran...

  Ucundan kıyısından bir şekilde bu sene de tutunmayı başardığım !f İstanbul, tüm hızıyla devam ediyor. Unutmayınız, festival İstanbul'da bitse bile, Anadolu çapında geniş bir...
Ad