Kitap Hırsızları

Bir kitap çıktı diyeler, üç gün sonra duymayalar

Aslında hayatın kendisi çoğu zaman hüzün verici. Bazı romanlar, bazı filmler, bazı fotoğraflar, bazı şarkılar, kısacası bazı şey’ler çok ama çok hüzün ve üzüntü vericidirler. Sinema tarihinin en görkemli filmlerinden biri olan Akira Kurosawa’nın, Düşler’i de öyledir. Filmdeki, ‘Tünel’ hikâyesinde yüksek rütbeli bir komutanın karşısına, karanlık bir tünelden çıkan [bir savaşta kaybettiği] askeri sinema tarihinin en anlamlı ve en can alıcı repliğini söyler. “Komutanım, ben öldüm mü?” Hemen ardından tünelden bir tabur asker çıkar. İnanılmaz bir sahneyle karşıyayızdır. Komutan tünelin karanlığından bütün askerlere, “Hepiniz öldünüz! Sizler birer ölüsünüz!” dedikten sonra tünelin karanlığını göstererek, “Geri dönün!” der. Komutan tekrar bağırır: “Hepiniz birer ölüsünüz! Emrediyorum geri dönün!” Bu sahne, Diane Arbus’un fotoğraflarından çıkmış ‘acımasızlık’la, Bruggel’in resimlerindeki ‘kaotik’ sapma arasında gidip gelir. Tam da bu nokta, zaman’ın durduğu ara[lık]lardır. Bazen üzülmekten başka bir şey yapamayacağımız çaresiz an’larımız vardır. İşte bu an, o an’dır.

Bakunin’e göre seçimler sadece ve sadece burjuvazinin oyunu uzatmasına yarar, kurtuluşun seçimle gelmesi tek kelimeyle imkansızdır. Tarihin çoğu zaman Bakunin’i haklı çıkardığını söyleyebiliriz. Tek bir istisna haricinde! 1973’te Marksist devlet başkanı Salvador Allende’yi kanlı bir darbeyle yıkıp 1990’a değin Şili’yi postalla yöneten Augusto Pinochet, 15 yıllık cunta terörizminin ardından 14 Aralık 1988’de uluslararası arenaya meşruiyetini kanıtlamak amacıyla bir plebisit (referandum) düzenlenmesini kararlaştırmıştı. Pinochet, 17 siyasi partinin Patricio Aylwin başkanlığında birleşerek, kendisine karşı ‘hayır’ kampanyasını desteklediği bu plebisiti kesinkes kazanacağını düşünüyordu. Fakat öyle olmadı, seçmenler %54,6’sı ‘Hayır’ oyu vererek önce darbe hükümetini yıktı, ardından da 1990’da iktidarı Pinochet’in elinden aldı. Tarih ve Bakunin bu kez yanılmıştı!

Ölümün Yüzleri, Gotham’ın altı yıldır tanıdığı maskeli figür Batman’in, son altı ayda 114 cinayet işlediğini düşündüğü Joker’in peşine düşmesiyle başlıyor.

Söz’ü, Chuck Palahniuk’un, Dövüş Kulübü romanına getirmek istiyorum. Yazarın ilk kitabının olmasının yanı sıra,-bir okurun- ‘yeraltı edebiyatı’na giriş biletinin en güvenilir dil’i, bu hayatı nasıl paramparça ettiğini görebileceğimiz bir dünyanın sınırında dolaştığını -okur olarak- okumaya/anlatmaya çalışacağım. Kısacası ellerinin altında, güvenli bir yolda yürümeyi sevmeyenler için önemli bir kılavuz bulunuyor. Güven, ne tehlikeli bir sözcük aslında.

Atom Bombası atıldığı sırada Hiroshima’da bulunan 6 yaşındaki Keiji büyüyüp çizer oldu. Babasını, kardeşlerini öldüren bombanın yarattığı Hiroshima cehennemini Yalınayak Gen adlı çizgi roman serisinde gözler önünde serdi. Bu, onun tüm sevdiklerini çalan Atom Bombası’ndan aldığı intikamdı. Keiji Nakazawa'nın yazıp çizdiği Yalınayak Gen şimdi dört kitaplık set halinde kitabevlerinde.

Ters Ninja Landlord'unun 2014'te okuduğu kitaplardan 10 tanesi aşağıda bir liste halinde paylaşılsa da belli bir sıra mantığı gözetilmemiştir.

Sizin için yazar/şair Altay Öktem'e ulaştık ve 2014'te hangi kitapları okuduğunu sorduk...

2014'ün konuşulan romanlarından O Anda'ya imza atan Melike İnci, bu sene içinde hangi kitapları okudu, merak ediyor musunuz?

Sevin Okyay'a 2014'te okuduğu kitaplardan 10 tanesini bizim için sıralamasını istedik, herzamanki gibi bizi kırmadı.

Ataç’ın dil konusundaki hassasiyeti “sinema” konusunda da açığa çıkmıştı. 1953 ve 1957 yılları arasında kaleme aldığı günlük yazılarının ve notlarının biraraya getirildiği Günce adlı eserinden alıntılıyoruz:

Şimdiye kadar birçok kez söyledim: “Igor Isakovski’nin şiirlerini okuyun!” Bunu niye söylediğimi ise hiç anlatmadım. Sanırım zamanı geldi. Günümüz şairlerini çok az tanıyoruz. Özellikle son yıllarda şiire olan ilgi azaldı. Öyle ki, kendi topraklarımızdan çıkan şiirde bile “İkinci Yeni”den bir adım ileri gidip oralarda bir yerlerde kalıyoruz, tabii eğer “Garip”te takılı kalmadıysak. Ülke sınırları içinde durum buyken, yabancı şairlere elbette sıra gelmiyor.
Ad