Kitap Hırsızları

Bir kitap çıktı diyeler, üç gün sonra duymayalar

Türleri kesin ve tekçi ayrımlara tabii tutmak doğru değil, ama kavramsallıştırma açısından kolaylık sağlaması adına, Western türünü henüz doğaya uyumluluğunu tam kaybetmemiş (sanayileşmemiş ve kentleşmemiş) bir medeniyetin kapitalizm sancılarını gösterdiği, Zombi türünü ise modernist toplumun ikiyüzlülüklerini ifşa etmedeki uygunluğu nedeniyle önemsediğimi söyleyebilirim. Roberto Recchioni’nin yazdığı Billy The Kid – Ölmeyen Kin bu iki türü sentezleme açısından çok başarılı bir çizgi roman.

Tarihi okumak hem keyiflidir hem de öğretici. Ama yazılı tarih kimi zaman yazanından ya da yazdıranından ötürü yanıltıcı da olabilir. O yüzden en doğrusu değişik kaynaklardan okumaktır tarihi. Ve ardından kendi akıl fikrimizi süzgeç gibi kullanmak. Levon Panos Dabağyan’ın kitapları değişik kaynakların başında geliyor.

Banker, Mürekkep Yayınları’nın Uykusuz Çizgi Roman Klasikleri Dizisi’nden çıkan En Kahraman Rıdvan albümlerinin üçüncüsü. Pislik, Robotlar ve Hong Kong’da maceralarıyla birlikte şimdilik dört albüm yayımlandı.

İki yıl önce kaybettiğimiz Füsun Akatlı, Edebiyat Defteri kitabında Adalet Ağaoğlu’nun Üç Beş Kişi romanının son cümlesine vurgu yaparak yazısına şöyle başlar: “Okuduğum bütün romanlar sahici bir başlangıçla bitsin istedim.” Hiç şüphesiz ‘sahici’ ve ‘hakikat’ gibi kelimeler bir yazarın en önemli mihenk taşladır. Roman büyülü bir aynadır çünkü. Yazar için yazdığı roman ne kadar büyük bir iddia ise okur içinde bir o kadar derin girdaptır.

Yürüyen Ölüler George A. Romero’nun yarattığı Yaşayan Ölüler kurgu-efsanesine saygı da kusur etmeyen, hatta bu efsaneye kendince değerli katkılarda da bulunan dikkate değer...

Girişimci ruhlar kolay pes etmeyeceği için direktif gecikmez 1954’de ilk Mike Hammer çevirisini yapan Kemal Tahir’e: “Sen yaz o zaman!” Bu hikayenin sonunda nurtopu gibi üç Mayk Hammer romanı doğar; Derini Yüzeceğim, Kara Nara ve Kıran Kırana. Baba Kemal Tahir bebeklerinin nüfus kağıdına baba adı olarak F.M. İkinci adını yazdırmıştı.

Cronos, Devil’s Backbone, Mimics, Hellboy, Blade 2, Pan’ın Labirenti gibi filmlerin yönetmeni olarak bugüne kadar hortlaklardan vampirlere, cehennem zebanilerinden mutasyona uğramış insan yiyen dev hamamböceklerine kadar pek çok acayip şeyi beyazperdeye taşıyan Guillermo Del Toro’nun bu sözünü tuttuğunu söyleyebiliriz.

Selahattin Yıldırım, Agora Kitaplığı’ndan çıkan Pier Paolo Pasolini'yi, Pasolini’nin kendi kaleme aldığı Pasolini’nin Hayatı ve Eseri Üstüne Kısa Bir Kronoloji Denemesi'ni, Enzo Siciliano ve N. Naldini imzalı 'Pasolini biyografileri'ni baz alarak hazırlamış.

Peter Heim’ın yönettiği Les Dalton 42 milyon dolarlık bütçesiyle İngilizce olmayan en pahalı filmler arasına girdi. (Şimdilik 16. sırada.) Filmde az biraz görünen Red Kit’i ise Til Schweiger canlandırmıştı.

Sjöwall ve Wahlöö’nün başlattığı gelenek Henning Mankell imzalı Wallender polisiyelerinde kolaylıkla gözlenebilir. İşlenen suçların nedenlerini ve faillerini araştırırken devamlı sorular sormak zorunda kalan Wallander aslında şu soruları sormaktadır: “Bu topluma ne oldu? Bu toplum nereye gidiyor? Bu toplumsal çöküşün sebebi ne?”

I. Dünya Savaşı’nı konu alan eserler ortaya çıkarmayı seven Fransız çizgi romancı Jacques Tardi 1993 tarihli Siperlerdeydik 1914-1918 adlı kitabında cephedeki dehşeti ilk elden yaşamış birinin, dedesinin anılarından yararlanmıştı.
Ad