Futbol Ateşi

Futbol ve sinema, Futbol ve Edebiyat, Futbol ve Müzik, Futbol ve Çizgi Roman...

Görünen o ki insanlar Vinnie Jones’u beyazperdeye, yeşil sahalardan daha çok yakıştırdılar. Bunun neticesinde Vinnie kısa bir sürede önemli bir sinema kariyeri elde etti. Bu uğurda futboldan çabuk koptu.

Yeni İran Sineması ya da başka bi deyişle, İran Yeni Dalgası'nın en önemli yönetmenlerinden biri olan Cafer Penahi'nin daha önce iki filmini gördüğümü hatırlıyorum (sanırım festivaller de izlemiş olmalıyım). Lâkin İstanbul Modern'in, yönetmenin filmlerini göstereceği haberini almamla beraber, bu eksikliğimi tamamen gidermeye karar vermiştim bile..

Newcastle’da 3 sezonda 107 maçta 25 gol atan, son sezonunun da İngiltere’de yılın en iyi genç oyuncusu seçilen Gazza bu sürede alkollü araç kullandığı için bir süreliğine ehliyetini kaybeder ve kendisini bu sebepten yedekte bırakan teknik direktörüne tepkisini soyunma odasının duvarlarını bir traktör ile yıkarak gösterir.

Trabzon, Of’da doğan Halil İbrahim Dinçdağ milliyetçi, muhafazakar, geleneklerine bağlı standart bir Karadeniz ailesinin içinde standart bir Karadeniz çocuğu olarak büyüdü.

Yücespor, Adaletspor, İnegöl İdmanyurdu, Bursaspor derken yolu Beşiktaş’a kadar uzandı. Diyarbakırspor ve Karagümrük’te de oynadı kısa süreli. Teknik kapasitesi, driplingleri ve oyun kuruculuktaki zekasıyla dikkati çeken Okyar, Beşiktaş’ın en kötü dönemlerinde forma giymek gibi bir talihsizlik yaşadı.

1907 doğumlu Şazi Tezcan’ın Darüşşafaka, Kasımpaşa ve Beykoz takımlarının kalesini koruduğu bir futbolculuk kariyeri olmuştu. Futbolun masumane bir oyundan sayıldığı, yani amatör yapıldığı zamanlar olduğu için “gerçek” hayatta gerçek bir mesleği vardı Şazi Bey’in.

İthaki Yayınları’ndan geçtiğimiz günlerde çıkan Futbol Adamları – Modern Futbolun Devlerine Bir Bakış adlı kitabında bunları söylüyor Simon Kuper. 2006’da kaleme alınmış yazıdaki bu cümle Beckenbauer’i anlatmak için sarf edilmiş olsa da, diğer isimlerle ilgili yapılan saptamalar şüphesiz daha dikkat çekici. Tabi buradaki amaç o isimleri karalamak değil, Beckenbauer’un neden bu kadar sevildiğini, dünya futbolunda neden bu kadar ağırl

Eskiden Anadolu takımlarının hocalarının hazırladığı transfer listeleri pek hayatın gerçeklerini yansıtmazdı. Bunun bir nedeni de herhalde işler sarpa sardığında hocanın kendine açık bir kapı bırakmak istemesiydi:

Garrincha’nın biyografisini yazan Ruy Castro onun için şöyle diyordu; Profesyonel futbolun çıkardığı en amatör futbolcu. Bu yüzden Pele Kral’dı ve ona saygı duyuluyordu. Garrincha’ya duyulan ise hayranlıktı. O futbol seyircisine gülmeyi öğreten “Brezilya’nın neşesi”ydi. Seyirciler Garrincha’nın rakip defans oyuncusuna yaptıkları karşısında gülmekten kırılıyorlardı.

Hayatın anlamını basittir. Ne anlıyorsanız, ne kadar anlıyorsunuz o! Hayat fena halde futbola benzediği için, aynısını futbol için de söyleyebiliriz pekâla. Looking For Eric’in (Hayata Çalım At) yönetmeni Ken Loach da belli ki bizimle aynı fikirde.

11 Kasım 1942’de meclisten geçen Varlık Vergisi kimileri için zorunluluk, kimileri içinse utanç vesikasıydı. İletişim’den çıkan Yorgo Hacıdimitriadis’in Aşkale ve Erzurum Günlüğü (1943) adlı kitap sayesinde vergisini ödeyemeyen gayrimüslimlerin başına neler geldiğini öğreniyor ve zorunlu olarak utanıyoruz.
Ad