Kitap Hırsızları

Bir kitap çıktı diyeler, üç gün sonra duymayalar

Çocuklar için yazılmış olsa da, Tılsım’ınki her yaştan okuru sürükleyecek klasik bir fantazya macerası. Harry Potter’dan daha renkli, daha zengin bir dünyası olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

  Ateşli Silahlar Tarihi mertliğin bozulduğu o anın öncesini ve sonrasını mercek altına alan eğlenceli ve öğretici bir medeniyetler geçidi. Genel olarak kabul gören sav...

Kızılmaske’nin çevirisini yaparken fark ettim ki Ölümsüz Ruh’un maceralarını okumayalı yıllar olmuş. Üstelik benim çevirdiklerim 60’lı yıllarda gazetede şeritler halinde tefrika edilenlerden olduğu için öyle kolay kolay hatırlanacak maceralar değiller.

Valerie Solanas daha çok “Andy Warhol’u vuran kadın” olarak bilinir, ama asıl bilinmesi gereken ve ilgiyi hak eden yazmış olduğu Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu (SCUM Manifesto) isimli kitabıdır.

İcatların, keşiflerin, tıptan teknolojiye insanlık adına kaydedilen her gelişmenin kaynağı bilgidir. Ama bilgiye giden yolda insanın en önemli yakıtı hayalgücüdür. Bilimkurgu yazarları bilgiye giden...

Karakarga Yayınları'nın okurla buluşturduğu "Babası Sultan Murad'dan Fatih Sultan Mehmed'e Nasihatler", cep kitabı boyutlarında oluşuna rağmen hemen herkesin faydalanabileceği hayat dersleriyle dopdolu bir hazine...

İngiliz yazar Neil Gaiman yalnızca çizgi roman senaryoları değil, çoğu sinemaya taşınan (ya da taşınacak) çok satan romanlar da kaleme almış bir isim. Coraline, Amerikan Tanrıları, Yıldız Tozu, Mezarlık Kitabı Gaiman’ın ülkemizde yayımlanan bazı kitapları. Sandman’e döndüğümüzde ise 11 ciltlik serinin tamamının ülkemizde de yayımlandığını görüyoruz.

7 Eylül 1940’te Roma’da doğan Dario Argento’nun babası İtalyan sinemasının uluslararası tanıtımında önemli role sahip bir yapımcı olan Salvatore Argento idi.

Zombiler bu kez ait olmadıkları bir yerdeler. Jane Austen’in 19. yüzyılda yazdığı önemli bir klasik, Aşk ve Gurur zombiler tarafından istila edildi.

Aslında hayatın kendisi çoğu zaman hüzün verici. Bazı romanlar, bazı filmler, bazı fotoğraflar, bazı şarkılar, kısacası bazı şey’ler çok ama çok hüzün ve üzüntü vericidirler. Sinema tarihinin en görkemli filmlerinden biri olan Akira Kurosawa’nın, Düşler’i de öyledir. Filmdeki, ‘Tünel’ hikâyesinde yüksek rütbeli bir komutanın karşısına, karanlık bir tünelden çıkan [bir savaşta kaybettiği] askeri sinema tarihinin en anlamlı ve en can alıcı repliğini söyler. “Komutanım, ben öldüm mü?” Hemen ardından tünelden bir tabur asker çıkar. İnanılmaz bir sahneyle karşıyayızdır. Komutan tünelin karanlığından bütün askerlere, “Hepiniz öldünüz! Sizler birer ölüsünüz!” dedikten sonra tünelin karanlığını göstererek, “Geri dönün!” der. Komutan tekrar bağırır: “Hepiniz birer ölüsünüz! Emrediyorum geri dönün!” Bu sahne, Diane Arbus’un fotoğraflarından çıkmış ‘acımasızlık’la, Bruggel’in resimlerindeki ‘kaotik’ sapma arasında gidip gelir. Tam da bu nokta, zaman’ın durduğu ara[lık]lardır. Bazen üzülmekten başka bir şey yapamayacağımız çaresiz an’larımız vardır. İşte bu an, o an’dır.

Yeditepe Yayınevi’nin 35 no’lu kitabı olarak çıkan 1954 tarihli hikaye seçkisi Köle Hanı’na yazdığı önsözde tarif ettiği mizacı zaten devlet memuriyetinin kendisine göre olmadığı açıkça gösteriyor.
Ad