Kitap Hırsızları

Bir kitap çıktı diyeler, üç gün sonra duymayalar

Türk Sineması tarihini her ülke sineması için geçerli olabileceği gibi, başlangıcından bu yana bir dil ve kimlik edinme mücadelesi olarak görebiliriz. Ahsen Yalvaç, Agora...

1956 Nagasaki doğumlu manga sanatçısı ve illüstratör Suehiro Maruo’nun yayıncılık dünyasına girmesi kolay olmaz. 1973 yılında ilk manga çalışmasının yayınının reddedilmesinin ardından 1980’e kadar...

  Çinli bir düşünürün, 20. yy başındaki İstanbul ve Osmanlı İmparatorluğu izlenimlerini anlattığı seyahatnamesinin çevirisi Yeditepe Yayınevi’nden çıkmış, Uzakdoğu radarıma durduğu standın üzerinden yakalanmıştı. Dolayısıyla...

Geçtiğimiz yılın Ağustos ayında kitapçı raflarında sessiz sedasız yerini alan Psikocoğrafya adlı inceleme, Türkiye’de en azından kavram olarak aşina olmadığımız bir konuyu irdeliyordu. Merlin Coverley’nin Kalkedon Yayınları’ndan Selen Serezli çevirisiyle yayınlanan kitabını kendimize pusula yapıp edebiyat, politika ve sinema üçgeninde bir yolculuğa çıkıyoruz.

Marksist yazar Terry Eagleton son kitabında çıkan kısmın özetini veriyor ve hâlâ kuşku duyanlar için on başlık halinde Marx’ın düşüncelerine genel bir bakış atıyor.

Müzik yazarı Simon Reynolds, son kitabı Retromania (Faber & Faber, 2011) ile popüler müziğin yakın geçmiş saplantısı ve orijinaliteden uzaklaşan gidişatına bir anlam verebilme arayışına giriyor.

1994’ten beri yayınlanmakta olan Blade of Immortal adlı mangadan uyarlanmış aynı isimli anime 2008 tarihli. Mangakası (yazarı ve çizeri) Hiroaki Samura’nın ilk uzun soluklu macerası diyebileceğimiz manga, 26 cildi bulmuş durumda ve hâlâ da yayınlanıyor.

Baba Yaga, 1973 yılında çekilmiş, eurotrash olarak etiketlenmişse de gözümde art house sinemasına daha yakın konumlanmış olan bir İtalyan filmi. Corrado Farina tarafından çekilmiş film, aslında Guido Crepax’ın Valentina adlı çizgi romanından (fumetti) uyarlama.

Hergün onlarca yeni kitap raflardaki yerini alıyor, konser salonları –en azından “barlar”- hemen hemen her akşam yerli yabancı güzel müzisyenlerle inliyor, tiyatrolar dolu dolu bir sezondan sonra tatile girmeye hazırlanıyor, amma velakin sinemalara bir türlü Japon filmi gelmiyordu. O zaman bu bünye de kendine şehirde yapacak Uzakdoğu ile ilgili bir takım faaliyetler bulmaya girişiyordu.

Yaş kemale ererken ve kışın dondurucu soğuğu henüz geçmemişken, altında kaldığım battaniye vesilesiyle, bu hafta nine kıvamında küçük Ninjalara sesleniyorum. “Ninja yaşken savrulur.” atasözümüzden...

Bundan tam bir yıl önce *Sel Yayıncılık’tan Tokyo Sene Sıfır adında bir üçlemenin ilki olarak lanse edilen bir kitap yayımlandı. Aradan daha bir yıl geçmeden üçlemenin ikinci kitabı İşgal Altındaki Şehir de yayımlanınca, aslında gaijinlere (Burada Japonya hakkında Japonmuş gibi yazanlar kastedilmektedir) karşı ön yargılı olsam da kitaplara daha fazla kayıtsız kalamadım.
Ad