Gerçek bir olaydan esinlenilmiştir

Film gibi ama aslında hayatın ta kendisi...

1920’de Almanya’daki Nazi Partisi kendine sembol olarak Swastika’yı (Gamalı Haç) seçti. Kararı veren bizzat partinin birinci adamı Adolf Hitler olmuştu. Ama Swastika’yı ne yaratan onlardı, ne de keşfeden. Bu sembolün tarihi ve gizleri çok daha eskilere dayanıyordu. Yahudiler de dahil olmak üzere tarih boyunca pek çok kültür ve din tarafından güçlü, iyi ve olumlu şeyleri anlatmak için kullanılmıştı.

Ernest Hemingway’in romanından uyarlanan ve Sam Wood’un yönettiği 1943 tarihli Çanlar Kimin İçin Çalıyor (For Whom the Bell Tolls) filmindeki rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterilen oyuncunun bir de Altın Küre ödülü var. Akim Tamiroff ayrıca İstanbul’da çekilen Topkapı (1964), bir Jean-Luc Godard klasiği olan Alphaville (1965) ve bir Orson Welles filmi olan Touch Of Evil’da (1958) da rol almıştı.

Osmanlı İmparatorluğu’ndan 30’lu yılların Amerikası’na ve Nazi Almanyası’na uzanan epik bir hikaye. Milliyetleri, kültürleri, geçmişleri hatta ten renkleri bile benzeşmeyen 3 adam. Bir siyahi Amerikalı; Joe Louis. Bir Alman: Max Schmeling. Bir Türk: Sabri Mahir Bey.

Amerika’ya döndükten sonra 2007’de anılarını yazarak bu akılalmaz deneyimi kitaplaştıran Marcus Luttrel’in hikayesini Peter Berg beyazperdeye taşımış. Marcus rolünü Marc Wahlberg üstlenirken, ona Emile Hirsch, Taylor Kitsch, Ben Foster, Eric Bana gibi ismler eşlik etmiş.

10 Mayıs 1933’de Berlin’in Openplatz meydanında toplanmış Nazi gençleri ideolojileriyle bağdaşmayan 20.000 kitabı hastalıklı bir coşkuyla yakıyorlardı. Onları gelecekte, çoğu fırınlarda yakılan 6 milyon Yahudi’nin ve sakatından eşcinseline daha nice insanın vebali altında bırakacak olan da aynı coşkuydu. Sadece Naziler mi, Romalılar da kitapları önce Hıristiyanlığı yaydıkları için, sonra da Hıristiyanlıkla bağdaşmadıkları için yaktılar. Tarih, din ya da ideolojiler yüzünden gerçekleşen pek çok kitap yakma vakasıyla dolu.

I. Dünya Savaşı’nda A.B.D.’nin son ana kadar savaşan ülkeler arasında yer almadığı herkesçe biliniyor. Ama bu küresel çatışmaya dahil olmayan ülkelerinin aksine bir grup Amerikalı’nın savaşın büyük bir bölümünde Fransızlar’ın yanında gönüllü olarak Almanlar’a karşı savaştığı pek fazla kimse tarafından bilinmeyen tarihi bir gerçek. Lafayette Escadrille adı verilen savaş pilotu birliği Yeni Dünya’dan gelen Amerikalılar’dan oluşuyordu.

Jim Morrison kısacık yaşam ve kariyerine rağmen, insanlık tarihi denen o “kısacık” zaman diliminde çok uzak geleceklerden bile görülebilecek türden bir iz bıraktı. Flaneur’den çıkan Kaosun Şairi sizin Jim Morrison’la tanışma fırsatınız olabilir.

27. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde gösterilen olağanüstü belgesellerden biri de Kevin McDonald'ın yönettiği Düşmanımın Düşmanı (My Enemy's Enemy, 2007) idi. Belgesel Nazi savaş suçlusu Klaus Barbie'nin akıllara zarar hikâyesini anlatıyordu. Klaus Barbie büyük bir düşman iken, Soğuk Savaş'ın başlamasıyla nasıl bir anda ABD'nin kadim dostu haline geliyor ibretle izliyorsunuz belgeselde. Ama daha önce (ya da sonra) belgesellere konu olan Lyon Kasabı'nın gerçek hikayesini bizden dinleyin istedik.

Kuzey Yamacı Nordwand (North Face) Yön: Philip Stözl Sen: Christoph Silber, Philip Stözl Oyn: Benno Fürmann, Florian Lukas, Johanna Wokalek Yapım : 2008 Almanya -Avusturya-İsviçre 126 dk.

11 Kasım 1942’de meclisten geçen Varlık Vergisi kimileri için zorunluluk, kimileri içinse utanç vesikasıydı. İletişim’den çıkan Yorgo Hacıdimitriadis’in Aşkale ve Erzurum Günlüğü (1943) adlı kitap sayesinde vergisini ödeyemeyen gayrimüslimlerin başına neler geldiğini öğreniyor ve zorunlu olarak utanıyoruz.

Spielberg’ün ET, Indiana Jones, The Goonies, Jurassic Park gibi eğlencelik filmlerin yanı sıra Amistad, Schindler’in Listesi (Schindler's List), The Color Purple, Er Ryan’ı Kurtarmak (Saving Private Ryan) gibi “kaygılı” eserler ortaya koymasının ardında yatan
Ad