Tersninja.com

Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.

Olağan Mevzular’ Kategorisi Arşivi

Bu hafta gösterime giren iki filmin kahramanının da gişe memuru olması elbette bir tesadüf.. Lâkin, her iki memurun da ruh ve sinir hastalıkları yönünden âcilen incelenmesini gerektiren hâlleri, hafiften şaşırtmıyor gibi de değil..

Tolga Karaçelik‘in Gişe Memuru, mesleğinden epey etkilenmiş, fazlasıyla ‘hayalli’ adamın, film boyunca kötüleşen ruhsal durumuna vurgu yaparken; şimdi mıncıklamaya başlayacağım film, kahramanı olan ‘hayalsiz’ Henry’nin, daha hikâyenin başında, hem gişeden, hem de memurluktan ayrılışını ve bambaşka bir hayata merhaba deyişini anlatır.. Eee.. ABD’ye boş yere ‘Fırsatlar Ülkesi’ dememişler..

(daha fazla…)

İçimdeki Yangın: Sönecek gibi değil

“Bir anne, çocuğunu doğurarak onu bedeninden uzaklaştırır ama -aksi yönde ne yapılırsa yapılsın- onun hayatından asla çıkamaz; hem bugün, hem de gelecekteki tüm yaşantısına bir şekilde müdahil olur.”

Bu okkalı lafı -sandığınız gibi- sakallı ve büyük adamlardan biri değil, şimdi ben söyledim naçizane.. Bu hafta vizyona girenler arasında, anneler ve çocukları üzerine, bu lafım minvalinde söyleyeceklerini -farklı açılardan da olsa- çok ciddi ve de çarpıcı olarak belleklere kazıyan iki film var.. Biri, Belma Baş‘ın senaryosunu yazıp yönettiği Zefir, diğeri de şimdi kendisinden bahsedeceğimiz işbu Kanada filmi..

(daha fazla…)

Neredesin şu anda canım? Haydi, hemen ara.

Karım üç cevapsız aramanın ardından fırtına öncesi sakinliğinde munis bir mesaj yazmıştı. Maalesef artık onu geri aramam mümkün değildi. Acilen ciddi ve ölümcül bir işin üstesinden gelmem gerekiyordu. Bunu yapmak için çok az zamanım kalmıştı.

(daha fazla…)

Ahh.. Doksanlı yıllar ahh!.

İnanması oldukça zor ama o sıralarda Landlord‘umuz, Beyazıt’ta üniversite okuyan ve ikâmet ettiği Kadıköy’de de şu yazımızın konusu olan ‘tuhaf’ tiplerle takılarak, ‘Sex, Drugs and Rock and Roll’ mottosunu yaşamının merkezine oturtmuş, gür lepiska saçları beline kadar inen bir delikanlıymış..

(daha fazla…)

Siz, benim dünyaca meşhur kibarlığımdan faydalanarak başlığa yerleşmiş, ‘ideal’ sıfatına aldırmayarak, adı geçen kocaya -hem de şeddeli tarafından- ağız dolusu bir ‘Sallak’ yaftasını yapıştırırsanız eğer, inanın en doğru hareketi yapmış olursunuz.. “Ne? N’oluyoruz lan!” şaşkınlığına düşmeden beni bi dinlerseniz, bu salaklığın kanıtlarını bir bir sıraladığımı bilahare göreceksiniz..

(daha fazla…)

ABD’li genç ve yakışıklı dostumuz Aron Ralston (James Franco), âdeta kıçına neft yağı sürülmüş bir energizer tavşanı misâli, dere tepe koşturmayı mârifet sayan bir âdemoğludur.. Yine günlerden bir gün, Utah’da bulunan muhteşem bir kanyonda bisikletiyle tek başına pedal basmakta; bir elinde video kamera, önüne çıkan tepelere tırmanıp, aklına estiği yarıklara ve çatlaklara da girip girip çıkmaktadır..

(daha fazla…)

Secretariat: At Koşar Sahibi Kazanır

ABD’nin -haliyle de!- dünyanın gelmiş geçmiş en meşhur yarış atlarından biri olarak bilinen Secretariat’ın hayatının önemli bir kesitini, beyaz perdede izlemeye ne dersiniz?

Sizi bilemem ama bana birileri bu soruyla gelseydi, hemen filmin künyesine bakardım -en azından- senaristi ve yönetmeni, bir beygir mi diye..

(daha fazla…)

Sinemayla ilgili en büyük korkunuz gittiğiniz filmin bir “sanat filmi” çıkması mı? Gideceğiniz filmi seçmek için çok mu kafa patlatıyorsunuz? Merak etmeyin, işte bir kez daha hı(n)zır gibi yetiştik imdadınıza.

(daha fazla…)

Bir Şehir: Barselona

En son Vicky Cristina Barcelona filminde, Cehennem’e giriş sırasında ter döken bir günahkârın, Cennet’ine çoktan kavuşmuş bir mümini -bi şekilde- dikizlermiş gibi, kıskançlıkla, ağzımın suları aka aka izlemiştim Javier Bardem‘i.. Scarlett Johansson ve Penelope Cruz adlı hurilerin arasında kendinden geçmiş gibiydi.. Onlara layıkıyla mekânlık yapan, şol cennetten bir köşe misâli Barselona da bir başka güzeldi tabii..

(daha fazla…)

Gunther Strobbe (Kenneth Vanbaeden), annesinden boşanmış, ‘alkoliklik’ başta olmak üzere bilumum kötü ‘meziyetlere’ haiz bir adam olan babası Marcel ‘Celle’ Strobbe (Koen De Graeve) ve berbatlıkta babasıyla yarışacak kaliteye sahip, üç adet amcasıyla ve de bütün bu beş kişilik erkek nüfusuyla tek başına ilgilenen babaannesiyle birlikte fakirliğin çukurunda debelenen, on üç yaşında bir çocuktur..

(daha fazla…)

Ters Ninja’nın İç Dünyasında Ara

Haftanın Filmleri
Kitap Hırsızları
Karate Filmleri Ofisi

Anket

Sizce hangi ödüller Türkiye'nin Oscarları sayılır?

Sonuçları gör

Loading ... Loading ...

Ters Ninja Kanunu

Ters Ninja kanunu, senaryolarda kullanılan bir klişedir. Ters ninja kanununa göre, kötü adamların sayısı ne kadar fazla ise, kahramana zarar verme olasılıkları o kadar düşüktür.
Ters Ninja Banner

Ters Ninja Banner



Arşivler

Müzik dinlendiği gibi okunabilir de!

Muhatabımız Kim?

Sitemizin hizmet kapsamına sinemaya gönül veren, okumayı, bilmeyi seven, sinemanın dışında sanat dallarına ilgi gösteren, birey olabilmeyi becermiş organizmalar girmektedir. Bu site saydığımız özelliklere sahip organizmalar arasında din, dil, ırk, tür, cinsiyet, yürürken kullandığı ayak sayısı ayrımı yapmaz.
Landlord der ki

Öneriyoruz