Tersninja.com

Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.

Olağan Mevzular’ Kategorisi Arşivi

Lütfen bu hafta da filmin mevzusuna uygun ve görkemli geçmişimle de mütenasip bir girizgah yapmamı beklemeyin benden.. Zira, o kadar da uçup coşarak, çocukluğumda yaşadığım Narnia benzeri bir maceradan bahsedecek ne cesaretim, ne de şevkim var bugün.. Şevkimi kırdılar a dostlar! Dünyanın en tesirli atmasyon silahımın, martavaldan mermilerini elimden alıp, Venedik kanallarına atıverdiler..

(daha fazla…)

27 Mayıs 1960 Cuma sabahını nasıl unuturum.. Aga marka radyonun karşısına geçerek, Albay Alparslan Türkeş‘in tok ve boğuk sesinden -bilmem kaçıncı defa- ihtilal bildirisini dinlerken; kafamda da birkaç gün önce verdiğim -yakın geleceğe yönelik- bir kararı değiştirmekle meşguldüm..

(daha fazla…)

Önümüzdeki 2 yıl içinde 60’dan fazla 3 boyutlu filmin vizyona çıkması bekleniyor dünyada. Bu durumdan hiç memnun olmayanlar da var.

(daha fazla…)

Komedi filmlerinin en meşhur alt türlerinden birini icra etmek üzere, bi şekilde bir araya gelmiş/getirilmiş zıt görünümlü ve zıt fikirli tiplerden oluşan; eskilerden Laurel ve Hardy veya onların İtalyan versiyonu olan -bizde uydurulan isimleriyle maruf- Yavru ile Katip gibi nispeten daha yeni ‘ikili komedyenler’, bu işten, uzun yıllar boyunca epeyi bi ekmek yemişlerdir -malumunuz..

(daha fazla…)

Acı ve hüznün simgesi olarak: Sigara

Beat Kuşağı, lanetlenmeyi bilmeden, lanetlenen insanların hikâyesini anlatır. Bu hikâyenin aktörleri; Jack Kerouac, William Burroughs ve Allen Ginsberg, 1960’lı yıllarda insanlara alkol ve uyuşturucunun etkisiyle ‘yapay bir cennet’ vaat ediyorlardı. Bu yapay cennet, yaşanan hayatı kendi mutsuzluğunun taşlarıyla örüyordu. Artık, hayattan nefret etmeyi bilen bir hayat; şiiriyle, sinemasıyla ve müziğiyle ortaya çıkıyordu. Janc’lar, getto’lar da uyuşturucunun etkisiyle mutsuzluklarından silkiniyordu. Dennis Hooper, uyuşturucunun ve müziğin etkisiyle Easy Rider’ı (1969) yaptığında, bu mutsuzluk hikâyesi Amerika’ya gerçek köklerinin nerelerde olduğunu anlatıyordu: Biraz uyuşturucu, biraz alkol, biraz da sigara kötü bir şey değildi! (daha fazla…)

Tamam biliyorum -gayrıresmi olarak- bana her gün bayram ama Türkiye Resmi Tatil Kurumu’nun limitlerine oturtulduğunda orayı deliksiz doldurduğu tespit edilen bu dokuz günlük bayram tatili, özüme öyle bir ‘bayram içinde bayram’ duygusu verdi ki sıkıntıdan patlamama ramak kaldı yahu!.

Landlord misali, işleri tıkırında bir patron olamadık ki istediğimiz her an bir yerlere giderek, her günümüzü bir öncekine benzemeden, sıkılmaya fırsat dahi kalmadan eğlenerek geçirelim.. Hep aynı yüzler, aynı televizyon, aynı ev, aynı sokaklar..

(daha fazla…)

Dakikalar geçtikçe zirveye çıkan heyecan dalgasına seyirciyi de katarak yapımın ya tamamını ya da büyük bir bölümünü sürükleyip götüren ‘potansiyel felaket’ unsurları, aksiyon/gerilim filmlerinin olmazsa olmazıdır..

Bu minvalde kotarılmış filmlerin hemen hemen hepsine, bu haftaki filmimiz olan Durdurulamaz misali, malum bir ana şablon uygulana gelmiştir.. Raylı sistemde ilerleyen ve bunun dışına çıkmaya yeltendiğinde ise devrilmesi mukadder olan bir tren gibi görülebilecek bu tür yapımlarla, kuşkusuz ki bundan sonra da aynı ‘garantili’ yolda, nice yolculuklar yapılmaya devam edilecektir..

(daha fazla…)

Naçizane olarak- benim ‘Kolay Psikologculuk’ adını verdiğim, alaylı ve harcıâlem takıldığı halde canla başla  ruhsal çözümcülük yapan arkadaşlarla yıldızım hiç barışmamıştır..

(daha fazla…)

Özellikle de nisa taifesine musallat olan şeytan, iblis, kötü ruh veya cin gibi şer odaklarından, her din mensubunun öteden beri neler çektiğini bilmeyenimiz kalmamıştır artık herhalde.. (Gerçekten de, nedir bu dişi kulların Allah’ın bunca yaratığından çektikleri yahu? Bu belaların nedeni, hem de onun kaburgasını kullanarak dünyada zuhur ettiklerinden beri erkeklere bunca çektirdiklerinden ya da ileride çektirme potansiyellerinden kaynaklanıyor olmasın sakın?! Lütfen üzerime gelmeyiniz..  Sesli düşünüyorum sadece.)

(daha fazla…)

Adını ilk kez Dog Soldiers (2002) ile duyuran ve olumlu eleştiriler alan, ama asıl başarısını Cehenneme Bir Adım (The Descent, 2005) ile yakalayan Neil Marshall’dan öyle ahım şahım bir beklentim yoktu. Cehenneme Bir Adım filmini beğenmemin sebebi seyirciyi etkisi altına alan atmosferi ve sürükleyici anlatımıydı, herhangi bir özgünlüğe sahip olması değil. Bireysel trajedinin yarattığı psikolojik buhranlar (Sarah’ın kocası ve kızını bir trafik kazasında kaybetmiş olması), yaşamak için mücadele eden arkadaşlar arasındaki çatışmalar (Juno’nun geçmişte Sarah’ın kocası ile olan ilişkisi) gibi hikâyeye boyut katan unsurlar vasattı, ama filmin kendi çapı içinde bakıldığında başarılıydı.

(daha fazla…)

Ters Ninja’nın İç Dünyasında Ara

Haftanın Filmleri
Kitap Hırsızları
Karate Filmleri Ofisi

Anket

Sinemada en keyiflisi hangisini yemek?

Sonuçları gör

Loading ... Loading ...

Ters Ninja Kanunu

Ters Ninja kanunu, senaryolarda kullanılan bir klişedir. Ters ninja kanununa göre, kötü adamların sayısı ne kadar fazla ise, kahramana zarar verme olasılıkları o kadar düşüktür.

MEDYA SPONSORLUKLARIMIZ

Ters Ninja Banner





Arşivler

Müzik dinlendiği gibi okunabilir de!

Muhatabımız Kim?

Sitemizin hizmet kapsamına sinemaya gönül veren, okumayı, bilmeyi seven, sinemanın dışında sanat dallarına ilgi gösteren, birey olabilmeyi becermiş organizmalar girmektedir. Bu site saydığımız özelliklere sahip organizmalar arasında din, dil, ırk, tür, cinsiyet, yürürken kullandığı ayak sayısı ayrımı yapmaz.
Landlord der ki

Öneriyoruz