Nijat Özon; "Film Eleştirmeni, sinema ile seyirci arasında birleştirici bir çizgidir ama, eleştirmen sinemacıyla bağının koptuğunu, sinemacıya söz geçirmek olanağının kalmadığını, gözünü hırs bürümüş sinemacı karşısında yaptığı işin havanda su dövmekten öteye geçmediğini anladığı vakit sinemanın çıkarını korumak için üzerine düşeni yapmaktan kaçınamaz. Bunda da en büyük silah, seyircinin desteğidir," sözleriyle tanımlar.

Ülke gündeminin yegâne konusu haline gelen komşu ülke Suriye’nin nasıl bir sinema anlayışı var? 1931 yılında Ismaïl Anzur’un çektiği Under the Skies of Damascus bilinen ilk Suriye filmlerinden biri. 1960’lara kadar dişe dokunur bir Suriye sinemasından söz edemiyoruz. 1960 sonrasında film sayılarında önemli bir artış yaşansa da Suriye’de sinemanın varlığından söz etmek için 1960’lar bile oldukça erken bir tarihtir.

İtalya’da çektiği son filmi Roma’ya Sevgilerle ile şu sıralarda yeniden gündeme gelen Woody Allen, yarım yüzyıla doğru ilerleyen sinema kariyerini bu cümlelerle özetliyor. John Lahr’ın, “Chaplin ve Keaton, insanların özlem ve kaygılarının altında yatan lügatin fiziksel olduğu bir dönemi yansıtıyorlardı. Şarlo bir dinamizm efsanesi yaratmıştı, Allen ise yenilgi efsanesi ortaya çıkardı” sözleriyle kavramaya çalıştığı sanatçıyı, ilk dönem filmlerinden günümüze masaya yatırmak istedik.

Sansür tartışmaları nedeniyle coşkusuna gölge düşen 34. İstanbul Film Festivali, çekilen filmler ve iptal edilen yarışmalarla gündemde. Sinemaseverlerin bütün yıl beklediği nisan ayı filmden filme aç susuz koşma dönemi olacakken, siyasetle kirlendi. Yine de festivalin salonları unutulmaz filmlerle aydınlanıyor. İşte onlardan üçü.

Muhalif yazar Aziz Nesin’in en sert siyasi taşlaması sayılabilecek bir romanının, “Zübük”ün sinema uyarlamasında oynayacaktı. Filmin yapımcılığını Erler Film’in sahibi Türker İnanoğlu üstlenecekti. İnanoğlu, Nesin’in başta Kemal Sunal’a karşı çıktığını söylüyor.

29 Eylül 1951 yılına ait haftalık sinema dergisi Yıldız’ın, yerli haberler sütununda yer alır bu satırlar. Birkaç sayfa öncesinde de bu kontratı belgeleyen fotoğraf vardır. Sonraki yıllarda Yeşilçam’a kral olarak damgasını vuran Ayhan Işık’tır sözü edilen Ayhan Işıyan. O yıl, Yıldız dergisinin açtığı yarışmada Belgin Doruk’la birlikte birinci seçilmiştir.

Födor Bondarçuk’un Stalingrad filmi, Rusya’nın bu yılki Oscar adayı oldu. 30 milyon dolar bütçeyle çekilen film, Rusya’nın 2. Dünya Savaşı’ndaki Stalingrad Savunması'nda yaşanan insan hikayelerine odaklanıyor. Födor, ünlü yönetmen Sergey Bandarcuk'un oğlu. Babası da yıllar önce Savaş ve Barış uyarlamasıyla Oscar yoluna çıkmıştı.

Kızılderililer’in ve adaletin ateşli bir savunucusu olan baltalı İlah Zagor, 1961 yılında Guido Nolitta ve Gallieno Ferri tarafından İtalya’da yaratılmasının hemen ertesi senesi Türkçe konuşmaya başladı. Ülkemizde ilk olarak Ceylan Yayınları’ndan çıkan Zagor o günden bugüne hala aramızda ve ister hala okuyalım, ister okumayalım hala bizden biri.

Massive Attack, 1988 yılında kurulmuş, Bristol kökenli bir trip hop grubu. Vokalistleri ve müziğe bakışları her albümde değişen ama son 20 yılımıza damga vurmuş bir grup. Ortaya çıktıkları 1988 yılından beri yaptıkları her albümde farklı bir yerlere gittiklerini ve kendilerini tanımladığımız ‘trip hop’ etiketinindeki ‘trip’ kelimesinin yolculuk olan anlamını farklı birçok yönden uyguladıklarını söyleyebiliriz.

ABD’de ilk sinema salonu açıldığında yıl 1902 idi. 1908’de ise bu sayı 10.000 olmuştu. Talep gün geçtikçe artıyor, şablonlar değişmeye başlıyordu. Artık yüksek bütçeli...

Andrew Haigh’lı, eşcinsel karakterlerle dolu “konusuz” HBO dizisi Looking, toplasan beş saat sürmeyen ilk sezonuyla herkesin ağzına bir parmak bal çalıp uzaklaşmıştı. İkinci sezonun çok iyi çekilmiş ve kesinlikle pahalı ilk bölümü büyük değişikliklerin habercisi: Bu sefer ortada bir konu var!
Ad