1990 sonrasında ilk ürünlerini veren yönetmenler genelde kendi senaryolarını kendileri yazmaya başladı: Zeki Demirkubuz, Derviş Zaim, Reha Erdem, Yeşim Ustaoğlu, Nuri Bilge Ceylan gibi isimleri örnek olarak sayabiliriz.

1896 yılında henüz Gürcistan’da çarlık rejimi ayakta iken, Lumier Kardeşler ’in sinematograflarının ülkeye girişi sayesinde sinema ile tanışan Gürcü halkı, şüphesiz ki 20.yüzyıl boyunca Sovyet Sinemasının gelişiminde önemli bir rol oynamıştır. 1912 yılında Vasili Amashukeli ve Alexander Digmelov’un dünya sinemasının ilk uzun metraj belgeseli ve ilk Gürcü filmi olarak kabul edilen “Akaki Tsereteli Racha-Lechkhumshi” (Akaki’nin Seyahati Raça Leçhumi’de) filminden itibaren uzanan tarih diliminde Gürcü Sineması büyük aşamalar kaydetmiştir. Sovyetler Birliği’nin 15 cumhuriyetinden biri olan Gürcistan, diğer Sovyet ülkelerine göre sinema ve diğer sanat alanlarında tüm sosyo-ekonomik ve siyasi problem ve imkânsızlıklara rağmen her zaman en üretken ülke olarak Sovyet sinema tarihine adını altın harfler ile yazdırmıştır demek yadsınacak bir durum değildir.

ABD’de ilk sinema salonu açıldığında yıl 1902 idi. 1908’de ise bu sayı 10.000 olmuştu. Talep gün geçtikçe artıyor, şablonlar değişmeye başlıyordu. Artık yüksek bütçeli...

Alien fikri o zamanlar yeşermeye başladı O’Bannon’ın aklında. Ama araya başka işler girdi. Okul bittikten sonra Dune filminde çalışması için Avrupa’dan teklif aldı. H.R. Giger, Moebius ve Chris Foss gibi çizerlerin de projeye dahil olduğunu öğrenince tası tarağı toplayıp Avrupa’ya gitti.

Yarattığı zamansız eserlerle her devri yakalayan ve sürekli yeniden keşfedilen Patricia Highsmith, eserlerinin yayımlandığı ilk dönemden bugüne dek sinemanın radarında olmuştur. 1950 yılında yazdığı...

007 James Bond filmlerinin 24’üncüsünde, adını ilk kez 1962 tarihli Dr. No filminde duyduğumuz ölümcül bir düşman sahne alıyor: Spectre (Special Executive for Counter-intelligence, Terrorism, Revenge and Extortion).

Andrew Haigh’lı, eşcinsel karakterlerle dolu “konusuz” HBO dizisi Looking, toplasan beş saat sürmeyen ilk sezonuyla herkesin ağzına bir parmak bal çalıp uzaklaşmıştı. İkinci sezonun çok iyi çekilmiş ve kesinlikle pahalı ilk bölümü büyük değişikliklerin habercisi: Bu sefer ortada bir konu var!

Födor Bondarçuk’un Stalingrad filmi, Rusya’nın bu yılki Oscar adayı oldu. 30 milyon dolar bütçeyle çekilen film, Rusya’nın 2. Dünya Savaşı’ndaki Stalingrad Savunması'nda yaşanan insan hikayelerine odaklanıyor. Födor, ünlü yönetmen Sergey Bandarcuk'un oğlu. Babası da yıllar önce Savaş ve Barış uyarlamasıyla Oscar yoluna çıkmıştı.

!f²: İstanbul’dan Canlı adlı bölüm bu yıl altıncı kez gerçekleştirilecek ve festivalin İstanbul ayağının son üç gününde (20-21-22 Şubat) beş film 34 ilde 40 noktada gösterilecek. Filmlerin ardından yönetmenlerle yapılacak sohbetler de internetten canlı izlenebilecek ve izleyiciler soru sorabilecek. Söz konusu beş yapımsa şöyle: 1001 Gram, Gümüş Suyu: Suriye Otoportresi, Yes Men İsyanda, Yuva Öğretmeni ve Hayat Var! Yırca, Validebağ.

Cinsellik geçmişte olduğu gibi bugün de kayda değer bir PR malzemesi. Yerli sinema filmleri içindeki açık seçik sahnelerin magazincilere servis edilmesiyle, TV dizileri içerdikleri tecavüz sahneleriyle pazarlanıyor. Cinsellik hala satıyor.

29 Eylül 1951 yılına ait haftalık sinema dergisi Yıldız’ın, yerli haberler sütununda yer alır bu satırlar. Birkaç sayfa öncesinde de bu kontratı belgeleyen fotoğraf vardır. Sonraki yıllarda Yeşilçam’a kral olarak damgasını vuran Ayhan Işık’tır sözü edilen Ayhan Işıyan. O yıl, Yıldız dergisinin açtığı yarışmada Belgin Doruk’la birlikte birinci seçilmiştir.
Ad