İtalya’da çektiği son filmi Roma’ya Sevgilerle ile şu sıralarda yeniden gündeme gelen Woody Allen, yarım yüzyıla doğru ilerleyen sinema kariyerini bu cümlelerle özetliyor. John Lahr’ın, “Chaplin ve Keaton, insanların özlem ve kaygılarının altında yatan lügatin fiziksel olduğu bir dönemi yansıtıyorlardı. Şarlo bir dinamizm efsanesi yaratmıştı, Allen ise yenilgi efsanesi ortaya çıkardı” sözleriyle kavramaya çalıştığı sanatçıyı, ilk dönem filmlerinden günümüze masaya yatırmak istedik.

Alien fikri o zamanlar yeşermeye başladı O’Bannon’ın aklında. Ama araya başka işler girdi. Okul bittikten sonra Dune filminde çalışması için Avrupa’dan teklif aldı. H.R. Giger, Moebius ve Chris Foss gibi çizerlerin de projeye dahil olduğunu öğrenince tası tarağı toplayıp Avrupa’ya gitti.

1967 yılının, Yeni Hollywood Sineması'na giden yolda en önemli duraklardan biri olduğu söylenebilir. Bu dönemde birbiri ardına gösterime giren filmler, Soğuk Savaş'ın dondurucu iklimine...

Hollywood’da ‘derin’ ABD’yi temsil eden ve suça karşı yeri geldiğinde suçlunun yöntemleriyle mücadele edilmesi gerektiğini savunan ve intikamcılığı körükleyen ilk filmlerle, ilerici akımların en güçlü olduğu dönemlerde karşılaşılması oldukça ilginçtir.

60’ların daha ilk adımında, önceki onyılın memnuniyetsiz kuşağının isyana evrilmesine az bir zaman kala, Oscar’ın geleneksel ruhuyla tezat oluşturan The Apartment / Garsonyer, içerdiği vahşi kapitalizm eleştirisiyle hak ettiği ödüle uzanıyordu. Hemen sonra gündeme gelen Robert Wise’ın West Side Story / Batı Yakasının Hikayesi, sıradan bir müzikal olmanın ötesine geçerek, gençlik sorunları ve Yeni Dünya’daki göçmen algısını yansıtmaya çalışıyordu. Yine de umutlanmak için erkendi.

Pazar gecesi ekran karşısına kurulup dünyanın en popüler sinemasal etkinliğine ‘kilitlenmeden’ önce, Akademi Ödülleri’nin pek de dile getirilmeyen bir dönemine, 1928 yılında yapılan ilk Oscar törenine doğru bir yolculuğa çıkalım dedik.

Washington D.C. punk sahnesinin nevi şahsına münhasır isimlerinden Ian Svenonius, Chain & The Gang adlı projesinin son ürünü Minimum Rock’n’Roll albümünü yayınladı birkaç ay önce. 90’lı yıllardan beri toplumsal meselelere dair politik mesajlarını takipçilerine çeşitli adlar altında tebliğ eden anti-kahramanımız, adını son zamanlarda sıkça duyduğumuz seçkinleştirme (gentrification) kavramına da değiniyor bu albümde

Sinemaseverlerin millî bayramı olan Akademi Ödüllerinin 90.'sı geldi çattı; "hangi ödülü, kim alacak" tartışmalarından "kim, kiminle, nerede izleyecek" planlamalarına kadar her şey hazırlandı, zarflara...

Kimi zaman görmezden gelinen, düşük bütçeli, etkisi düşük bir film, kimi zaman da oldukça ses getiren, yüksek kalibreli, gündem belirleyen bir eser tartışma konusu...

Vietnam’da tarihinin en büyük yenilgisiyle karşılaşan, uluslararası platformda ve iç kamuoyunda büyük prestij kaybına uğrayan Sam Amca’nın trajik uzakdoğu macerası kaçınılmaz olarak bir dizi Hollywood yapımına da esin kaynağı olacaktı.

Geçtiğimiz günlerde 2 bölüm halinde yayınlanan Giallo makalesinde türün kenarını köşesini didiklemiş ancak örnekler üzerinde fazla durmamıştık. Bu kez Giallo türü içerisinde anılan ve kimi unsurlarıyla kendinden sonra gelenleri de bir şekilde etkileyen on filmden söz etmek istiyoruz.
Ad